Hedefimiz, AB’nin ithalatında ilk 3’e girmek

İstanbul Ticaret Odası Başkanı Şekib Avdagiç, Türkiye’nin ilk 3 ayda AB’ye ihracatını yüzde 6.5 artırdığını belirterek, “AB’nin dünyadan en çok mal aldığı 6’ncı ülke olduk. Hedefimiz, AB’nin ithalatında Çin ve ABD ile birlikte ilk 3 ülke arasına girmek” dedi.

Paylaş LinkedIn E-posta
Yayınlanma tarihi: 14 Haziran 2021 Pazartesi
AA + -

İstanbul Ticaret Odası Başkanı Şekib Avdagiç, Türkiye’nin ilk 3 ayda AB’ye ihracatını yüzde 6.5 artırdığını belirterek, “AB’nin dünyadan en çok mal aldığı 6’ncı ülke olduk. Hedefimiz, AB’nin ithalatında Çin ve ABD ile birlikte ilk 3 ülke arasına girmek” dedi.
 
Aşılamanın güçlü olduğu ülkelerde tüketici talebinin daha yüksek olduğuna dikkat çeken Avdagiç, şöyle konuştu: “Mal satmak için kanallar açılıyor. Yeni küresel ticaret yolunda tekerlek izlerini takip eden değil, ‘tekerlek izleri bırakan’ ülke olmalıyız.”
 
Avdagiç, “İstanbul’u ilk 4 ayda 1 milyon 651 bin kişi ziyaret etti. Almanya’nın kısıtlamaları hafifletmesi ve Rusya’dan beklediğimiz açılma haberleri ile birlikte bu yılın turist sayılarının 2020 yılını geçmesi zor olmayacak” dedi.
 
HABER: MÜGE BİBER / ŞEREF KILIÇLI
 
İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, Avrupa Birliği İstatistik Kurumu (Eurostat) verilerine göre, Türkiye’nin ilk 3 ayda AB’ye ihracatını yüzde 6.5 artırdığını belirterek, “AB’nin dünyadan en çok mal aldığı 6’ncı ülke olduk. Hedefimiz, post-Covid sürecinde AB’nin dünyadan yaptığı ithalatta Çin ve ABD ile birlikte ilk 3 ülke arasına girmek. Bunu başarmamamız için hiçbir neden yok” dedi.
 
TÜKETİCİ TALEBİ YÜKSEK
 
Oda’nın haziran ayı olağan Meclis Toplantısı’nın açılışında konuşan Başkan Avdagiç, aşılamanın güçlü olduğu ülkelerde tüketici talebinin de yüksek olduğuna dikkat çekerek, bu gelişmenin Türkiye’nin ihracatı için önemli bir imkan olduğunu söyledi. Avdagiç, Avrupa Birliği İstatistik Kurumu’nun (Eurostat) açıkladığı rakamlara göre 2021’in ilk çeyreğinde Türkiye’nin AB ülkelerine ihracatının 18.1 milyar Euro’ya ulaştığı bilgisini verdi. Türkiye’nin AB’den ithalatının da yüzde 8.9 artışla 19.6 milyar Euro olarak gerçekleştiğini belirten Avdagiç, “İthalat ve ihracatımız karşılaştırıldığında AB ile dış ticaretimiz 1.6 milyar Euro açık veriyor. Hedeflerimizden biri bu açığı kapatmak olmalı” dedi.
 
İHRACAT YÜZDE 6.5 ARTTI
 
Avdagiç, Türkiye’nin yılın ilk çeyreğinde AB ülkelerine yaptığı ihracatı yüzde 6.5 artırırken, bu dönemde İngiltere’nin ihracatının yüzde 35.4, ABD’nin yüzde 12.1, İsviçre’nin yüzde 4.3, Rusya’nın yüzde 2.5, Japonya’nın yüzde 4.5, Hindistan’ın ihracatının ise yüzde 2 gerilediğine işaret etti. Avdagiç, şunları söyledi: “Bu dönemde ihracatta Türkiye’nin önünde yer alan ülkeler de oldu. Çin’in AB’ye ihracatı yüzde 25, Norveç’in yüzde 10.4, Güney Kore’nin ise yüzde 10.3 arttı. Bu rakamlar, 2021’in ilk çeyreğinde AB’nin en çok ithalat yaptığı 6’ncı ülke olduğumuza işaret ediyor. Ama aynı zamanda Çin’in bütün gücüyle AB dış ticaretinde varlığını devam ettirdiğini de gösteriyor. Dolayısıyla bizim bu gerçeği kabul ederek, kendimize yeni bir ilke koymamız lazım. O da post-Covid döneminde ‘kurulacak yeni düzende’ AB’ye ihracatımızı artırmaktır. Yani hedefimiz AB’nin dünyadan yaptığı ithalatta Rusya, İngiltere ve İsviçre’yi de geçerek, Çin ve ABD’nin ardından 3’üncü sıraya çıkmak olmalı.”
 
MAL SATMAK İÇİN KANALLAR
 
Avdagiç, “Aşılamanın güçlü olduğu ülkelerde tüketici talebi daha yüksek. Mal satmak için kanallar açılıyor. Türkiye olarak, hükümetiyle iş dünyasıyla Covid sonrası dönemde başarmamızın bir tek yolu var. Covid’in açacağı yeni küresel ticaret yolunda tekerlek izlerini takip eden değil, ‘tekerlek izleri bırakan’ ülke olmalıyız” ifadelerini kullandı.
 
RİBAUNT ALMA DÖNEMİ
 
1 Haziran itibariyle yeni kademeli normalleşmenin başladığını hatırlatan Avdagiç, “Salgından en fazla etkilenen sektör olan hizmetler sektöründe aşamalı bir ferahlama dönemi de başlamış oldu. Bir anlamda oteller ve restoranlar gibi hizmetler sektöründe çalışan firmalar, basketbol tabiriyle çok hızlı bir ‘ribaunt alma’ dönemine girdi. Hizmetler sektöründe artık, iyileşme dönemi başladı diyebiliriz, eğer salgın yeni bir dalga ile kapımızı çalmazsa” dedi.
 
KUR, FAİZ VE ENFLASYON BASKISI
 
Küresel ekonomide, dünyanın gündeminin enflasyon tartışmaları olduğunu belirten Şekib Avdagiç, “Gelişmiş ülke merkez bankaları ve piyasa analistleri yüksek enflasyonun geçici olduğu konusunda birleşiyorlar. Uzmanlar, yine de bu tehdidin hafife alınmaması gerektiği görüşünde birleşiyorlar” dedi.
 
‘Kur, faiz ve enflasyon’ baskısının, yakın dönem risklerinin temel bileşenlerini oluşturduğunu ifade eden Avdagiç, şunları söyledi: “KOBİ’ler başta olmak üzere, işletmelerin ayağa kaldırılması ve kısa sürede sağlıklı üretim yapısına kavuşabilmeleri için gerekli politika önlemlerinin devreye sokulması büyük önem taşıyor. Dolayısıyla dışarıdaki faiz artırımları gündeme gelmeden likidite sıkıntılarının hafifletilmesine yönelik araçların devreye alınması anlamlı olacak. Bu durum, muhtemel şoklara karşı Türkiye ekonomisinin dayanıklılığını artırabilecek. Bir diğer ifadeyle, uygulanacak program ve stratejiyle ‘post-Covid dönem’in oluşturacağı finansal risklere karşı Türkiye ekonomisinin bağışıklık sistemi hızla geliştirilebilir ve sürecin maliyeti minimuma çekilebilir.”
 
TURİZM İÇİN KAYIP DEĞİL, HAREKETE GEÇME YILI
 
İTO Başkanı Şekib Avdagiç, 2021 yılını turizm için bir kayıp yılı değil, bir toparlanma ve harekete geçme yılı haline getirmemiz gerektiğini söyledi. Avdagiç, şöyle konuştu: “Gelişmeler bize umut veriyor. İstanbul’u, 2021’in ilk 4 ayında 1 milyon 651 bin kişi ziyaret etti. Söz konusu dönemde İstanbul’a en çok ziyaretçi 242 bin kişi ile Rusya’dan geldi. Almanya’dan ise 4 ayda toplam 113 bin ziyaretçi ağırladık. Özellikle İstanbul için en önemli iki pazar olan Almanya’nın kısıtlamaları hafifletmesi ve Rusya’dan kısa vadede almayı beklediğimiz açılma haberleri ile birlikte genel değerlendirmemiz, bu yılın turist sayılarının 2020 yılını geçmesi zor olmayacak. Özellikle önümüzdeki dönemde, Almanya’dan Türkiye’ye gelecek turist sayısının 2-3 kat artmasını, Rusya’nın da açılmasıyla birlikte bu artışın daha da yükselmesini bekliyoruz.”
 
BMC’ye CEO olarak atanan Murat Yalçıntaş’a İTO’da tören
 
Cübbe giydirme töreninin ardından Yalçıntaş için İTO adına hazırlatılan plaketi, İTO Meclis Başkanı Öztürk Oran ve İTO Yönetim Kurulu Başkanı Şekib Avdagiç takdim etti.
 
İTO Meclisi haziran ayı toplantısında, Oda’nın 2005-2013 yılları arasında iki dönem Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı yapan Murat Yalçıntaş için profesörlük unvanı alması ve BMC’ye CEO olarak atanması sebebiyle bir tören düzenlendi. İTO Başkanı Şekib Avdagiç’in davetiyle Meclis Toplantısı’na katılan Yalçıntaş’a profesörlük belgesi takdim edildi. Ardından, İstanbul Ticaret Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yücel Oğurlu, Murat Yalçıntaş’ın profesörlük cübbesini giydirdi.
 
İTO Başkanı Avdagiç, Murat Yalçıntaş’ı, ticari ve savunma sanayi aracı üreticilerinden BMC’nin CEO’su olması sebebiyle kutladı.

Yalçıntaş’ın İTO başkanlığından ayrıldıktan sonra eğitim faaliyetlerine ve akademik çalışmalara yöneldiğini ve kalıcı hizmetler gerçekleştirdiğini belirten Avdagiç, “Yalçıntaş, bu gayretlerinin semeresini aldı. Giriştiği her işte başarılı olmasıyla, en iyiyi yapmasıyla bize örnek olan Başkanımız, ‘profesör’ unvanını almaya hak kazandı. Güzel bir gelişme daha oldu. Geçen hafta, BMC’nin CEO’su olarak göreve başladı. Murat Yalçıntaş’ın başarılı çalışmalarını 50 yılı aşkın süredir Türk otomotiv sanayisinde, yerli ve milli teknoloji ile ticari ve savunma sanayi araçları üreten BMC’nin CEO’luğunda da göstereceğinden şüphemiz yoktur. Onunla çalışmaktan, aynı yolda yürümekten, bir ‘yol arkadaşı’ olarak, Başkanımızın bu mutlu anında yanında olmaktan büyük mutluluk duyuyorum” dedi.
 
İLK GERÇEK ÜNİVERSİTEM
 
BMC CEO’su Murat Yalçıntaş da İTO’nun kendisi için sadece bir Oda değil, aynı zamanda ilk ‘gerçek üniversitesi’ olduğunu ifade ederek, şunları kaydetti: “Biz, bir şehrin ekonomisinden bir ülkenin ekonomisine, bir ülkenin ekonomisinden dünya ekonomisine kadar ekonomi ve ticaretle ilgili bütün deneyim ve birikimlerimizi burada yeniden öğrendik, yeniden inşa ettik, yeni vizyonlar edindik. Sadece ticareti ve ekonomiyi öğrenmedik İTO’da. Kadro olmayı, kalıcı dostluklar kurmayı, ülkemiz için, şehrimiz için üretmeyi de öğrendik. Kitabımız tüm İstanbul, hocalarımız tüm üyelerimizdi.”
 
En duygusal ve mutlu anlarını İTO’da dostlarının arasında yaşadığını aktaran Yalçıntaş, “Bugün benim mutluluğumu artıran, benim için profesörlük unvanını bir akademik unvan olmanın ötesine taşıyan en önemli şey, bunu dostlarımla, sizlerle paylaşıyor olmamdır. Bu cübbe, benim için hem İstanbul Ticaret Odası’nı, hem İstanbul Ticaret Üniversitesi’ni bütünleştiren bir anlam taşıyor. Bana bugün dostluğun en güzel halini yaşattığı için Başkanıma ve İstanbul Ticaret Odası camiamıza teşekkür ediyorum” diye konuştu.
 
Tünelin sonundaki ışık göründü
 
İstanbul Ticaret Odası Meclis Başkanı Öztürk Oran, yaptığı konuşmada, “Haziran ayına moralli başladık. Hem dünyada hem de Türkiye’de pandemi tünelinin sonundaki ışık göründü diyebiliriz” dedi.
 
Oda Meclisi’nin 20. dönem 42. toplantısını, sanal ortamdaki toplantıların ise 16. buluşmasını gerçekleştirdiklerini hatırlatan Oran, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Küresel olarak aşılama çalışmaları hızlandı. Ülkemiz dahil pek çok ülkede kapanmalar büyük ölçüde sona erdi. Ekonomideki çarklar hızlandı. Hizmet sektörleri toparlanmaya başladı. Geçtiğimiz hafta açıklanan ülkemizin 2021 birinci çeyrek büyüme rakamı da kendimize olan güvenimizi artırdı. Türkiye, yılın ilk çeyreğinde pandemiye rağmen yüzde 7 büyümeyi başardı. Ülkemiz Avrupa’nın en hızlı, OECD ve G20’nin ise Çin’in ardından ikinci hızlı büyüyen ekonomisi oldu.”
 
BAŞARILI BİR İVME
 
1 Haziran’da başlayan yeni normalleşme dönemiyle ekonominin çok daha başarılı bir ivme yakalayacağına inançlarının tam olduğunu vurgulayan Oran, “Bu yılın geneli için büyüme beklentimiz yüzde 5’in üzeri. Pandemi etkisinin azalacağı bir Türkiye ekonomisinde yabancı sermaye girişinin artması, dövizin değer kaybetmesi ve enflasyon ile faiz oranlarının aşağıya gelmesi an meselesidir. Hükümetimiz de firmalarımızın ve vatandaşımızın bu son dönemeci daha rahat atlatması için tedbirler almaya devam ediyor.”
 
Vergi borçları, matrah artırımı, sicil affı ve yeniden değerleme gibi pekçok düzenlemeyi içeren kanunun Meclis’ten geçerek yasalaştığını hatırlatan Oran, ”Diğer yandan hizmet sektörlerindeki KDV indirimlerinin süresi temmuz sonuna kadar uzatıldı. TOBB öncülüğünde Odalarımızın kaynaklarıyla 6 ay ödemesiz,12 taksitli yeni nefes kredisi devreye girdi. Allah’ın izniyle hem vatandaşımızın hem de ekonomimizin çok daha sağlıklı günlerini hep birlikte karşılayacağız” diye konuştu.
 
MECLİS’TEN YANSIMALAR
 
İstanbul’da örme ihtisas sanayi bölgesi kurulmalı
 
Rasim Bilgehan-Örme Kumaş, Çorap ve Trikotaj Meslek Komitesi: İstanbul Ticaret Odası, büyük ve etkili bir kurum. Bu büyüklüğe yakışır bir şekilde sektörlerin mikro ve makro sorunlarını dile getiriyoruz. Ülkemizin milli hasılasının istikrarlı bir şekilde büyümesi ve cari açık üzerinden operasyonlara maruz kalmaması için daha çok üretim, daha çok ihracat yapılmalı. Üretim ve ihracatta önemli bir yer tutan tekstil sektörüne özel bir önem verilmeli. Odamızda örme sektörünün sorunları ve çözüm yolları için de çalışmalar yapıyoruz. Birçok sektörde olduğu gibi örme sektöründe de iplik, kumaş ve giyimde KDV yüzde 8 olarak uygulanıyor. Ancak iş, kumaşlara yapılan işlemelere ve üretimde kullanılan makina ekipmanlarına gelince KDV yüzde 18’e çıkıyor. Bu haksız KDV yükü ortadan kaldırılmalı. Nihai ürün satışında uygulanan oran üretim aşamasında tüm işlemlere uygulanmalı. Üretim maliyetini yukarı çeken, ekstra yük oluşturan unsurlar bir an önce düzeltilmeli. Diğer bir husus istihdam üzerindeki vergi yükü. İstihdamı vergi kaynağı olarak görmek yanlıştır. Bu konuları dile getirdiğimizde kamu bütçesinden bahsediliyor. Ancak şu da bir gerçek; vergi oranı yükselince ekonomide kayıtdışı artıyor. Kıdem tazminatı konusunda işveren aleyhine ciddi bir dengesizlik var. İstihdam için de bir sorun oluşturuyor. Fon sistemiyle bu sorun çözülmeli. Mahkeme kapılarında işveren ve işçi karşı karşıya gelmemeli. Ülke genelinde tüm sektörlerin mevcut kapasitesi tespit edilmeli, örme sektöründe de makina envanteri çıkarılmalı. Örme sektöründe kontrolsüz makina yatırımı yapıldığı görülüyor. Sadece ihtiyacı nispetinde yatırım yapana teşvik verilmeli. İplik, yurt içi ve yurt dışı ayrımı yapılmadan belirli şartlarda piyasaya sunulmalı. Sektörümüzün en önemli hammaddesi pamuk. Ayrıca pamuk, stratejik ürün olarak görülüyor. Pamuk konusunda üreticilerimiz desteklenmeli ve uzun vadeli bir program yapılmalı. İstanbul’da örme ihtisas sanayi bölgesi kurulmalı. Kümelenme hem sektörün dayanışmasını artırıyor hem üretim ve dağıtımda avantaj sağlıyor. Odamızın öncülüğünde bu kümelenmeyi kısa sürede gerçekleştirebiliriz. Mevzuatla ilgili sıkıntıların aşılması için Ticaret Bakanlığı ile daha çok temas gerekiyor. Yönetim Kurulu’nun sorunların çözülmesi için gayretlerini görüyoruz. Kronik bir hal alan KDV ve kıdem tazminatı için TOBB nezdinde Meclis Başkanımız Öztürk Oran Bey’in de desteklerini bekliyoruz. İnşallah pandemi döneminin sonlarına yaklaşıyoruz ve inşallah sonraki toplantılarımızı yeniden meclis salonumuzda yaparız.
 
Plastik atık değildir, hammaddemizdir
 
Recep Tufan- Kimyevi Madde Meslek Komitesi: İnşallah aşılamanın getireceği neticelerle beraber bu son online meclis toplantımız olur. Pandemi şartlarında ticaret yapmaya çalışıyoruz. Yönetim Kurulu Başkanımızla hem telefonla hem yüz yüze görüşmek nasip oldu. Bu zor süreçte üretim yapmaya çalışan plastik sektörünün önemli bir sorunu var. Hammadde fiyatlarındaki artışla sıkıntı çekiyoruz. Orijinal hammadde dediğimiz flor, bin 200 dolardan bin 700 dolara kadar çıktı. Geri dönüşümden elde edilen granül, 3.90 liradan 8.5 ve 10 liraya kadar çıktı. Müşterilerimize olan sorumluluğumuzdan dolayı, üç ayda beş sene geriye gittik diyebiliriz. Pandemi sürecinde bizim sektörümüzde de çok sayıda firma kapandı. Geri dönüşümü iptal etmek isteyen firmalara ‘insaf’ diyoruz. Neden olarak ‘Avrupa’nın çöpünü alıyoruz’ diyorlar. Bu süreçte bir de plastik atık ithaliyle geri dönüşüme yasak geldi. Bu atık değil, bizim hammaddemiz... Yani bizim ihtiyacımız. Paramızı sokağa atmıyoruz ve sektör olarak geri dönüşümü çok iyi biliyoruz. Suistimal eden olabilir fakat devlet ve bürokrasi çözebilir, suistimalin önlemini alabilir. Vakit kaybetmeden bu iş iyi anlatılmalı ve çözüme kavuşturulmalı. Şekib Başkanımız bu konuya hakim. Sorunun çözüme kavuşturulmasını talep ediyoruz. Geri dönüşümü hem yasaklamak hem de kullanımı teşvik etmek şaka gibi bir şey. Demir çelikte, metallerde, kağıt ve kartonda, daha birçok sanayi hammaddesinde fiyat artışı devam ediyor. Konteyner sorunu da devam ediyor. Gıda ürünlerinin aşırı derecede artmasının da sosyal yaşamda çöküntü yaşatmasını da endişeyle takip ediyoruz. Brent petrol fiyatında da önemli bir artış var. 2020 yılında 43 dolardı, 72 dolara kadar dayandı. Dünya, zengin daha zengin, fakir daha fakir olma gibi bir duruma sürükleniyor. Sosyal yaşamdan da paylaşımdan da uzaklaşıyoruz. Ülkedeki tüm yöneticilerimizden ve muhalefetten ricamız, daha sosyal ve halkı daha çok düşünmeleridir. Son günlerde kripto para meselesi de gündemde. Bu kripto para nedir, bu tür kazanç vergilendiriliyor mu? 1990’lı yıllarda saadet zinciri, daha önce banker skandalı oldu. Yöneticilerimizden beklentimiz, bu tür faaliyetleri şeffaf hale getirmeleri ve takip etmeleri.
 
İş Kanunu yeniden yazılmalı
 
Abdulkadir Turan-İşletme Destek Hizmetleri Meslek Komitesi: İşletme destek hizmetleri, istihdamın en yoğun olduğu sektör. İşçi ve işveren arasında sorunlar mahkemeye intikal ediyor ve işveren her zaman haksız bulunuyor. Özellikle son zamanlarda pandemi ile birlikte işletmeler zor durumdayken bile iş mahkemeleri işverenlerin aleyhine sonuçlar alıp haciz işlemleri uyguluyor. En büyük sorun yasal düzenlemede. İş Kanunu’nda mutlaka düzenleme yapılmalı. Artık çağımıza uygun bir hale getirilmeli ve yeniden yazılmalı. İşletme destek hizmetlerinde faaliyet gösteren firmaların binin üzerinde iş davası var ve bunların da çok yüksek bedelleri var. Firmaların bunu ödemesi mümkün değil. Ya ödeyecekler ya da kapanacaklar. Bu konu, istihdam sağlayan bütün sektörleri ilgilendiriyor. Talebimiz, bu konuyla ilgili İstanbul Ticaret Odası’nda bir çalışma grubu oluşturulması. Bir de kıdem fonunun da yürürlüğe girmesinin çok iyi olacağını düşünüyoruz.
 
Genel kurullar yılsonuna kadar yapılabilsin
 
Hacı Demir-Mali Müşavirlik Meslek Komitesi: Son günlerde tüm Marmara’yı saran ve Türkiye’yi ilgilendiren müsilaj, çevreyi ve canlıları düşünmeyen işletmelerden kaynaklanıyor. İşletmelerin atıklarını bertaraf ederken doğaya zarar vermeyecek tedbirler almaları gerekiyor. Bir şey üretirken diğer canlıların hayatını yok edemeyiz. İTO’nun bu konuyla ilgili kamuoyunu bilgilendirecek çalışmalar yapması gerekiyor. Bir başka konu da kamu borçlarının yeniden yapılandırılması ile ilgili. Tüm işletmeler için özellikle bilançolarında düzeltilmesi gereken bir husus var ise bu bir fırsat. Borçlarını da 18 taksit ile ödeyebilirler. Fakat taksitlendirmenin TEFE, TÜFE oranlı faizleri işletmelere yüksek geliyor. Bu faizlerin özellikle bu dönemde alınmaması gerekiyor. Diğer husus ise normalleşme sürecinin başlamasıyla çalışma saatleri yeniden düzenlendi ve yeme-içme sektörünün saat 21.00’a kadar açık kalması sağlandı. Ama bu sektörün nefes alabilmesi için en azından 23.00’a kadar açık olması gerekiyor. Pandemiden dolayı yapılamayan genel kurulların 30 Haziran’a kadar yapılması gerekiyor. Fakat yasaklar 15 Haziran’da bitiyor. Bizim bu kadar kısa bir sürede genel kurula hazırlanmamız oldukça zor. O yüzden kooperatiflerin genel kurullarının yılsonuna kadar yapılabilmesine olanak sağlanmasını istiyoruz.
 
KDV’de beyan şartına geri dönülmeli
 
İsmail Hakkı Öksüz-Döküm ve Metal İşleme Meslek Komitesi: KDV Kanunu ile ilgili 35 Numaralı Tebliğ’de, KDV iadesinde sektör olarak sıkıntı yaşıyoruz. Daha önceki düzenlemede beyan şartı vardı fakat sonraki düzenlemede ödeme şartı getirildi. Bu durum uygulamada birçok soruna yol açtı. Sektörümüz önceki uygulamaya dönülmesini talep ediyor. Bu durum haksız rekabet oluşturuyor.
 
Karbon ayak izinde dayatma kabul edilmemeli
 
Hüseyin Akarçeşme-Doğal ve İşlenmiş Katı Yakıt Meslek Komitesi: Ne mutlu ki, 16 ay sonra Odamıza geldim. En kısa zamanda yüz yüze ve gönül gönüle olduğumuz toplantılar gelecektir. Benim burada bulunmam, inşallah o günlerin habercisi olur. Gündemde olan bir mesele, karbon ayak izinin takibi diye bir uygulama var. Avrupa Birliği ülkeleri bu uygulamaya 21 Haziran’da başlayacağını beyan etti. Ancak bu konu, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler için bir dayatmadır. Avrupa, dünyayı kirlettiğini kabul ediyor. Fosil yakıtlarla ‘Ben geliştim, sen kullanamazsın, gelişemezsin’ diyor. Bu, ülkelerin kalkınması için bir eşitsizlik demektir. Ülkemiz bu anlaşmayı imzalamamalı. Diğer bir konu, borcundan dolayı üyeliği askıya alınan firmalar var. İçinde bulunduğumuz pandemi koşulları nedeniyle askıdan indirilmeli. Pandemi koşulları mücbir sebeptir. Komite olarak talebimizi, İTO yönetimine ilettik. Onlar da talebi TOBB’a iletti. Bu konuda kanun var fakat konunun takipçisi olmalıyız. İTO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İsrafil Kuralay Bey, belgeselin kitabını yazdı, kendisini güzel çalışması için tebrik ediyorum. Çalışmalarının devamını niyaz ediyorum. Kamuoyuna duyurusu da yapılmalı. Murat Yalçıntaş Başkanımızın profesörlük töreninde bulunmaktan büyük memnuniyet duydum. Kendisi İstanbul Ticaret Odası camiasında çok seviliyor. Ayrıca BMC firmasındaki görevini de tebrik ediyor, yeni görevinde başarılar diliyorum.