İstanbul ulaşımda 115 yıldır pedal çeviriyor

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, bisikletin ucuz, güvenli bir ulaşım aracı olarak yaygınlaşması için Türkiye Bisiklet Yolu Ağı Master Planı’nı hazırladı. Bununla beraber İstanbul’un Avrupa Bisiklet Rotaları Ağı’na (Eurovelo) katılmasına az kaldı.

Paylaş LinkedIn E-posta
Yayınlanma tarihi: 20 Haziran 2022 Pazartesi
AA + -

HABER: SÜMEYRA YARIŞ TOPAL

Her geçen gün artan trafiğe ve araçlardan çıkan karbon gazının oluşturduğu hava kirliliğine karşı çeşitli çözümler masaya yatırılıyor. Bisiklet, hem çevre hem sağlık dostu bir ulaşım aracı olması sebebiyle gözlerin en çok çevrildiği çözümler arasında yer alıyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, geçtiğimiz aylarda Türkiye Bisiklet Yolu Ağı Master Planı’nı devreye alırken, İstanbul’da da bisikletin daha aktif kullanımı için çalışmalar yapılıyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nce tarihi kentin Avrupa Bisiklet Rotaları Ağı’na (Eurovelo) dahil edilmesi için gün sayılırken, asırlık şehir bundan 115 yıl önce kayıtlı bisikletlerle ulaşımda iki tekerlekli çözümü hayata geçirmişti.

1950’YE KADAR VELOSPİT

Günümüzdeki modern bisikletlerin öncüsü sayılan bisikletin 1880’lerde İngiltere’de geliştirilmesinin ardından iki tekerlekli mucizenin Osmanlı topraklarına gelişi çok uzun sürmedi. İlk olarak Amerikalı bir gezgin vesilesi ile bisikletle tanışan Osmanlı halkı, bisikleti o yıllarda velospit olarak literatürüne aldı. Bu tabir, 1950’li yıllara kadar geçerliliğini korudu. Thomas Steven’in Nevada sıradağlarında başlayıp Anadolu’dan geçerek Tahran’da biten yolculuğu, Osmanlı gazetelerinde de yankı bulmuştu. Bu ilk bisikletlinin Osmanlı topraklarından geçişi, günlerce konuşulmuş ve gezgin, geçtiği illerin valileri ile de görüşmeler yapmıştı.

İTHALAT ÇIĞIRI

İlk bisikletlinin ardından çok da rağbet görmeyen bu organik ulaşım aracı, 1884’te Beyoğlu’nda bir mağazanın ithalata başlamasıyla önem kazandı. Mağaza, o yılların Saadet gazetesine verdiği bir ilanla bu ithalatını şöyle duyurmuştu: “Galata’da Şişli tramvay hattı mevkiinde Voyvoda Karakolhanesi istihsalinde kâin Mösyö Edmon Karvana’nın İngiliz Mağazası bu terakkiyi nazarı dikkate aldığı cihetle, bu kere meşhur ‘Anglo Amerikan’ şirketinin Dersaadet Vekâletini deruhte etmiştir (üstlenmiştir). Bu şirket en sağlam, en hafif, en ziyade süratle hareket eden ve en müzeyyen ‘velosiped’lerin imali ile iştihar etmiştir (ünlenmiştir).”

NEZARETE KAYIT

Takvimler 1907 yılını gösterdiğinde ise bisiklet iyiden iyiye Osmanlı halkının tercih ettiği bir ulaşım aracı olarak yerini sağlamlaştırdı. Hatta Başbakanlık Osmanlı Arşivleri’ne göre o yıllarda belediye, İstanbul’da bisikleti bir ulaşım aracı olarak konumlandıranları kayıt altına aldı. Buna göre her bir bisiklete numara verilerek sahibi ve binicisinin adı Şehremaneti ve Zaptiye Nezareti’nde tutulan deftere kaydedilmiş, kayıt sırasında işlemler için her bisikletten yarım lira rüsum alınmıştı. Yine 1914 yılında Galata Köprüsü geçiş ücretleri arasına bisiklet dahil edilmişti.

MEMURA HIZLI HAREKET

Bisiklet, 20. yüzyıl başlarında devlet teşkilatında yer buldu. Memuruna daha hızlı hareket kabiliyeti kazandırmak isteyen Osmanlı Devleti’nde polis, posta ve ordu teşkilatında görevli bisikletli memurlar vardı. Ayrıca Dahiliye Nezareti, kavasların (elçiliklerde çalışan koruma görevlisi) hızlı hareket edebilmeleri için bisiklet alımı yapmıştı.

YAYGIN KULLANILSIN DİYE YARIŞ

Osmanlı topraklarında bisikletin yaygınlaşması ticaret erbabının girişimleriyle oldu. İlk başlarda bisiklete önyargıyla bakan halkın bu bakışını kırmak için esnaf tarafından çeşitli özendirme faaliyetleri yapıldı. Buna göre bisiklet ithalatçıları ortaklaşa Tepebaşı’na bir bisiklet pisti yaptırarak burada çeşitli yarışlar düzenledi. Ağa Camii civarında bisiklet acenteliği yapan Leon ile Ragıp Paşa Hanı içinde bisiklet ithalatı yapan Papazyan isimli tüccarın girişimiyle yapılan pist, 5 metre genişliğinde ve tahtadan yapılma virajlarıyla yaklaşık 300 metre uzunluğundaydı.

İLK FEDERASYON CUMHURİYET TARİHİNDE

Bisiklet, Cumhuriyet tarihinde de bir ulaşım aracı olarak kendini konumlandırdı. İlk federasyon 1923 yılında kuruldu, ilk büyük yol yarışı 1924 yılında düzenlendi. 1926’da, İstanbul’da ilk Türkiye Bisiklet Şampiyonası yapıldı. Türk bisikletçileri, uluslararası arenada ilk olarak 1935 yılında yer aldı. Türkiye’de ilk bisiklet üretimi ise 1963 yılında İzmir’de gerçekleştirildi.