Ofis hayatının gizli sanatçıları

Onlar yıllarını ofiste masa başında geçirip, emekli olduktan sonra da gönlünün sesini dinleyen ofis hayatının gizli sanatçıları. Hayallerinin peşinden giden emekli sanatçıların; gönlünde daima eline fırça, kalem alma isteği taşıyanlara tavsiyesi ise ortak: “Cesaretinizi toplayın. Yetenekten çok istek ve niyetle sanatçı olunur.”

Paylaş LinkedIn E-posta
Yayınlanma tarihi: 18 Temmuz 2022 Pazartesi
AA + -

HABER: SÜMEYRA YARIŞ TOPAL
 
Pek çok ofis çalışanının gönlünde bir gün eline fırça, kalem alıp sanatın huzurlu dünyasına girmek vardır. Ancak çoğu iş insanı çok güzel eserler meydana getirebilecekken renklerle buluşma cesaretini gösteremez. Yıllarca ofis hayatında masa başında vakit geçirip bir gün emekli olduktan sonra sergi açabilecek yetkinlikte sanatçı kimliği kazananlar ise isteyen herkesin sanat dünyasına girebileceği konusunda hemfikir. İşte ofis hayatından sanatçılığa geçiş yapanların hikayeleri:
 
‘SANATLA UĞRAŞANDAN ZARAR GELMEZ’
 
Ofis hayatında 25 yıl geçirdikten sonra sanatı tercih eden Halil Kahraman, Yeni Camii Hünkar Kasrı’nın temmuz ayındaki sergi konuğu. ‘Fırçam ve Ben’ isimli yağlıboya sergisi ile 7 Ağustos’a kadar sanatseverleri ağırlayacak olan Kahraman, “Resme hep merakım vardı. Emekli olduktan sonra profesyonel olarak bu alana yöneldim” diyor. Çocukluğundan bu yana resime ilgisi olan, öğrenim hayatı boyunca da amatör olarak çizimler yapan sanatçı, “Yıllarca finans sektöründe çalıştım. Emekli olduktan sonra tüm dünyamı resim aldı. Sanatla uğraşan kişiden asla zarar gelmez. Sanatla uğraşanların gönlü naif olur” diyor. Kahraman, yağlı boya tablolarında en çok İstanbul’u işliyor. “Yetenek önemli ancak başarının en büyük kısmı sanatı gönlüne yerleştirmekte yatıyor” diyen Kahraman, “Sanatçıyı yaşatacağız ki, sanat da yaşasın” mesajını veriyor.
 
‘BAZEN BİR TESADÜF GEREKİR’
 
Ünal Kalcı, İstanbul Ticaret Odası’na 30 yılını vermiş ofis çalışanlarından. İTO’da memur olarak başladığı beyaz yakalılığını müdür olarak sonlandıran Kalcı da, emekli olduktan sonra teşriki mesaisini fırça ve kalem ile taçlandıranlardan. Kalcı’ya göre, herkeste bir hobi yeteneği var, ancak gizli kalmıştır. “Hobiler bir gün ya bir tesadüf ya da bir fırsatla ortaya çıkar” diyen Kalcı, sulu boya çalışmalarının yanında çini sanatı ile de sergi açacak seviyede ilgileniyor.
 
Kalcı, hobilerini keşfedemeyenler için de şöyle konuşuyor: “Hobilerinizin keşfedilmesi için önünüze çıkan fırsatları değerlendirin. Çalışma hayatı hobilerin ortaya çıkması için bir engel olmasın. Bireysel yeteneklerinizi mutlaka çevrenizle paylaşın. Hobilerin her zaman insanı diri tutma özelliği vardır.”

Bankacılıktan renkli dünyaya

Asrını finans sektöründe geçiren Şebnem Karahan, cesur bir kararla ofis ortamından sonra hayatını renklendirenlerden. “Bir şeyler yapmalıydım. Çünkü hayatımın önemli bir bölümünde kendimden çok başkaları için çalışmıştım” diyen Karahan, bugün profesyonel resim ve ebru sanatçısı.

Aynı zamanda Yeni Camii Hünkar Kasrı dükkanlarının 6 aylık atölye konuklarından biri olan Karahan, “İçimde hep bir istek vardı. Fakat profesyonel iş hayatı buna çok da müsaade etmiyordu. Vaktimi doldurup da emekli olunca kendimi sanatın içinde buldum” diye özetliyor yaşadığı değişimi. “Bazen küçük gördüğünüz şeyler ufkunuzu açabilir” diyor.

Karahan. Resim ve ebruda profesyonellik eğitimlerinin tamamını belediye kurslarında alan Karahan, “Kur kur daha da iyi eğitimler alarak ihtisas sınıflarına dahil oldum. Şu an aldığım eğitimlerle kendi tarzımı birleştirerek sanatın farklı dalları arasında bağlantı kuruyorum. Ruhuma iyi gelecek bu iş için çok çaba gösterdim. Çok fazla eğitim aldım. Ayrıca kendim de ince ince çalıştım. Hiçbir şey bir anda olmuyor” dedi.