Hong-Kong’un tercihli ticaret statüsü tehlikede

Dünyanın en büyük finans ve ticaret merkezleri arasında yer alan Hong Kong, ABD ile Çin arasında yeni bir gerilime daha sahne oldu. ABD, Çin’in Hong Kong’da uygulamayı planladığı ulusal güvenlik yasası nedeniyle yeni yaptırımları gündemine aldı. İngiltere de çalışma vizesi kararı ile sürece dahil oldu.

Paylaş LinkedIn E-posta
Yayınlanma tarihi: 09 Haziran 2020 Salı
AA + -

* Dünyanın en büyük finans ve ticaret merkezleri arasında yer alan Hong Kong, ABD ile Çin arasında yeni bir gerilime daha sahne oldu. ABD, Çin’in Hong Kong’da uygulamayı planladığı ulusal güvenlik yasası nedeniyle yeni yaptırımları gündemine aldı. İngiltere de çalışma vizesi kararı ile sürece dahil oldu.

* Hong Kong’un ABD’de tercihli ticaret statüsü bulunuyor. Çin, ABD'ye yaptığı ihracatın yüzde 8'ini, ABD ise Çin’e yaptığı ihracatın yüzde 6'sını Hong Kong üzerinden gerçekleştiriyor. Sorunun Hong Kong'un özel statüsünü tehlikeye attığı da tartışılıyor.

HABER: ŞEREF KILIÇLI

Koronavirüs salgını dünyayı sarsmaya devam ederken Hong Kong nedeniyle ABD ile Çin arasındaki ilişkiler yeniden gerildi. Çin Ulusal Halk Kongresi, Hong Kong Özel İdari Bölgesi’nde uygulanacak Ulusal Güvenlik Yasası’nı kabul etti. Yeni yasa, Çin'in ulusal güvenliğine tehdit olarak görülen ‘her tür eylem ve etkinliği’ yasaklıyor ve suç sayıyor. Çin’deki sürecin tamamlanmasının ardından Hong Kong yerel meclisinin onayı gerekmeksizin yasa yürürlüğe girecek.

DÖNÜM NOKTASI OLABİLİR

Çin Ulusal Halk Kongresi’nin kararının ardından ABD, İngiltere, Avustralya ve Kanada yaptıkları ortak açıklamayla Çin’i kınadı. Ortak açıklamada, ‘özgürlük kalesi olarak gelişen’ Hong Kong'un istikrar ve refahının uluslararası toplum açısından önemine dikkat çekildi. Küresel salgın sırasında Çin'in bu yeni yasayı empoze etmesinin, hükümetlere ve uluslararası işbirliğine güvenin sarsılması riski içerdiği ifade edildi. Durumdan rahatsızlığını bildiren ülkeler, yasayı dünyanın önemli finans merkezlerinden olan Hong Kong için önemli bir dönüm noktası olarak değerlendirdi ve yarı özerk bölgede, Çin yönetiminin nüfuzunu daha da pekiştirecek önemli bir adım olarak gördü. Çin yönetimi ise iddiaları reddetti ve Hong Kong’un statüsünün korunacağını belirtti.

ABD’DE ÖZEL YASA

Eski bir İngiliz kolonisi ve 1997 yılından itibaren Çin Halk Cumhuriyeti’ne bağlı özel bir idari bölge olan Hong Kong, ‘tek ülke, iki sistem’ modeliyle yönetiliyor. İngiltere ve Çin’in anlaşması gereğince Hong Kong, kendi para birimine, hukuk sistemine ve parlamenter sisteme sahip bir bölge konumunda. Hong Kong, 1992 ABD-Hong Kong Özel Politika Yasası kapsamında ABD'den özel muamele gördü ve ABD, 1997 devir işleminden sonra da ticaret ve ekonomik kontrol ile ilgili konular için Hong Kong'u Çin’den ayrı olarak ele almaya devam etti.

TERCİHLİ TİCARET STATÜSÜ

ABD Ticaret Bakanlığı verilerine göre, 2018 yılında ABD'nin Hong Kong'a doğrudan yatırımı 82.5 milyar dolar olarak gerçekleşti. ABD ile Hong Kong arasında 67 milyar ABD doları mal ve hizmet ticareti yapıldı. Hong Kong’un ABD’de tercihli ticaret statüsü var. Verilen özel statü; gümrük, ihracat kontrolleri, finans ve vize gibi birçok konuda Hong Kong’a ayrıcalık sağlıyor. Hong Kong merkezli firmaların hassas teknolojili ürünleri tedarik etme gibi avantajları da var. Bir başka önemli nokta ise 2018 yılında, Çin'in ABD'ye yaptığı ihracatın yüzde 8'i ve Çin'in ABD'den yaptığı ithalatın yüzde 6'sı Hong Kong üzerinden gerçekleşti.

ÇİN’E DOĞRUDAN YABANCI YATIRIMIN EN BÜYÜK KAYNAĞI

Hong Kong, küresel firmaların Çin’e açılmasında bir köprü olmasının yanında Çin’in dünyaya açılmasında bir pencere rolü de üstleniyor. Hong Kong, Çin’e doğrudan yabancı yatırımın en büyük kaynağı konumunda. 2018’in sonuna kadar Çin’de onaylanan tüm yurtdışı destekli projelerin yüzde 46.3’ü Hong Kong kaynaklıydı. Hong Kong’dan gelen kümülatif sermaye girişi, 1 trilyon 98 milyar dolar olarak gerçekleşti ve ulusal toplamın yüzde 54.1’ini oluşturdu. Hong Kong, aynı zamanda Çin’in doğrudan yabancı yatırım çıkışında da önde gelen durakları arasında. Çin istatistiklerine göre, 2017 yılına kadar Hong Kong’a giden doğrudan yabancı yatırım stokları 981.3 milyar dolara yükseldi. Bu rakam toplam doğrudan yabancı yatırım çıkışının yüzde 54.2’sine tekabül ediyor.

YUAN’IN EN BÜYÜK OFFSHORE MERKEZİ

Hong Kong, aynı zamanda küresel bir offshore RMB (Çin’nin resmi para birimi olan Çin Yuanı’nın kısa adı) merkezi. SWIFT’e (Society for Worldwide Interbank Financial Telecommunication) göre, 2018’de dünyanın en büyük offshore RMB merkezi oldu ve dünyadaki RMB ödemelerinin yaklaşık yüzde 79’unu gerçekleştirdi. Hong Kong, Çin'in yuanı ABD doları ile rekabet edebilen uluslararası bir para birimine dönüştürme hedefinde de önemli bir yere sahip. 

BİR KUŞAK BİR YOL VE HONG KONG

Hong Kong’un ‘Bir Kuşak Bir Yol’ projesinde de önemli bir yeri var. Projeye katılımı ve katkıda bulunması için Aralık 2017’de, Çin Ulusal Kalkınma ve Reform Komisyonu ile Hong Kong Hükümeti arasında anlaşma imzalandı. Anlaşma ile Hong Kong’un ‘Bir Kuşak Bir Yol’ projesine daha fazla katılımı için bir plan da oluşturuldu. Hong Kong, ayrıca Çin için çok önemli bir antrepo. Hong Kong Hükümeti’nin istatistiklerine göre, 2018’de yeniden ihracatın (re-export) yüzde 57’si Çin menşeliydi. Aynı yıl, Hong Kong dünyanın 8. en büyük ticari mal ihracatçısıydı. 

ABD YAPTIRIM İÇİN YASA ÇIKARDI 

Geçtiğimiz yıl Hong Kong’da ‘suçluların iadesi yasa tasarısı’ nedeniyle Çin’e karşı uzun süreli gösteriler yapıldı. O dönemde de ABD ve Çin arasında önemli bir gerginlik yaşandı. ABD Kongresi, 2019 Hong Kong İnsan Hakları ve Demokrasi Yasası’nı çıkardı. Söz konusu yasa gereğince, ABD Dışişleri Bakanlığı yıllık raporlarında Çin’in güvence altına aldığı Hong Kong’un özerklik haklarına riayet edip etmediği inceleyecek. Hong Kong İnsan Hakları ve Demokrasi Yasası, ABD Başkanı’na, 1992 ABD-Hong Kong Özel Politika Yasası kapsamında sağlanan özel statüyü sona erdirme yetkisini de veriyor. ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Çin Ulusal Halk Kongresi’nin kararının ardından yaptığı açıklamada, Hong Kong’un Çin’den artık özerk olmadığını belirtti. Pompeo, kararın Hong Kong ile ABD arasındaki olumlu ticari ilişkilerini tehlikeye atabilecek ve Çinli yetkililere karşı yaptırımlara yol açabilecek bir hareket olduğunu da söyledi. Uzmanlar, ABD Başkanı Donald Trump’ın vereceği kararın, Hong Kong ve Çin üzerinde nasıl etki göstereceğine bağlı olduğunu vurguluyor. Bazı uzmanlar ise ABD Başkanı Donald Trump’ın konjoktür nedeniyle sert yaptırımlar yerine vizeler ve Çin'in küresel finansal sisteme erişimi konusunda nispeten hafif yeni yaptırımlar uygulayabileceğini söylüyor.

İNGİLTERE’DEN HONG KONGLULARA ÇALIŞMA VİZESİ SÖZÜ

ABD’nin ardından İngiltere de, Hong Kong konusunda Çin’e karşı tepkisini artırdı. İngiltere Başbakanı Boris Johnson, “Çin, Ulusal Güvenlik Yasası'nı uygularsa, göçmenlik yasasını değiştireceğiz ve Hong Kong'da yaşayan İngiliz Ulusal Denizaşırı (BNO) pasaportu sahiplerine İngiltere'de 12 aylık yenilenebilir çalışma vizesi vereceğiz. Bu da vatandaşlığa geçmeyi kolaylaştıracak” açıklamasında bulundu. Hong Kong'da yaklaşık 350 bin kişinin BNO pasaportu bulunuyor. Johnson, ‘Ulusal Güvenlik Yasası’nın halkın özgürlüklerini kısıtlayacağı ve Hong Kong'un özerkliğini aşındıracağı değerlendirmesinde de bulundu.

HONG KONG’UN ALTERNATİFİ SİNGAPUR OLDU

Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Örgütü’nün (UNCTAD) Dünya Yatırım Raporu’na göre, Hong Kong, küresel doğrudan yabancı yatırım girişlerinde, 2018 yılında 115.7 milyar dolar rakamıyla dünyada üçüncü sırada yer alıyordu. Ancak 2019 yılında yaşanan olaylar Hong Kong’un konumuna önemli bir zarar verdi ve doğrudan yabancı yatırım girişi yüzde 48 azaldı. Doğrudan yabancı yatırım girişinde, 2019 yılında, ABD 251 milyar dolar ile birinci, Çin 140 milyar dolar ile ikinci, Singapur 110 milyar dolar ile üçüncü oldu. Yüzde 42’lik artışla dünya üçüncülüğüne yükselen Singapur, Hong Kong’un alternatifi olduğunu da göstermiş oldu. Çin Ticaret Bakanlığı da ilginç bir veri paylaştı. 2019 yılında Çin’e yapılan doğrudan yabancı yatırımlarda, Singapur’un yüzde 51.1, Hollanda’nın yüzde 43.1, Güney Kore’nin yüzde 21.7 artış sağladığını açıkladı. Söz konusu artışlar, ABD ile Çin arasında geçen yıl Hong Kong üzerinden yaşanan gerginliğe rağmen küresel yatırımların alternatif istasyonlarla Çin’e ulaşması olarak yorumlandı.