Ticarette arz-talep dengesine ince ayar

Salgın döneminde, ülkeler iç piyasa dengelerini korumak, hammadde tedarikini kolaylaştırmak için önlemler alıyor. Bazı özel ürünlerde ihracatı kısıtlama önlemleri devreye giriyor. Bu önlemler, perakendenin ihtiyaç duyduğu ürünlerin hızlı ve uygun maliyetle üretilmesini ve enflasyonla mücadeleyi hedefliyor.

Paylaş LinkedIn E-posta
Yayınlanma tarihi: 21 Haziran 2021 Pazartesi
AA + -

Salgın döneminde, ülkeler iç piyasa dengelerini korumak, hammadde tedarikini kolaylaştırmak için önlemler alıyor. Bazı özel ürünlerde ihracatı kısıtlama önlemleri devreye giriyor. Bu önlemler, perakendenin ihtiyaç duyduğu ürünlerin hızlı ve uygun maliyetle üretilmesini ve enflasyonla mücadeleyi hedefliyor.
 
Türkiye de ihracat mevzuatında yaptığı değişikliklerle bir yandan tüketicilerini korumaya çalışırken, diğer yandan da ihracatçısının hammadde tedarikini kolaylaştırıyor. Bu nedenle ihracı kayda bağlı mallara ilişkin son mevzuat değişiklikleri, mobilya, tekstil ve gıda sektörlerine yönelik yapıldı.
 
HABER: ŞEREF KILIÇLI
 
Ülkeler koronavirüs salgını ile sağlık mücadelesini sürdürürken, uluslararası ticarete tedarik kaynaklı verdiği zararları da bertaraf etmeye çalışıyor. Salgın sürecindeki üretim aksamaları bir taraftan hammaddedeki arz-talep dengesini bozarken, diğer taraftan da emtia fiyatlarındaki artışı tetikledi. Merkez bankalarının parasal genişleme politikalarından hareketlenen fonların oluşturduğu talepler, bazı büyük imalatçı ülkelerin yüksek stok uygulamaları, dünya genelinde yaşanan kuraklık da yine hammadde tedarikinde ve fiyatlarının artışında belirleyici rol oynuyor.
 
HAMMADDE TEDARİK TEDBİRİ
 
Bu süreçte ülkelerin daha yoğun kullandığı tedbirlerden biri de bazı ürünlerin ihracına kısıtlama getirmek oldu. Uygulamaların gerekçeleri arasında hem yurt içi tüketicilerini korumak ve enflasyonla mücadele etmek hem de kendi üreticilerinin hammadde tedarik sorununa çözüm için katkı sağlamak da gösteriliyor. Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) kuralları ise alınan tüm önlemlerin iletilmesi, aşamalı olarak kullanım dışı bırakılma zaman çizelgelerinin olması ve tedbirin eldeki sorunun ölçeğiyle orantılı olması koşuluyla temel ürünlerin kritik eksikliklerini önlemek veya hafifletmek için geçici ihracat kısıtlamalarına veya yasaklarına izin veriyor.
 
TÜRKİYE’DEKİ UYGULAMA
 
Türkiye de bu dönemde ihracı yasak ve ön izne bağlı mallara ilişkin tebliğ ile ihracı kayda bağlı mallara ilişkin tebliğde yaptığı değişiklik-lerle kendi ulusal politikasını uyguluyor. Son dönemde İhracı Kayda Bağlı Mallara İlişkin Tebliğ’de yapılan değişikliklerle; pamuk ve pamuk döküntüleri, makarna, bulgur ve buğday irmiği, ahşaptan yonga ve lif levha ile kereste ürünleri ihracının listeye dahil edilmesi yine bu kapsamda gerçekleştirildi. Pamuğun listeye eklenmesinde tekstil sektörünün hammadde ihtiyacı, ahşaptan yonga ve lif levhanın listeye eklenmesinde mobilya sektörünün hammadde ihtiyacı göz önünde bulunduruldu.
 
PANDEMİ NEYİ GÖSTERDİ?
 
İstanbul Ticaret Üniversitesi Uluslararası Ticaret Bölümü Başkanı Prof. Dr. Figen Yıldırım, ihracı kayda bağlı mallar tebliğindeki yenilikleri, tüketici ve üretici açısından mikro ve makro ölçekte değerlendirmek gerektiğine dikkat çekti. Koronavirüs salgınının ilk evrelerinde birçok sektörün ihracat yapamadığını ve iç pazardaki talebe yöneldiğini de hatırlatan Yıldırım, analizine şöyle devam etti: “Bu durum bazı sektörlerde beklenmedik iç pazar talep artışı yarattığı için iç-dış pazar dengesini koruyabilen firmalar risklerini azalttı. Özellikle tek hammadde tedarikçisine bağlı çoğunlukla Çin’den gelen hammadde/yarı mamul ile üretim yapan ve bunu ihraç eden firmalar yumurtaları tek sepete koymanın dezavantajını yaşadı. Pandemi dönemi çok önemli bir farkındalık yarattı ve uluslararası pazarlamada rekabetin değişimini hızlandırdı. Artık ya kilit değişmek zorunda ya da anahtarın eskidiğini kabul edip yenilenme zamanı. Şimdi esnek, küçük miktarlarda kısa inovasyonlu, verimli üretim yapan firmalar, rekabet avantajına sahip durumda.”
 
İHRACATTA YAPI DEĞİŞİYOR
 
Son tebliğ değişikliği dahil Türkiye’de yapılan uygulamaların uluslararası dengenin sonucu olarak ortaya çıktığını vurgulayan Yıldırım, şöyle konuştu: “Bu değişikliği olumsuz değil, tam tersi geleneksel/klasik iyidir felsefesi ile ‘Önce kendi ülkende var olup sonrasında uluslararasılaşma’ stratejisini içeren teorinin gücüyle olumlu algılamak önemli. Dünya genelinde tarım başta üretimin teknoloji ile birleşmesi, tedarikini kendi yaratan ulusların varlıklarını güçlendirecekleri konuşulurken, yeni düzenlemelerin uzun vadede bu amaca hizmet etmesi bekleniyor. Kısa vadede iç pazarı odağına alma stratejisi gibi gözükse de uzun vadede uluslararasılaşma politikası olarak ithalata bağlı bir ihracat yapısının değişerek, daha verimli sürdürülebilir bir dış ticaret dengesinin yakalanması adımı olarak görülmelidir.”
 
TÜKETİCİYE KAZAN-KAZAN FELSEFESİ
 
Düzenlemelerin tüketiciye yansıyacak tarafında gıda başta olmak üzere mobilya, kimyevi madde gibi birçok ürün kategorisinde ulaşılabilir fiyat seçeneğini artırmasının beklendiğini de belirten Prof. Dr. Figen Yıldırım, “Sürdürülebilir tarım başta olmak üzere üretim politikalarıyla iç pazarda rahatlama getirmesi bekleniyor. Tüketici ve yerli üretici tarafından çok kısa sürede ferahlama getirecek tebliğde gerekçeli istisna uygulamaları da belirtiliyor. Bunun uzun vadede hem ulusal hem uluslararası pazarda tüketici dahil tedarik zincirindeki tüm oyuncuların kazan-kazan felsefesine uygun işbirliği yaratacağı düşünülüyor” dedi.
 
İHRACAT KISITLAMASI ÖZELLİKLE TARIMDA
 
Pandemi döneminde ülkelerin kendi iç piyasalarındaki arz ve tedarik zinciri güvenliğini sağlamak için özellikle tarım ürünlerine getirdikleri ihracat yasakları, kotalar ve ihracata ek vergiler gündem oldu. Rusya Federasyonu, Kazakistan, Ermenistan, Belarus ve Kırgızistan’ın oluşturduğu Avrasya Ekonomik Birliği, salgının başlarında çok sayıda tarım ürününün ihracatını yasakladı. Rusya, salgının ilk başlarında tahıl ihracatını 7 milyon tonla sınırladı. Ukrayna, yerel pazarı aşırı talepten korumak için belli bir süre kara buğday ihracatını yasakladı. Sırbistan, salgın nedeniyle buğday unu, ayçiçek yağı ve beyaz şekerin ihracatına yasak getirdi. Kamboçya, yerel gıda güvenliğini sağlamak için pirinç ihracatını yasakladı. Vietnam’da da bu yönde bir çalışma yapıldı. Mısır, yerel arzı korumak için baklagillerin ihracatını bir süre durdurdu.
 
EMTİA FİYATLARI ARTMAYA DEVAM EDECEK
 
Dünya Bankası’nın nisan ayında açıkladığı Emtia Piyasaları Görünüm Raporu’nda emtia fiyatlarındaki artış trendinin 2021’de de devam edeceğine dikkat çekilmesi, hammadde konusunun gündemdeki ağırlığını koruyacağını da gösteriyor. Raporda, petrol, doğalgaz ve kömürün oluşturduğu enerji emtia fiyat endeksinin, bu yıl geçen yıla kıyasla yüzde 36.1 yükseleceği, tarım ürünleri, metaller ve mineraller gibi enerji dışı emtia fiyatlarından oluşan endeksin ise yüzde 19 artmasının beklendiği kaydedilmişti.
 
İHRACI KAYDA BAĞLI MALLARIN BAZILARI
 
İhracı Kayda Bağlı Mallara İlişkin Tebliğ’de yer alan ürünlerden bazıları şunlar: İşlem görmemiş zeytinyağı ve işlem görmüş dökme veya varilli zeytinyağı, ham lületaşı ve taslak pipo, canlı koyun, kıl keçisi, büyükbaş hayvan, ham zeytin, bakır ve çinko hurda ve döküntüleri, beyaz mermer, çimento, kornişonlar, çam fıstığı, buğday ve mahlut, kara buğday, buğday ve çavdar melezi, mercimekler, arpa, mısır, kromlu deriler, haşhaş tohumu, atık döküntü ve hurda şeklinde basılı elektronik devre kartları ve levhaları, mısır kırıkları, arpa kırıkları, buğday kırıkları, pirinç, çavdar, yalnız meltblown kumaş, pamuk, pamuk döküntüleri, makarna, bulgur, buğday irmiği, ağaçtan veya diğer odunsu maddelerden yonga levha, ağaçtan veya diğer odunsu maddelerden lif levhalar, uzunlamasına testere ile biçilmiş veya yontulmuş dilimlenmiş veya yaprak halinde açılmış kalınlığı 6 mm.’yi geçen ağaçlar.