Yerli girişimcilik hareketi hayriye tüccarları

Sanayi Devrimi, Osmanlı tüccar kesimini de etkiledi. Dış ticareti ele geçirip Müslüman ve Türk tüccarlar ile müteşebbisleri etkisiz kılan Avrupalı ve ‘beratlı’ tüccarlara karşı bilhassa İstanbul’daki tüccarlar da hak arayışına girdi.

Paylaş LinkedIn E-posta
Yayınlanma tarihi: 05 Nisan 2021 Pazartesi
AA + -

* Sanayi Devrimi, Osmanlı tüccar kesimini de etkiledi. Dış ticareti ele geçirip Müslüman ve Türk tüccarlar ile müteşebbisleri etkisiz kılan Avrupalı ve ‘beratlı’ tüccarlara karşı bilhassa İstanbul’daki tüccarlar da hak arayışına girdi.
 
* Böylelikle yerli girişimcilik hareketi olarak da tanımlanabilecek Hayriye Tüccarları ortaya çıktı. İTO, ‘Osmanlı Arşiv Belgelerinde Hayriye Tüccarları’ isimli eseri yayınlayarak, iktisat tarihine yeni bir kaynak kazandırdı.
 
HABER: DİLŞAH KEFLİOĞLU
 
Resmi Gazete’den sonra Türkiye’nin en eski yayımcısı olan İstanbul Ticaret Odası, kültür ve girişimcilik tarihimize yönelik yayınlarına devam ediyor. Oda, bu kez ‘Osmanlı Arşiv Belgelerinde Hayriye Tüccarları’ isimli eseri yayın dünyamıza kazandırdı. Mehmet Fatih Can yönetiminde S. Atilla Sağlamçubukçu, Uzm. Erdinç Şahin, Uzm. Kemal Gurulkan, Dr. Saim Çağrı Kocakaplan, Dr. Muharrem Saffet Çalışkan ve Dr. A. Latif Armağan tarafından hazırlanan eser, üç bölümden oluşuyor. İlk bölümde Osmanlı ekonomisinin dayandığı dinamikler ele alınıyor ve özetle açıklanmaya çalışılıyor. İkinci bölümde ise hayriye tüccarlığına giden süreçle birlikte söz konusu statüyü zorunlu kılan nedenler inceleniyor. Konuyla ilgili binlerce arşiv vesikası taranarak seçilen belgelerin çevirileri ve özetleri verildi. Eserin son bölümünde de bu alanda ihtisas yapan araştırmacılar ve uzmanları için kaynak teşkil eden belge dokümantasyonuna yer veriliyor.
 
4 TÜCCAR GRUBU
 
Kitapta, Osmanlı ekonomisine yön veren 4 tüccar grubu şöyle sıralanıyor: 1-Müstemen Tüccarlar, 2-Beratlı Tüccarlar, 3-Avrupalı Tüccarlar, 4-Hayriye Tüccarları.­­ Günümüzdeki ‘yerli-milli girişimcilik’ kavramıyla örtüşebilecek bir tanımlama olan Hayriye tüccarları, aslında ilk 3 sıradaki tüccarların sahip oldukları imtiyazlara karşı bir tepki olarak ortaya çıkıyor. Çünkü Osmanlı Devleti, gerek yabancı tüccarların gerekse kendi tebaası olan ve Avrupa tüccarı diye ifade edilen gayri müslim tüccarların sahip oldukları imkanlar ve imtiyazlar nedeniyle pek çok ekonomik kayba uğradığı gibi siyasi yönden de sıkıntılara sebep oluyordu. Özellikle ülke dışına yapılan ticarette gayri müslimlerin etkinliği oldukça fazlaydı. Bu tüccarlar ister Osmanlı tebaası olsun, ister yabancı ülke tebaası olsun, fırsat buldukları her yerde imtiyaz koparmayı başarmış-lardı. İmtiyazlı hale gelen tüccarlar, yabancı devletlerin himayesine girerek bitmek bilmez isteklerini Osmanlı Devleti’ne iletiyorlardı. Sultan III. Selim, bu duruma bir çözüm bulmak için elçiliklere notalar gönderip girişimlerde bulunduysa da sonunu getirmeye muvaffak olamadı. Özellikle Rusya’nın Rum tüccarlar üzerindeki etkisi, devleti zor duruma sokuyordu.
 
HAKSIZ REKABET
 
Müslüman tüccarlar, verilen imtiyazlar sebebiyle haksız bir rekabetin ortasında kalmışlardı. Osmanlı Devleti, hem Müslüman tüccarları haksız rekabetten kurtarmak hem devletin gelirlerini artırmak hem de beratlı gayri müslim tüccarları kullanmak isteyen yabancı devletleri engellemek için harekete geçti. Sultan I. Abdülha-mid ile Nakşidil Sultan’ın oğlu olan Sultan II. Mahmud, 28 Temmuz 1808 tarihinde Sultan IV. Mustafa’nın tahttan indirilmesi üzerine padişah oldu. Sultan II. Mahmud, merkezi otoritenin güçlendirilmesi ve Osmanlı toprak-larında ağırlığının hissettirilmesi için çalıştı. Hükümet işlerinin düzenlen-mesi ve merkezileşmenin sağlam bir şekilde oturması için de yeni idari organlar kurdu. Avrupa kabine usulüne benzer bir sistemi denedi. Hariciye, Dahiliye, Maliye, Evkaf nezaretleri ve nazırlıkları gibi yeni isimleriyle mülki idareyi çağdaş bir seviyeye çıkarmaya çalıştı. Sultan II. Mahmud, ticari alanda da yenilikler yapması gerektiğinin farkındaydı. Sultan III. Selim zamanında yapılan girişimlerin netice vermemesi üzerine ehl-i İslam tüccarları Bâbıâli’ye bir arz sunarak, Avrupa tüccarlarına, reaya tüccarlarına sağlanan hakların kendilerine de verilmesini Sultan II. Mahmud’dan istedi.
 
HAYRİYE İSTEKLERİ
 
12 Temmuz 1828 tarihli belgede, tüccarlar isteklerini şöyle dile getir-mişlerdi: “Avrupa ile ticaret yapmak isteyenler imtiyazlı müstemen tüccar gibi gümrük vermek ve serbestiyet üzere ticaret etmek amacıyla bazıları patent alarak müstâmen reayasının eline düşmek gibi uygunsuzluklara giriştiklerinden bu fenalığın önünü kesmek ve Avrupa ticareti sadece Frenklere ait olmayıp diğer reaya dahi ticaret ve gümrük gelirlerini artırmak düşüncesiyle reayadan Avrupa ticaretine talip olanların ellerine ticaret ve himâyete ait bazı imtiyaz şartlarını havi berat verilmesiyle Frenklerden kurtarmak için ferman çıkmışken ehl-i İslâm tüccarının dahi ticarette imtiyazları olmadığından Frenklerin elinde perişan olduklarından onlardan kurtarmak ve İslam şerefini korumak için Müslüman tacirlere de imtiyaz verilmesi.”
 
OSMANLI’DA TÜCCAR GRUPLARI
 
Belgelerle desteklenen kitapta Hayriye Tüccarları hareketinin doğmasına neden olan Osmanlı’daki diğer tüccar grupları şöyle tanımlanıyor:
 
1. Müstemen tüccarlar
 
Müstemen, ‘Osmanlı topraklarında oturmalarına izin verilen yabancı devlet tebaası’ olarak tanımlanıyor. İşte bu yabancı devlet tebaasından olup çeşitli imtiyazlara mazhar olmuş, Osmanlı Devleti’nde ticaret yapanlara ise ‘Müstemen
Tüccar’ deniyor.
 
2. Beratlı tüccarlar
 
Beratlı tüccarlar ise 18. yüzyıldan itibaren, gayri müslim Osmanlı tebaasından Avrupa devletlerinin himayesine girerek, müstemen tüccar gibi iç ve dış ticarette imtiyazlı bir şekilde ticaret yapan kimseler diye tanımlanıyor.
 
3. Avrupa tüccarları
 
Beratlı tüccarların tam olarak ne zaman Avrupa tüccarı haline geldiği yönünde farklı görüşler olsa da birbirine yakın tarihler veriliyor. 1835-1836 yılında Avrupa tüccar ve hizmetkarlarının sayısı bin 344 kişiye ulaşmış olarak kaydediliyor. Müstemen tüccarlara tanınan hak ve imtiyazlar Avrupa tüccarlarına da tanındığı için ticaret yaptıkları memleketin tarifesi üzerinden yüzde 3 gümrük vergisi ödüyorlar ve tekâlif-i örfiyyeden muaf tutuluyorlardı. Ayrıca kıyafetlerine karışılmıyor, ‘mürur tezkiresi’ denilen seyahat izinlerini kolayca alabiliyorlardı. Gayri müslim Avrupa tüccarları tıpkı müstemen tüccarlar gibi tüm imtiyazlar kendilerine tanınmış olsa da yabancı devletlerin himayesine girmeye çalışmaktan vazgeçmediler. Bu tüccarlar hem Osmanlı Devleti’ni hem de bizzat patente aldıkları elçi ve konsolosları da istismar ettiler. Yaptıkları istismar neticesinde hem imtiyazlarını devam ettirmek istediler hem de daha az vergi vermenin yollarını aradılar.
 
İKTİSAT TARİHİMİZ İÇİN KAYNAK ESER
 
İTO Başkanı Şekib Avdagiç, ‘Takdim’ yazısında, Hayriye Tüccarları ile ilgili başka çalışmalar için kitabın bir kaynak eser olduğunu belirterek, şu değerlendirmeyi yaptı: “Osmanlı arşivinde bir arşiv kurdu gibi çalışıp ilgili belgeleri çıkartan araştırmacılarımız, bunları günümüz Türkçesine aktardılar. Elbette bu belgeler, transkribe edilmenin ötesinde bahsettiğim kapsamlı araştırmalara, makalelere ya da kitaplara kaynaklık teşkil edecek nitelikte. İnanıyorum ki, iktisat tarihi araştırmacılarımız bu açılan yoldan giderek, bu belgeler üzerinden önemli dönem analizleri yapacaklardır.”
 
Hayriye Tüccarları kitabını, Kitap İstanbul’dan temin edebilir veya online ortamda inceleyebilirsiniz: https://kutuphane.ito.org.tr/yordambt/yordam.php