ITO Ticaret logo
  • EURO3,87
    % 0,07
  • DOLAR3,56
    % -0,36
  • ALTIN144,87
    % 0,00

Hayatta hiç pes etmemek lazım

Laleli piyasasının önde gelen isimlerinden ve İstanbul Ticaret Odası Meclis Üyesi Gıyasettin Eyyüpkoca, ticaret hayatına ilkokulda nane şekeri ve su satarak başlar. Laleli’de işportacılık yaparken zabıtalardan kurtulmak için dükkân açmaya karar veren Eyyüpkoca, bugün 55 ülkeye kendi markasını ihraç eden Gıyas Tekstil’in sahibi.

Paylaş
instela'da paylaş
Yayınlanma tarihi: 01 Ağustos 2016 Pazartesi
AA + -

HABER: SOYHAN ALPASLAN

Gıyasettin Eyyüpkoca, lisedeyken kazandığı diksiyon ve diyafram bursu için geldiği İstanbul’da amcasıyla birlikte işportacılık yapmaya karar verir. Okul hayatı boyunca nane şekeri satıp, ayakkabı boyacılığı ve fırıncılık yaparak okul harçlığını çıkarırken ticareti de öğrenir. İstanbul Üniversite’sinin karşı kaldırımında açtıkları gömlek tezgâhını, Laleli’de Dali Otel’in önüne indiren amca-yeğen, zabıtalardan kurtulmak için bir dükkân sahibi olmaya karar verir. Ama paraları yoktur. Gıyasettin Eyyüpkoca, önünde tezgâh açtıkları döviz büfesinde çalışmaya başlasa da dükkân sahibi olma fikrinden vazgeçmez. Dali Otel’in alt katının dükkân olarak satılacağını duyunca, otel sahibi Şefik Bey ile görüşmeye gider. Bu görüşmeyi döviz büfesinin sahibi Vedat Bey’den alınan 12 bin mark borç, Historia isimli dükkân ve çok iyi giden iş hayatı izler. Amca-yeğen, borçlarını 6 ay içinde öder. 1999’da ise ayrılma zamanı gelmiştir ve Gıyasettin Eyyüpkoca bugün 55 ülkeye ihracat yaptığı Gıyas Tekstil’i kurar. Birçok STK’da görev üstelenen Eyyüpkoca, Laleli’deki 5 katlı mağazasında İstanbul Ticaret’e hayatını anlattı.

NANE ŞEKERİ, SU SATARDIM

Gıyasettin Eyyüpkoca kimdir?
1970’de Bingöl’de doğdum. Babam Abdullah Eyyüpkoca, devlet memuru olduğu için ben 6 yaşındayken Elazığ’a taşındık. 3 erkek ve dört kızdan oluşan 7 kardeşin ikincisiyim. İlkokulda okurken nane şekeri ve su satardım. Ayakkabı boyacılığı yaptım, çay ocağında çalıştım. Lisedeyken fırıncılık yaptım. Başarılı ve aktif öğrenciydim, okumayı seviyordum. Elazığ Lisesi’ni başarıyla bitirdim. Fırat Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nü kazandım ama ticareti tercih ettim.

DİKSİYON BURSU KAZANMIŞTIM

Ticarete nasıl başladınız?
Ortaokul ve lisede okul tiyatrolarında rol alıyordum. Öğretmenim Hayrullah Coşkun’un teşviki ile Elazığ Belediyesi Çocuk Tiyatrosu’nun sınavlarına girdim ve kazandım. Lisedeyken, Türkiye Amatör Tiyatrolar Yarışması ile Konya’ya gittik ve Necip Fazıl Kısakürek’in ‘Bir Yürek Satıldı’ oyununu oynadık. O oyundaki rolümle oyunun en iyilerine verilen diksiyon ve diyafram bursunu kazandım. Jüride, dönemin Taksim Sahnesi Sanat Yönetmeni Tomris Oğuzalp ve Ferhan Şensoy vardı. Tomris Hanım’ın verdiği bursu tercih ettim. İstanbul’da, işportacılık yapan amcam Halim Eyyüpkoca’nın yanına geldim. Eğitim saatlerinin dışında amcamla birlikte işportacılık yapıyordum.

İŞPORTADA GÖMLEK SATTIM

Ne satıyordunuz?
Erkek gömleği satıyordu amcam. Harçlığımı çıkarmak için amcamla beraber işportacılık yapmaya başladım. İran’dan, Libya’dan ve Polonya’dan çok talep vardı. İyi satıyorduk. Güzel para kazanmaya başlamıştım. Sosyal ilişkilerim çok iyiydi ve iyi ticaret yapıyordum. Ticaret yapmayı kafama koymuştum. Tomris Hanım’a bu işten vazgeçtiğimi söyleyince, çok üzülmüştü. Ama kardeşlerimi okutabilmek ve aileme yardım edebilmek için çalışmak zorundaydım. Elazığ’a dönerek liseyi bitirdim. İstanbul’a döndüğümde yıl 1988’di.

ZABITADAN KURTULMAK İÇİN

Amcamla işportacılık yaparken, sürekli zabıtadan kaçardık. Beyazıt’ta üniversitenin karşısındaydı tezgâhımız. Laleli hareketlenmeye başlayınca Laleli’ye, Koca Ragıp Paşa Kütüphanesi’nin alt köşesine indik. Sonra Dali Otel’in önünde sabit bir tezgâh açtık. Bu arada Dali Otel’in yanındaki Vatan Döviz’in sahibi Vedat ağabeyden gelen ısrarlı iş teklifini kabul ettim. Amcam işportacılık yaparken, ben Kapalıçarşı’ya para götürüp, getiriyordum. Daha sonra kasaya geçtim. Ama yerleşik bir iş yapmak istiyordum. Amcama ‘bir yer açalım’ dedim. Amcam ‘paramız yok’ dedi. Tam da bu sırada Dali Otel’in sahibi Şefik Bey, otelin alt katını dışarıdan giriş, çıkışı olan bir dükkân olarak vermeye hazırlanıyordu. Şefik Bey ile görüştüm, Vatan Döviz’in sahibi Vedat ağabeyden 12 bin mark borç aldım. Dükkânı açtık, adını Historia koyduk. Ben, Vedat ağabey ile çalışıyor, işten çıkınca dükkâna geçiyordum.

6 AYDA ÖDEDİK

1990’larda Laleli piyasası nasıldı?
Sovyetler Birliği dağılmaya ve yeni ülkeler oluşmaya başlamıştı. Bu ülkelerden herkes Türkiye’ye geliyor, ne buluyorlarsa alıyorlardı. Rusya’nın her şeye ihtiyacı vardı. Çok iyi işler yaptık.

6 ay geçmeden 12 bin mark borcumuzu ödedik. Gömlekten kadın hazır giyime dönmeye başladık. 1994’te eşim Tuba Hanım ile evlendim. Bugün 20 yaşında olan Yusuf Can ve 18 yaşında olan Furkan isimlerindeki evlatlarımız dünyaya geldi. Evlendikten sonra amcamla işlerimizi ayırdık. 1999’da bugünkü şirketim Gıyas Tekstil’i kurdum. İlk iki ay tek parça mal satamadım ama pes etmedim.

RABBİM ‘YÜRÜ YA KULUM’ DEDİ

Kadın hazır giyimde en çok satılan 15-35 yaş aralığında üretim yapmaya başladık. Allah, ‘yürü ya kulum’ dedi, çok iyi iş yaptım. Bavul ticareti de dahil onlarca ülkeye ihracat yapmaya başladık. Gana’dan Tunus’a, İran’dan Ukrayna’ya, Romanya’dan Türkmenistan’a 55 ülkeye ihracat yapar hale geldik.

Bugün Laleli’nin durumu nedir?
Dünyayı izliyorsak küresel ekonominin daralmaya doğru gittiğini, oyuncuların değiştiğini, paranın piyasadan çekildiğini görürüz. 2012’deki yazımda dünyayı metafizik boyutlu bir krizin beklediğini ve bu krizin bizi yiyeceğini yazmıştım. Sermaye el değiştirdi ve yeni oyuncular gelmeye başladı. Bu durum Türkiye’ye ve bizim gibi ihracatçılara yansıdı. Biz de küçülmeye başladık.

Hangi STK’lardasınız?
Bingöl Kültür ve Yardımlaşma Derneği’ni kurdum. Laleli Sanayici ve İşadamları Derneği’nin kurucularındanım, yaklaşık altı yıldır da başkanlığını yapıyorum. Fatih Belediyesi’nde İl Meclis Üyesiyim. İTO’da Meclis üyesiyim. TOBB Hazır Giyim Sektör Meclisi Başkan Vekiliyim. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) delegesiyim.

LASİAD’daki çalışmalarımızla Laleli’nin alt yapısını yeniledik. Laleli Fashion Shopping Festivali başlattık ve bu yıl 5’incisini düzenliyoruz. Dünyanın en büyük sokak defilesini yapıyoruz. Yabancı alım heyetleri getiriyoruz. Türkiye’de ilk defa tescilli dekoratif aydınlatma markalı elektrik direği tasarımlarını yaptık. TSE onaylı, patenti alınmış ilk markalı ve özel tasarım elektrik aydınlatma direği ile Laleli sokaklarının aydınlatmalarını yaptık.

İNGİLTERE’DE ÜNİVERSİTE

İngiltere’deki Anglia Ruskin Üniversitesi’nin Uluslararası Pazarlama bölümünü bitirdim. Şu anda İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’ni okuyorum.

İNSANLARIN DERTLERİYLE HEMDEM OLURUM

Gıyas, ‘iyilik ve lütfu karşılıksız yapan’ anlamındadır. İsmim gibi bir insanım. İnsanları organize etmeyi, insanların dertleri ile hemdem olmayı severim. Hümanistim, insanları ayrıştırmayı sevmem. Oğullarımın öğretmenlerine hep şunu söyledim “Oğlum iyi bir matematikçi, fizikçi olmasın, iyi bir evlat olsun, devletine milletine faydalı bir birey olsun.” Ne yaparsanız yapın ürettikleriniz toplum için bir değer ifade ediyorsa, değerli bir insansınız demektir. Toplum için acz oluşturuyorsanız o zaman değerli değilsiniz.

KİTAP YAZDI

Laleli Sanayici ve İşadamları Derneği’nin (LASİAD) aylık dergisinde yayınlanan başyazılarımın yer aldığı ‘Bavuldan Yaşama Düşülen Notlar’ adındaki kitabımın yayın hazırlığını yapıyorum. 2011’den bugüne, ekonomi tarihine düştüğüm notlar dikkat çekici. Ben iyi bir gözlemciyim, araştırırım, okurum.

7 DİLDE TİCARET

7 dilde ticaret yapabiliyorum. Arapçayı mal satacak kadar biliyorum. İyi Rusça konuşurum. Lehçe’yi biliyorum. Aç kalmayacak kadar Farsça ve İngilizce’yi öğrendim. Bulgarca, Romence de biliyorum.

MAMUT DİŞİNDEN TESPİH

Büyükbabam merhum Haşim Bey’den, merhum dedem Sait Bey’e, ondan da babam Abdullah Bey’e geçen bir tespih ve saat, beni de koleksiyoner yaptı. 5 bin yıllık mamut dişinden bile tespihim var.

BİR ANDA HER ŞEY DEĞİŞTİ

1999’da Gıyas Tekstil’i kurdum, dükkânı açtım ama iki ay içeri müşteri girmedi, tek parça mal satamadım. İki ay sonra ‘Allah’ım bu bir sınavsa ben pes ettim’ dedim. Cuma günü kapattım, pazartesi günü maliyeye kapanış verecek ve malları tasfiye edecektim. Pazar gecesi üzüntüden uyuyamadım. Gece namaz kılıp, dua ettim ve hiç unutmam hüngür hüngür ağladım. Sabah namazını kılarken ise durmak yok, yola devam et dedim. Pazartesi günü öğleden sonraydı. Bir insanın hayatında bir anda, bu kadar büyük değişiklik mi olur? Oldu. Bir anda dükkân müşteri doldu. Kısa sürede bir pasajın alt katındaki dükkânların tümünü kapattık. Hayatta asla vazgeçmemek lazım. Ben doğru, dürüst ve samimi olanın, önünde sonunda kazanacağına inanırım.