ITO Ticaret logo

100 yılın öyküsü

İstanbul Ticaret Odası’nın kuruluşu, batmakta olan Osmanlı İmparatorluğu ekonomisi için kurtuluş umudu, giderek zor duruma düşen Türk üreticisi ve Türk tüccarı için geleceği aydınlatan bir ışık oldu.

Paylaş
Yayınlanma tarihi: 08 Ocak 2018 Pazartesi
AA + -

İstanbul Ticaret Odası, Düyunu Umumiye İdaresi’nin kurulduğu 1882 yılında ‘Cemiyeti Ticariye’ adlı örgütün ‘Dersaadet Ticaret Odası’ haline dönüştürülmesiyle resmen faaliyete başladı. Prof. Dr. Erol Zeytinoğlu, İstanbul Ticaret Gazetesi’nin 100. yıl özel baskısında Oda’nın 100 yıllık öyküsünü şöyle anlattı:

HÜKÜMETE DANIŞMANLIK

İstanbul Ticaret Odası’nın kurulmasında ‘Meclisi Ticaret ve Ziraat’ adlı bir Meclis’in kurulmasını öngören 13 Haziran 1876 tarihli kararnamenin büyük rolü oldu. Zira, bu kararnamenin üçüncü bölümünde, diğer ülkelerde olduğu gibi İstanbul ile diğer il ve ilçelerde en seçkin tüccarlar arasından seçilecek ve Ticaret Bakanlığı’nca onaylanacak kişiler tarafından ‘Cemiyeti Ticariye’ adlı bir örgütün kurulması öngörülüyordu.
Bu örgütlerin amacı ise ticari konularda hükümete danışmanlık yapmak, hükümetin bu alandaki başvurularını cevaplandırmak ve hükümet ile tüccar arasındaki ilişkilerde yardımcı olmaktı.

Bu amaçla kurulan ilk ‘Ziraat ve Ticaret Cemiyeti’ hedefine ulaşamayınca, faaliyetine son vermek zorunda kaldı. Bunun üzerine Ticaret Bakanlığı, ticaret ile ziraati ayrı ayrı ele almaya karar verdi ve 11 maddelik bir tüzük hazırlayarak Avrupa’daki ve özellikle Fransa’daki gibi bir Ticaret Odası’nın kurulabilmesi için hükümete başvurdu. Tüzük, Bakanlar Kurulu’nda görüşülerek olumlu karşılandı ve alınan karar Padişah II. Abdülhamid’e sunuldu. II. Abdülhamid’den gerekli izin alındıktan sonra ‘Cemiyeti Ticariye’ adı altında bir örgüt oluşturuldu.

SANAYİCİLERLE YOL AYRIMI

21 Nisan 1880 günü yapılan törenle resmen faaliyete geçen Cemiyeti Ticariye, 14 Ocak 1882’de düzenlenen ikinci bir törenle ‘İstanbul Ticaret Odası’ (Dersaadet Ticaret Odası) haline dönüşünceye kadar ticari konularda bir Oda gibi hizmet gördü ve Hükümet ile tüccar arasında mesleki ilişkilerde aracılık yaptı. 25 Nisan 1949’da, 5373 sayılı ‘Esnaf Dernekleri ve Esnaf Dernekleri Birlikleri Kanunu’nun yürürlüğe girmesi ve esnafın 4355 sayılı kanun kapsamının dışında kalması üzerine Ticaret ve Sanayi Odaları ile ilgili yeni bir kanun çalışmasına başlanıldı.

Yeni tasarı, 8 Mart 1950’de kabul edildi ve bugünkü 5590 sayılı Ticaret Odaları, Sanayi Odaları, Ticaret Borsaları ve Ticaret ve Sanayi Odaları Birliği Kanunu yürürlüğe girdi. Söz konusu kanunun uygulanmasında İstanbul Ticaret Odası yönünden karşılaşılan ilk değişiklik, 30 Mayıs 1952’de oldu. Zira bu tarihte Oda bünyesindeki büyük sanayiciler ‘İstanbul Sanayi Odası’ adı altında bir başka Oda oluşturarak, İstanbul Ticaret ve Sanayi Odası’ndan ayrıldılar ve Oda ‘İstanbul Ticaret Odası’ haline dönüştü.

İLK YÖNETMELİK TELLALLAR İÇİN

Ticaret Odası’nın hazırladığı ilk yönetmelik ‘Tellallar Yönetmeliği’ oldu. Amacı ise hem tellal ve simsarların faaliyetlerini daha iyi bir hukuki düzen içinde yürütebiImelerini sağlamak hem de Ticaret ve Zahire Borsası kurabilmek için ilk adımı atabilmekti.

İTO’NUN 136., İSTANBUL TİCARET’İN 60. YIL GURURU

Kuruluşu 1885’e dayanan ve 1958 yılından bu yana aralıksız yayınlanan İstanbul Ticaret 60 yaşında...

İTO AİLESİ İÇİN ONUR VESİLESİ

ŞEKİB AVDAGİÇ / İTO MECLİS BAŞKANI

Dilimizde güzel bir deyiş vardır… “Uzak yerin haberini kervan getirir” derler. Gerçekten de asırlar boyunca ticaret deryasında yol yürüyenler dünyadaki iletişimin ana aktörü oldu. Şimdilerdeyse haber ağının olağanüstü akışı, tek tuşla ulaşılabilen mecralarda yürüyor. Ne var ki, geçen zamana ve yaşanan köklü teknolojik değişimlere rağmen ekonominin kalbinde iş yapanların sesi ve nefesi bugün de en doğru haberlerin adresi olmaya devam ediyor. Ticaretin binlerce yıllık kodları, hâlâ insanlığın en sağlam iletişim aracı olarak sivriliyor. Tıpkı İstanbul Ticaret gazetesinde olduğu gibi. Gazetemiz, dile kolay, tam 60 yıldır ekonominin kalbinden sadece İstanbul’a değil, Türkiye’ye ve dünyaya uzanıyor. 136 yıl önce başlayan İstanbul Ticaret Odası’nın başarı öyküsü, İstanbul Ticaret gazetemizin küresel nitelikli yayıncılığıyla taçlanıyor. Şunu büyük bir kıvançla ifade ediyorum ki; bugün gazetemiz sektörel gelişmelerden uluslararası olaylara, teknolojiden spora pek çok alanda çağı yakalayan bir haberciliğin adresidir. İstanbul Ticaret Odası ailesi için bir onur vesilesi olarak yükselen bu başarı, aynı zamanda nitelikli ekonomi haberciliğinin de timsalidir. İstanbul Ticaret, başarıya atılan 60 yıllık imzanın adıdır. Emek veren herkesi can-ı yürekten tebrik ediyorum. Saygı ve selamlarımla.

YERELDEN KÜRESELE EKONOMİ

ÖZTÜRK ORAN / İTO YÖNETİM KURULU BAŞKANI

Zamanın çarkları hızla dönerken hakikatleri görebilmek, yaşananlar arasında kıymetli olanları ayırabilmek yüksek bir maharet ister. Şüphesiz ki, bir gazetenin en açık alamet-i farikası bu başarıyı sergileyebilmektir. Sayısız gelişme ve olay arasından kıymetli olanları açığa çıkarabilen bir gazete gündelik haberlerin ötesine uzanır, her sayısıyla tarihi bir vesika hüviyetine kavuşur. Ne mutlu ki 136. gurur yılını kutladığımız İstanbul Ticaret Odası’nın gazetesi İstanbul Ticaret, 60 yıldır tam da böyle bir gayretin yuvasıdır. Gazetemiz, arkasında İstanbul Ticaret Odası’nın 136 yıllık mirasıyla yerelden küresele her yönüyle ekonominin nabzını tutmaya devam ediyor. Ekonomi haberciliğinin sesi olurken sadece 400 bini aşan üyemize değil, İstanbul’dan dünyaya uzanan gelişmelere de ışık tutuyor; İngilizce baskılarımızla tüm dünyaya sesleniyoruz. Yarım asrı aşan geçmişiyle İstanbul Ticaret, haftalık 140 bin baskıyla geleceğe sağlam adımlar atıyor. Ben bu vesileyle yayın ve yazar kadromuza ve dünden bugüne bu onur tablosunun inşasında emek veren, taş üstüne taş koyan herkese yürekten şükranlarımı sunuyorum.
60. yılımız kutlu, yolumuz ve bahtımız açık olsun! Selam ve hürmetlerimle.

*                                             *                                               *

‘1’ numaralı üye bankaydı

İstanbul Ticaret Odası’nın ilk sicil numarası Osmanlı Bankası’na verildi. Bank-ı Osmanî-i Şahane adıyla kurulan Osmanlı Bankası, Oda’nın ‘1’ sicil numaralı üyesi olarak tarihe geçti.

Osmanlı İmparatorluğu’nun resmi bir devlet bankası kurma çalışmaları, 1861’de Sultan Abdülaziz’in tahta geçmesiyle hız kazandı. Bu imtiyaza birçok yerli ve yabancı kişi ile kuruluş adaydı, ancak Osmanlı hükümeti devlete türlü hizmetlerde bulunan Ottoman Bank’ı tercih ediyordu. Dönemin Sadrazamı Keçecizade Fuad Paşa’nın tek kaygısı ise bu önemli görevi sadece İngiliz sermayesine teslim etmemekti. Bu nedenle yeni bankanın sermayesine Fransız sermayedarların da katılması şart koşuldu. Maliye Nezareti, İngiliz ve Fransız bankacılardan ‘Bank of England’ ve ‘Banque de France’ gibi banknot ihracına yetkili ve devletin hazinedarlığını yapmak üzere bir banka kurmalarını istedi.

DÜZENLİ KAYIT DÖNEMİ

Böylece Haziran 1863’te kurulan ve Bank-ı Osmanî-i Şahane adını alan yeni banka, devlet bankası olarak faaliyetine başladı. Bankaya dönemin padişahının fermanı ile gereken yetkiler de verildi.

27 Eylül 1925 tarihinde çıkarılan 655 sayılı ‘Ticaret ve Sanayi Odaları Kanunu’ndan sonra başlatılan düzenli ve sicil numaraları kayıt dönemi ile beraber İstanbul Ticaret Odası’nın ilk sicil numarası Osmanlı Bankası’na verildi. Banka, Oda’nın ‘1’ sicil numaralı üyesi unvanına sahip oldu. Osmanlı Bankası’nın eski Genel Müdür Yardımcısı Bahattin Bursalı, İstanbul Ticaret Odası’nın 100 yıllık tarihinin ele alındığı ‘1982 Yıllığı’nda, ‘1 numara’nın doğuşunu böyle anlattı.

MERKEZ BANKASI KURULUNCA

Bursalı, Osmanlı Bankası’nın padişah fermanından sonra yarım asrı aşkın bir süre devlet bankası olarak faaliyetlerini sürdürdüğünü ve imparatorluğun başlıca vilayetlerinde teşkilatlandığını söyledi. Bankanın, Osmanlı Devleti’nin tarihe karışmasıyla 1924 ve 1925 yıllarındaki TBMM hükümetleri kararıyla görevine ‘Osmanlı Bankası’ adı altında aynı yetkilerle devam ettiğini dile getiren Bursalı, “Banka banknot basma yetkisini T.C. Merkez Bankası’nın kurulmasına kadar sürdürdü” dedi.

İLK BANKNOTU ÇIKARDI

Bahattin Bursalı, ülkemizde ilk banknotu çıkaran Osmanlı Bankası’nın, 1952’den sonra sadece ticari bir banka hüviyetinde çalıştığını belirterek, “Türkiye’nin en büyük mesleki teşekkülü olan İstanbul Ticaret Odası’nın 1 numaralı üyesi, Oda’yla beraber gelişip büyüyerek bugün kendine saygın bir yer edindi” diye konuştu.

Osmanlı Bankası tarafından 30 Haziran 1869 tarihinde tedavüle çıkarılan iki liralık banknotun ön ve arka yüzleri

100. YILI BÖYLE ANLATMIŞLARDI

4 kişilik personel ve 200 TL borç ile göreve başladı

İstanbul Ticaret Odası, 4 kişilik personeli ve 200 TL borç ile faaliyete geçtiğinde ülke ekonomisi tam bir çöküntü içindeydi. Dünyada yaygın olan fikir; Türklerin üretim yapmaktan yoksun, ticaret yapmaktan ise aciz bir millet olduğu yönündeydi. İstanbul Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Nuh Kuşçulu (1978-1987), bir asırda katedilen mesafeleri, 100. yıl için özel hazırlanan İstanbul Ticaret Gazetesi’ne şöyle anlattı:

Bugün artık Türklerin de dünya pazarlarında aranan kaliteli mal üretebileceği, dünya piyasalarında gerek kendi, gerekse diğer ülke mallarını pazarlayabileceği ispat edilmiş durumdadır.

Atatürk’ün 100. doğum yıl dönümünü yaşadığımız bir yıldan sonra bugün sizlerle İstanbul Ticaret Odası’nın kuruluşunun 100. yıl dönümünü kutlamanın mutluluğu içindeyiz.

Geçen 100 yıl içinde çok zor günler geçirilmiştir. Dünyadaki gelişmelere uyumda gerekli başarıyı gösteremeyen bir devletin çaresizliğinden yeni ve modern bir devlet kurulmuştur. İstiklâl Savaşı ile birlikte kazanılmış önemli bir husus da milletimizin birlik ve beraberlik içinde çalışarak önüne çıkacak en güçlü engelleri bile aşabileceği güvencesini yeniden kazanmış olmasıdır. Bundan 100 yıl önce 14 Ocak 1882’de, İstanbul Ticaret Odası 4 kişilik personeli ve 200 TL’si borç ile göreve başladığı zaman ülke ekonomisinin tam bir çöküntü içinde olduğunu kabul etmek gerekir.

ÖNYARGILARI YIKTIK

100 sene önce, dünyada yaygın olan fikir; Türklerin kaliteli mal üretimi için gerekli olan teknik beceri ve organizasyon yeteneklerinden yoksun, ticaret yapmaktan aciz bir millet olduğu merkezinde idi. Hatta yalnızca yabancılar değil, kendimiz bile çoğu kez bu fikri paylaşıyor; Türklerin ancak memur ve asker olabileceği, fakat iyi bir tüccar olamayacağı görüşünde birleşiyorduk.

Geçen 100 yıl içinde ülkemiz, ekonomik bakımdan da çok büyük sorunlarla karşılaşmıştır. Politik istiklâlimizi kazanmanın sevincini yaşadığımız günlerde de ekonomik sorunlar bütün ağırlığı ile sürmekte idi. Geriye baktığımızda büyük mesafeler kat edilmiş olduğunu görmekle beraber, özellikle son yıllarda ülkemiz ekonomisi çok kritik bir dönem yaşamıştır. 24 Ocak istikrar tedbirleri ile ekonomik alanda önemli başarılar elde edilmiştir.

BİZ DE TÜCCAR OLABİLİRİZ

Bugün artık Türklerin de dünya piyasalarında aranan kaliteli mal üretebileceğini, Türk tacirlerinin ülkemizde üretilen, hatta diğer ülkelerden aldıkları malları, rakiplerine göre bürokratik ve kısıtlayıcı mevzuata rağmen dünya pazarlarında başarı ile satabileceklerini, Türk müteahhitlerinin dış ülkelerde önemli yatırımları gerçekleştirebileceğini görmenin mutluluğu içindeyiz.

Aşılması gereken zorluklar henüz bitmemiş, ancak milletimizde artık bu zorlukları yenebileceğimiz güvencesi yerleşmiştir. Türklerin de kaliteli mal üretimi için gerekli teknik beceri ve organizasyon yeteneğine sahip olduğu; Türklerin asker ve memur oldukları gibi tüccar da olabilecekleri görülmüştür.

*                                             *                                               *

Demokratik yönden zamana ayak uydurdu

İstanbul Ticaret Odası’nın önemli bir özelliği de diğer ticaret odalarına örnek olması. Yönetim Kurulu Başkanı Celal Umur (1973-1977), 100. yıla özel hazırlanan İstanbul Ticaret Gazetesi’nde, demokrasinin yerleşmesiyle Oda’da her konunun tartışılmaya başlandığına dikkat çekti. Umur, “İstanbul Ticaret Odası, demokratik yönden zamana ayak uyduran bir kuruluş oldu” diye konuştu.

İstanbul Ticaret Odası’nın bir asır öncesine rastlayan ilk kuruluş yıllarında tüm yöneticileri azınlıklara mensup kişilerdi. Bu durum, Oda’nın tüm belge ve kayıtlarında açıkça gözleniyor. Bu da devrin koşulları göz önüne alındığında normal sayılabilir. Çünkü, o dönemde ticaret hayatında azınlıklar öndeydi.

PİYASAYA HAKİM OLDUK

Cumhuriyet dönemi ile birlikte Türk tacirler yetişti. Oda’ya üye olduğum yıllarda yani 1940’larda, Oda’ya kayıtlı tacir sayısı 20 bin dolaylarında idi. Piyasa geliştikçe Oda da gelişti.

Cumhuriyet’in ilk yılları ile birlikte gelişmeye başlayan İstanbul Ticaret Odası, bu gelişimini hızla sürdürdü. Giderek Türkler piyasaya hakim olmaya başladılar. Gelişim süreci içindeki Oda, kendisinden beklenen fonksiyonları ifa eder duruma geldi. İstanbul Ticaret Odası, günümüzde de gerek mesleki dayanışmayı sağlamak, gerek tüccarın sorunlarını çözmek ve gerekse hükümetlerin verdiği vazifeleri yerine getirmek gibi birçok çalışmayı başarı ile sürdürüyor.

DİĞER ODALARA ÖRNEK

İstanbul Ticaret Odası’nın önemli bir özelliği de kurulmuş ve kurulmakta olan Ticaret Odalarına örnek olmasıdır.

Ticaret Odası’na dahil olduğum 40 yılı aşkın sürenin başlarında, Oda genelde belirli meseleleri çözüp, birçok konuda hizmet vermekle birlikte sorunlar genellikle tartışılmazdı. Sonraları demokrasinin ülkeye yerleşmesi ile birlikte Oda’da her konu meslektaşlar arasında yeterli düzeyde tartışılmaya başlandı. Bu yönüyle İstanbul Ticaret Odası, demokratik yönden zamana ayak uyduran bir kuruluş oldu.

Geçmiş dönemlerde iş alemimizin dış ilişkileri de oldukça zayıf iken bu sahada da gelişmeler oldu. Artık işadamlarımızın dış ilişkileri sürekli olarak ve çok yönlü bir şekilde gelişiyor.