Ortaklık kültürüne yeni nesil yaklaşım

Sadece ekonomik sermayeye dayanan ortaklık kültürü günümüzde dönüşme evresinde. Ticari işletmelerin bir olup güçlendiği ekonomik model olan ortaklık; dijital ortaklık, veriye dayalı ortaklık, melek yatırımcılık gibi farklı biçimlerle şirketlerin ömrünü uzatıyor. Şirketler, ticari ortaklık kültürü ile zorlukları birlikte göğüslüyor.

Paylaş LinkedIn E-posta
Yayınlanma tarihi: 12 Eylül 2022 Pazartesi
AA + -

HABER: SÜMEYRA YARIŞ TOPAL
 
Şirketlerin ömrüne ömür katan ortaklık kültürü, son yıllarda dönüşüm evresinde. Emek ve sermayeye dayalı ortaklık biçimleri yerini farklı ortaklık türlerine bırakıyor. Zoru ve kolayı bir olup göğüsleme imkanı sunan ortaklık; dijital ortaklık, veriye dayalı ortaklık, melek yatırımcılık gibi farklı biçimlerle kendini gösteriyor. Ticari ortaklıklar yüksek katma değerli ürün üretebilmek ve küresel rekabet koşullarında ayakta kalabilmek adına şirketlere önemli artılar sunuyor. İstanbul Ticaret Odası, ‘İktisadi Hayatta Ortaklıklar’ adlı çalışma ile ortaklık kültürüne dair derin bir saha araştırmasına imza attı.
 
TÜRKİYE’DEKİ TEMELİ
 
Ticari ortaklık kültürü, “Küçük olsun benim olsun” anlayışının yerine ekip olarak güçlenme modelini esas alıyor. Ticari ortaklık kültürünün Türkiye’deki zemini, Osmanlı esnafı arasında İslami hukuka göre uygulanan mudarebeye dayanıyor. Emek sermaye ortaklığını ifade eden mudarebe sisteminin günümüzdeki uygulaması olan modern ticari ortaklıklar, şirketlere ‘yol’da güç kazandırıyor.
 
TANZİMATLA ARTTI
 
Yapılan saha çalışmasına göre, Türkiye’de 2015 yılına kadar şahıs firma sayıları şirket sayısından fazla iken, söz konusu yıldan bu yana ortaklı şirketlerin sayısı arttı. Türkiye’deki ortaklık kültüründe genellikle en fazla 6’ya kadar olan ortaklıklar kabul görüyor.

Son yıllarda artış gösteren ticari ortaklık kültüründeki en belirgin dönüşüm ise Tanzimat’la birlikte yaşandı. Tanzimat dönemine kadar geleneksel yöntemlerle giden ortaklıklar, bu dönemden sonra daha profesyonel bir zemine oturmaya başladı.
 
KÜÇÜLMEYİ ÖNLEMEK
 
Ortaklık kültürü, Osmanlı Devleti’nde gittikçe küçülen ticari yapıların önüne geçmek için 1864 yılında oluşturulan Islah-ı Sanayi Komisyonu ile sağlamlaştırıldı. Tek başına var olmakta zorlanan esnafın güçlerini birleştirerek büyümesi ile çeşitli alanlarda şirketler kuruldu. Güç kaybetmeye başlayan derici esnafının bir kısmı birleşerek, Eylül 1866’da Debbağlar Şirketi’ni kurdu. Birlikten doğan başarı ile ortaklık şirketi birinci yılın sonunda hissedarlarına yüzde 51.5 oranında kâr dağıttı.
 
TÜM YÖNLERİ İLE ORTAKLIK
 
İstanbul Ticaret Odası ve Türkiye İktisadi Girişim ve İş Ahlakı Derneği (İGİAD) ortaklığıyla okuyucu ile buluşturulan ‘İktisadi Hayatta Ortaklıklar’ kitabı, Prof. Dr. Lütfi Sunar başkanlığındaki bir araştırma ekibi tarafından hazırlandı. Ticari ortaklığı tüm yönleri ile masaya yatıran kitap için 54 kişi ile saha çalışması yapıldı. En azı 6 yıllık, en uzunu 47 yıllık bir ortaklık tecrübesine sahip şirketle beraber hazırlanan kitap, 13 kategoriden oluşuyor.
 
DERİN TİCARİ TECRÜBE
 
İktisadi Hayatta Ortaklıklar kitabının tanıtım toplantısı, İstanbul Ticaret Odası’nda yapıldı. Toplantının açılışını İTO Başkan Yardımcısı Dr. İsrafil Kuralay yaptı. Kuralay, Türk iktisadi hayatının derin bir tecrübeye sahip olduğunu ifade etti. Ortaklığın şirketlerin uzun ömürlü olması için bir gereklilik olduğunu belirten Kuralay, “Türkiye’de 4. nesile kalan şirket sayısı çok az. Sermaye birikimi için de ortaklık mecburi. Ortaklık, şirketlerin ömrünü uzatan bir müessese” diye konuştu. Toplantıya İTO Yönetim Kurulu Üyesi Münir Üstün, İTO Genel Sekreteri Prof. Dr. Nihat Alayoğlu, Meclis ve Komite Üyeleriyle iş dünyasından temsilciler katıldı.
 
TERCİH DEĞİL ZORUNLULUK
 
Toplantının açılışında konuşan İGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ayhan Karahan, “İş ahlakını Türkiye’nin gündemine taşıyoruz” dedi. Kitabın ekip başkanı Prof. Dr. Lütfi Sunar ise gerçekleştirdiği sunumda, “Ticari girişimlerin büyümek, uzun ömürlü olmak istekleri varsa ortaklık tercih değil, artık bir zorunluluk” dedi.
 
UZUN ÖMÜR
 
Ortaklık kültürünün en belirgin olduğu coğrafya, Doğu Asya olarak kayıtlara geçiyor. Doğu Asya Mucizesi olarak literatürde yer alan ortaklık biçiminde hükümet, sanayi, sermaye ve ileri teknolojik bilgi bir araya geliyor. Teikoku Data Bank’ın araştırmasına göre, Doğu Asya ülkelerinden Japonya’da bu ortaklık kültürü biçimi vesilesiyle 33 binden fazla şirket bir asrı aşkın süredir varlığını devam ettiriyor. Bank of Korea’nın araştırmasına göre ise 41 ülkede 200 yaşından büyük şirketlerin yüzde 56’sı Japonya’da bulunuyor.