Sadakatin 650 yıllık nişanesi akide

Kendine has aroması, çeşitli formlarıyla şekerlerin atası hiç şüphesiz akide… Ancak akideye sadece şeker demek onu anlatmak için yetersiz kalıyor. 650 yıllık maziye sahip olan akide, Yeniçeri Ocağı’ndaki merasimlerden günümüzdeki evlilik törenlerine farklı sosyal olaylarda zengin anlamları olan geleneksel tadımız.

Paylaş LinkedIn E-posta
Yayınlanma tarihi: 03 Mayıs 2021 Pazartesi
AA + -

HABER: DİLŞAH KEFLİOĞLU
 
Ramazan bayramına sayılı günler kala perakende noktalarında şekerleme reyonları kendini göstermeye başladı. Çeşit çeşit, rengarenk şekerler, küçük-büyük herkesi cezbediyor, iştahları kabartıyor. Sertinden yumuşağına sayılamayacak kadar çeşide ulaşan şekerlerin atası ise hiç şüphesiz akide… Ancak ‘akide’ye sadece şeker demek, onu anlatmak için yeterli değil.
 
ŞEKERİN ŞAHI
 
“Şekerin şahı” olarak da tanımlanan akide, yüzyıllar öncesine uzanan hikayesi ve taşıdığı anlamları ile hakikaten şekerden çok öte bir kıymete sahip… Bu nedenle akideyi tanımlayabilmek için asırlar öncesine gidiyoruz. Çünkü akide hikayeleri, Osmanlı ordusunun bir zamanlar merkezi gücünü oluşturan yeniçerilere dayanıyor. Yeniçeri Ocağı, I. Murat zamanında hükümet merkezinde padişahların maiyetinde daimi ücretli askerler şeklinde teşkil edilmişti. Dolayısıyla 1362-1389 yıllarında hükümdar olan I. Murat dönemi dikkate alındığında, akide hikayelerinin yaklaşık 650 yıllık bir tarihi derinliği var.
 
BAĞLILIK İFADESİ
 
Akide; kelime olarak, “Bağlılık, sadakat, sözleşme, bağlanma, birbirinden ayrılmama” gibi anlamlarda kullanılıyor. Akide şekerinin de kelime anlamına uygun olarak sadece bir şeker değil, fonksiyonel bir nesne olduğu ifade ediliyor.
 
Akide şekerleri özellikle yeniçerilere maaş ödemeleri sırasında sahneye çıkardı. Yeniçerilerin üç ayda bir Ulufe adlı maaşları, Divan-ı Hümayun huzurunda, ‘Ulufe töreni’yle dağıtılırdı. Ulufe dağıtım işi gerçekleştikten sonra saray avlusunda çorba, zerde ve pilavdan oluşan bir yemek verilir ve bu tören içerisinde bir de akide merasimi gerçekleşirdi.
 
GÜVENLİK SİMGESİ
 
Ulufe merasimi, askerlerin, aldıkları aylıktan ve yedikleri yemekten hoşnut kaldıklarını gösteren bir törenden ibaretti. Yeniçerilerin maaşlarını almalarının akabinde gerçekleşen bu törenin asıl manası, aldıklarından memnun oldukları ve ayaklanmaya herhangi bir sebep olmadığı manası taşıyordu.
 
İki tarafın da memnun kalarak birbirlerine şeker ikram ettiği törene ‘Akid’ deniliyor, daha sonra da ikram edilen şekere de ‘Akide şekeri’ adı veriliyordu. Osmanlı sarayında gerçekleşen bu törendeki derin anlam dolayısıyla başkent İstanbul’da yaşayan Osmanlı halkı da, akide şekerini güvenliğin ve huzurun simgesi olarak görüyordu.
 
ŞEKERCİ ESNAFI
 
Osmanlı iktisadi hayatının her alanında olduğu gibi, şeker üretimi ve satışında da esnaf grubu kendi arasında örgütlüydü. Teşkilatlı çalışan bu tacirler (şekerfürûşan), esnaf alayları arasında yer alıyordu. ‘173 Şekerci hirfeti’ de denilen bu grup, başkent başta olmak üzere üretim ve fiyat ayarlanmasında söz sahibiydi. Esnafa karşı özel bir ilgisi olduğu bilinen Evliya Çelebi’ye göre kendi çağında (17’nci asrın ortalarında) başkentte 70 adet şekerci dükkânında 100 kişiden oluşan bir esnaf grubu faaliyet gösteriyordu.
 
EVLİLİK TÖRENLERİNİN VAZGEÇİLMEZİ
 
Yeniçeriler tarihe karıştı, günümüzde artık ulufe törenleri de yapılmıyor. Ancak akide şekeri üretimi butik şeklinde de olsa devam ediyor ve farklı niyetlerle dağıtımı sürüyor. Akide, günümüz nikah ve evlilik törenlerinin en tatlı hediyesi olarak katılımcılara şık paketlerde ikram ediliyor. Davetlilerin yemeye kıyamadan hatıra olarak sakladığı şık akide paketçikleri, evlenenlerin bir ömür boyu birlikte yaşamak için akitleştiği mesajını taşıyor. Akidenin bayramlardaki ikramı ise karşılıklı bağlılığı ifade ediyor.
 
EN ÇOK KULLANILAN AROMALAR
 
Sözlükte, “Şekerin kaynatılarak katılaşması yolu ile yapılan, renkli ve kokulu, ağızda güç eriyen şeker” şeklinde tanımlanan akide şekeri; İstanbul şekercileri tarafından içerisine tarçın, karanfil, çeşitli kokulu maddeler ve baharat atılarak çok leziz hale getirildi. Kuru yemişlerle de yapılabilen akide şekerinde Osmanlı zamanında da en çok gül suyu, tarçın, susam, portakal, limon, nane gibi aromalar kullanılırdı.
 
‘KAZAN KALDIRMA’YI ÖNLEYİCİ
 
Mustafa Kutlu’ya göre saray helvahanesinde özel olarak hazırlanan ve işlevinden ötürü akide denilen şekerleri İstanbul ahalisi şehrin güvenliğinin ve huzurunun bir simgesi gibi görüyorlardı. Şeker, yeniçerinin, Divan-ı Hümayun’a yönelik şikâyetini ve kazan kaldırabileceğini haber veren bir işaret olabilirdi. Asker kazan kaldırdı mı, şehirde güvenlik ve huzur kalmıyor; kavgalar, isyanlar, dövüş ve idamlar aylarca sürüyordu.