400 milyon Çinli’ye satış için pratik yol

2.1 trilyon dolarlık ithalat tutarıyla ‘dünyanın en büyük ikinci ithalatçısı’ unvanına sahip Çin, Türk ürünleri için de devasa bir pazar potansiyeli taşıyor. Ancak Çin’in, ülkemiz ihracatındaki payı sadece yüzde 1.9 seviyesinde. Türkiye’nin, Çin Halk Cumhuriyeti Büyükelçisi Abdulkadir Emin Önen, Çin’in zor değil, ‘farklı bir pazar’ olduğunu vurguluyor ve pazara kolay giriş tavsiyesinde bulunuyor.

Paylaş LinkedIn E-posta
Yayınlanma tarihi: 17 Haziran 2019 Pazartesi
AA + -

Çin’de ihracatın yavaşlamasına rağmen, tüketim harcamalarının, ekonomik büyümeden daha hızlı arttığını belirten Büyükelçi Önen, “Yatırımcının Çin’de yapacağı yatırımın pazarda karşılık bulacağı aşikâr. 400 milyon kişiden oluşan orta/üst sınıf Çinli tüketiciyi hedefe almak için ülkenin kendine özgü weibo, wechat gibi sosyal medya hesapları üzerinden etkin tanıtım gerekiyor” diyor.

HABER: E. SAHRA ÖZTÜRK

Çin, 2018 itibariyle Almanya ve Rusya’dan sonra Türkiye’nin üç numaralı ticaret partneri konumunda. Ancak 2.1 trilyon dolarlık ithalat tutarıyla ‘dünyanın en büyük ikinci ithalatçısı’ unvanına sahip Çin’in ülkemiz ihracatındaki payı sadece yüzde 1.9 seviyesinde. Oysa 1.4 milyar nüfuslu Çin’de 400 milyon alım gücü yüksek tüketici kitlesi var. Türkiye’nin Çin Halk Cumhuriyeti Büyükelçisi Abdulkadir Emin Önen ile Çin’i ve potansiyelini konuştuk:

TÜRKİYE’NİN TİCARET PARTNERİ

İki ülke arasındaki ticari ilişkileri ve anlaşmaları sayısal veriler doğrultusunda değerlendirir misiniz?

Ülkemiz ile Çin arasındaki ticari ilişkilerde, 20 milyar dolar seviyesi 2011’de aşıldı. En yüksek seviyeye, 28.3 milyar dolar ile 2013’te ulaşılırken, 2018’deki ikili ticaret hacmi 23.6 milyar dolar oldu.
Çin, 2018 itibariyle Almanya ve Rusya’dan sonra Türkiye’nin üç numaralı ticaret partneri konumunda bulunuyor.

Çin ile ülkemiz arasında dengesiz ve tek taraflı dış ticaret ilişkisi mevcut. Bu ilişki sürdürülebilir değil. 2018 itibarıyla Çin’e ihracatımız 2.9 milyar dolar, ithalatımız ise 20.7 milyar dolar. Çin’in ülkemiz ihracatındaki payı sadece yüzde 1.9 iken, ülkemiz ithalatındaki payı yüzde 9.3.

Hâlihazırda Çin ile ‘Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması Anlaşması’ ve ‘Çifte Vergilendirmeyi Önleme (ÇVÖ) Anlaşması’ yürürlükte. Anlaşmalar, yatırımlar açısından yasal çerçeveyi oluşturuyor. Son Karma Ekonomik Komisyon Toplantısı ise 27-29 Eylül 2009 tarihinde gerçekleşti. İkili ticari ve ekonomik ilişkilerimize gerekli ivmeyi kazandırmak için Karma Ekonomik Komisyonu’nun bu yıl içinde toplanmasına yönelik teklifimiz Çin’e iletildi.

DÜNYA EKONOMİSİNDE İKİNCİ SIRADA

Napoleon’un “Çin uykudan uyandığı zaman dünyayı sarsacak” sözüne, içinde bulunduğumuz dönem ile tanıklık ediyor muyuz? Hem ekonomik hem politik olarak Çin için uykudan uyandı diyebilir miyiz? Yoksa tanık olduklarımız hazırlık süreci mi?

1820’li yıllarda dünya ekonomisinin yüzde 35’ini Çin ekonomisi oluşturuyordu; toplam payları yüzde 20 civarında olan Batı Avrupa ülkelerinin çok önünde dünyanın en büyük ekonomisi olarak bulunuyordu. Bu açıdan Çin’in dünyanın en büyük ikinci ekonomisi konumuna gelmesi, tarihsel olarak ‘normal’ duruma geri dönüş olarak değerlendirilebilir.

1950’de Çin’in dünya GSYİH’sinden aldığı pay sadece yüzde 5’ti. Bu, Çinlilerin ‘100 Yıllık Utanç’ olarak adlandırdığı dönemin bittiği yıl. Bugün itibariyle ise Çin dünya GSYİH’sinden yüzde 15 pay alıyor. Önümüzdeki dönemde bu payın gittikçe artması bekleniyor. 2013’te ABD’yi geçerek mal ticaretinde dünyada ilk sıraya yükselen Çin’in dış ticaret hacmi 2018’de 4.6 trilyon dolara ulaştı.

TİCARET SAVAŞLARI

Çin-ABD ticari rekabeti herkesin malumu... ABD, ticari üretimi ve politikalarını kendi merkezine çekme gayretinde. Bu süreç birçok ünlü uluslararası markanın taşeron işlerini yapan Çin’i nasıl etkiler?

Aslında bugün başlamış gibi görünen bu ekonomik savaş, ABD ile Çin arasında yaklaşık 20 yılı aşkın bir süredir mevcut. Çin’in ‘Made in 2025 China’ ve kuruluşunun 100. yılı olan 2049 hedefleri, Ar-Ge ve yapay zeka yatırımları, nitelikli üretimin Çin ekonomisindeki payının artması başta olmak üzere, ortaya koyduğu stratejiler, adımlarının daha yakından hissedilmesini sağladı. Bu sebeple, söz konusu ekonomik savaşı bir anlamda Çin’i engellemek veya ilerlemekte olduğu yolda geciktirmek olarak değerlendirmek mümkün.

400 MİLYON TÜKETİCİ

Türk yatırımcılar için Çin pazarına girme sürecini değerlendirir misiniz? Avrupa ülkelerine göre daha zorlu bir pazar mı, yoksa kolay mı?

Her ne kadar ticaretin ve ekonominin ortak bir dili bulunsa da ticareti gerçekleştiren unsurların insan olduğu göz önüne alındığında kültür, gelenek, sosyal ilişkiler gibi birçok dinamiklerin de belirleyici unsurlar olduğu biliniyor. Bu açıdan, Çin ve genel itibarıyla Asya ülkeleri, pazara giriş stratejileri bakımından diğer bölgelerden farklılaşıyor. Bu bakımdan Çin’i, ihracatçılarımızın son derece başarılı olduğu Orta Asya, Ortadoğu, Afrika ve Avrupa pazarlarından ‘daha zor’ veya ‘daha kolay’ bir pazar yerine ‘daha farklı’ olarak nitelendirmek gerekiyor.

Ülkemiz ihracatçıları ve yatırımcılarının da Çin’i diğer ülkelerle kıyaslamadan; pazarın kendine özgü dinamikleriyle hareket etmelerinde fayda bulunuyor. Çin’in sunduğu imkanlardan yararlanmak için Çin’de yerleşik olmak ve iş yapma kültürünü anlayarak, Çin’in kendine özgü kurallarında hareket etmek gerekiyor. Çin’de rekabetin üst seviyelerde olması sebebiyle sabırlı olmak ve orta/uzun vadeli hedefler koymak önemli. 400 milyon kişiden oluşan orta/üst sınıf Çinli tüketiciyi hedefe alarak Çin’in kendine özgü weibo, wechat gibi sosyal medya hesapları üzerinden yürütülecek tanıtım faaliyetleri de başarıya ulaşmak açısından önemli.
2018’de 2.1 trilyon dolar ithalat gerçekleştiren Çin’in bu potansiyelinden yararlanmak için firmalarımızın Çin’den ithalat yerine Çin’e ihracata yönelmesi de önemli.

2.1 TRİLYON DOLARLIK İTHALAT

Türk markaları olarak şu anda hangi sektörlerde varız? Hangi sektörlerin Çin’e yönelmesini tavsiye edersiniz?

2018 itibarıyla Çin, en çok ihracat gerçekleştirdiğimiz 16’ncı ülke konumunda. Çin’e ihracatımızın yaklaşık yüzde 80’i mermer ve travertenler, krom, boratlar, kurşun, kıymetli metal cevherleri, yün ve yapağı, nikel matları gibi ham ve yarı işlenmiş ürünlerden oluşuyor. Bu ürünlerin, genel olarak Çin sanayisinin ihtiyaç duyduğu hammadde ve ara malı ihtiyacı için yapıldığı görülüyor. Bu ürün yapısının çok uzun yıllar bu şekilde devam ettiği ve ürün çeşitlendirilmesinin de istenilen düzeyde gerçekleştirilemediği görülüyor.

Çin, esasen tüm sektörler açısından iş imkânları barındırıyor. Zira 2018’de 2.1 trilyon dolar ithalat gerçekleştiren bir ülkeden bahsediyoruz. Ülkemiz potansiyelini de göz önüne aldığımızda özellikle hazır giyim, ev tekstili ve işlenmiş gıda ürünleri açısından daha fazla imkân bulunuyor. Diğer taraftan, Çin’deki yatırımlarımız otomotiv, beyaz eşya, enerji, gıda sektörlerinde yoğunlaşıyor. Bunun yanı sıra turizm sektörümüzün Çin’e daha fazla yönelmesi gerekiyor. Çinli turistlerin yaptığı harcama göz önüne alındığında, tarihimizin ve kültürümüzün daha etkin yansıtılarak ülkemizi ziyaret eden Çinli turist sayısının yakın dönemde 1 milyona çıkartılması son derece olası. Sağlık turizmi ve gastronomi sektörleri de Çin’de önemli iş potansiyelimizin olduğu diğer iki sektör.

Türk yatırımcılar açısından Çin ne sunuyor? Bu kapsamda Türklerin karşılaştığı avantajlar ve dezavantajlar neler?

Bugün ihracat artık Çin ekonomisinin büyüme motoru değil. 2012 sonrasında ihracatın ortalama yıllık artışı yüzde 5 dolayında, yani ekonominin büyüme hızının altında kalıyor. Buna karşılık tüketim harcamaları, büyük ölçüde büyümeyi iç talebe dayandırmaya yönelik politikalara bağlı olarak ekonominin büyüme oranından daha hızlı artıyor. Bu doğrultuda, Türk yatırımcılar açısından Çin’de yapacakları yatırımların pazarda karşılık bulacağı aşikâr. Dünyada belirsizliklerin arttığı bu dönemde Çin’de yabancı yatırımların hız kesmemesi bu tespiti doğruluyor. Bu noktada, vatandaşlarımızın Çin’in sunduğu imkânların farkında olması önemli.

MADE IN CHINA 2025

Çin teknolojide artık dünya devi markalar çıkarıyor. Biz bu konuda nasıl işbirliği yapabiliriz?

Çin’in teknoloji atılımı çerçevesinde ‘Made in China 2025’ stratejisinden bahsetmeliyiz. ‘Made in China 2025’ girişiminin temelini; ‘ucuz, kalitesiz Çin malı’ imajının akıllı teknolojinin uygulanması, inovasyona ve ‘yeşil’ kalkınmaya dayalı ürün portföyü ile değiştirilmesi, sanayinin optimize edilmesi, beşeri yetenek yetiştirilmesi ve nihayetinde Çin Komünist Partisi’nin 100. yıldönümü olan 2049’da, ülkenin sanayide bir inovatif üretim merkezi olması oluşturuyor. Bu doğrultuda Çin telekomünikasyon, yazılım başta olmak üzere teknolojinin ilgili tüm sektörlerinde dünya devleri çıkarıyor; bu markalara yenilerini ekliyor. Halihazırda bu alandaki işbirliğimiz ülkemizde yatırımları bulunan Huawei, ZTE gibi grupların varlığı ile başladı. İşbirliği imkanlarını daha ileri seviyelere taşımak açısından sektörde düzenlenen fuarlara, forumlara, etkinliklere katılmak oldukça önem arz ediyor. Özellikle yazılım sektöründe firmalarımızın China Beijing International Fair for Trade in Services (CIFTIS) gibi fuarlara katılımıişbirliği açısından önemli olacak.

PEKİN’DE TÜRKİYE MİLLİ GÜNÜ

Türkiye’nin Çin Halk Cumhuriyeti Büyükelçisi Abdulkadir Emin Önen, Pekin Expo 2019’da 1 Temmuz Türkiye Milli Günü ve bunun Türkiye turizmine etkisine dair sorularımızı cevapladı:

1 Temmuz için özel bir tanıtım planınız var mı ve bunun Türkiye tanıtımına etkisi olacak mı?

Pekin Expo 2019, 29 Nisan 2019’da resmi olarak başladı. Şahsım tarafından da katılım sağlanan açılış töreni, son derece görkemli bir şekilde gerçekleşti. Ülkemiz, 2 bin 400 metrekarelik pavilyonu ile en büyük alana sahip uluslararası pavilyonlardan biri konumunda. Aradan geçen yaklaşık bir aylık sürede ülkemiz pavilyonu en çok ziyaret edilen ve en çok beğenilen uluslararası pavilyonlar arasında ilk sıralarda yer alıyor. Bu durum sıklıkla Çin sosyal medya hesaplarında Çin vatandaşları tarafından da teyit ediliyor.

Milli Günümüz kapsamında Ticaret Bakanlığımız koordinasyonunda birçok etkinlik gerçekleşecek. Bunlar arasında Expo ana sahnesinde ve kendi alanımızda düzenlenecek dans ve müzik performansları, tadım etkinlikleri yer alıyor. Milli Günümüz, alanda coşkulu bir şekilde kutlanacak. Ayrıca, Pekin şehrinde de Milli Günümüz kapsamında bir resepsiyon verilecek. Milli günümüze yönelik çalışmalara son hızla devam ediyor.

HEDEF 1 MİLYON ÇİNLİ TURİST

Çinli turistlerin Türkiye tercihi ve harcama eğilimlerini değerlendirir misiniz?

Ülkemizi ziyaret eden Çinli turist sayısının artması için yoğun çaba sarf ediyoruz. Hedefimiz Sayın Cumhurbaşkanımızın belirlediği 1 milyon rakamına erişmek. Bu doğrultuda 2018’in ‘Çin’de Türkiye Turizm Yılı’ olarak kutlanması ve bu sayede yaklaşık 400 bin Çinli turistin ülkemizi ziyaret etmesi önemli bir atılımdı. Bu sayı, yıllık bazda yüzde 56.4 oranında artış anlamına geliyor.

1 milyon turist hedefine ulaşmanın ilk koşulu elbette bu turist akımına olanak verecek ulaşım imkânlarının tesis edilmesi. Bunun için yaptığımız çalışmaların ve girişimlerin sonuçlarını alıyoruz. China Southern ve Sichuan Havayolu şirketleri Pekin’den, Chengdu’dan ve Wuhan’dan ülkemize doğrudan sefer düzenlemeye başladı.

Çinli turistlerin ülkemizi tercih etmesini sağlayacak bir dizi çalışma, Kültür ve Turizm Bakanlığımız tarafından yürütülüyor.

Çin’den dünyaya yayılan turist sayısına bakıldığında ülkemize gelen kesim fazlasıyla mütevazı kalıyor.
Ancak yürütülen çalışmalar neticesinde umuyorum ki, yakın zamanda hem daha fazla sayıda hem de varlıklı kesimden turistlerin ülkemizi tercih etmesi sağlanacak.

Çinli turistler, ülkemizi genellikle kültür turizmi için tercih ediyor. Bu eğilim, plaj turizmi faaliyetlerinin kısıtlı olduğu dönemlerde turizm sektörümüzün canlı tutulması fırsatını doğuruyor. Müzelerimizde ve Kapadokya bölgesi gibi Çinli turistler tarafından yoğunlukla tercih edilen yerlerde, yön levhalarının açıklamaların Çincelerinin de bulunması ve özel cep telefonu uygulamalarıyla Çinli turistlerin tesislerimizden daha rahat istifade etmelerinin sağlanması için de projeler yürütülüyor.

Öte yandan, ülkemiz, plaj turizmi için de geniş olanaklar ve kaliteli hizmet sunuyor. Bunların da Çin’de tanıtılması ve plaj turizmi amacıyla seyahat eden kesimin de ülkemize çekilmesi için çalışmalar yürütüyoruz.

İTO’YA YAKIN TAKİP

İTO’nun 2019 önceliklerinde Çin de var. Bu yaklaşımı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ülkemiz iş dünyasında Çin, ‘ucuz’ üretimin olduğu sadece ithalatın gerçekleştirileceği bir ülke olarak algılanıyor. Bununla birlikte, dünyanın en büyük ikinci ithalatçısı olan Çin, dünya ithalatının da yüzde 10.3’ünü gerçekleştiriyor. Önümüzdeki 5 yıllık dönemde ise Çin, dünyadan 10 trilyon dolarlık bir ithalat gerçekleştireceğini açıkladı. Ayrıca, ülkede gittikçe zenginleşen ve hâlihazırda
400 milyon bireyden oluştuğu ifade edilen bir orta gelirli sınıf bulunuyor. Bu sınıfın kaliteli nihai tüketim ürünleri talebi artıyor. Çin’in ihracatçılarımız açısından içerdiği imkânlar kamuoyu nezdinde son dönemlerde ele alınmaya başlandı.

Bu kapsamda ticaret odalarımıza, sektörel kuruluşlarımıza Çin ile ticari ilişkilerimiz açısından önemli görev düşüyor. Bu kapsamda, İstanbul Ticaret Odası’nın Çin’e yönelik faaliyetlerini yakından takip ediyorum. Bu röportaj vesilesiyle de Çin ile ilişkilerimize sağladığınız katkı için sizlere teşekkür ederim. Hem ağırladığınız heyet sayısının hem de düzenlediğiniz fuar katılım organizasyonlarının artmasını dilerim.

Çinli dev şirketler, 1 milyon turist için harekete geçip, Türkiye’ye doğrudan uçuş başlattılar. 

YOLLAR BİRLEŞİYOR

Bir Kuşak Bir Yol Projesi’nde Türkiye-Çin ikili geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in Kuşak ve Yol Girişimi’ni 2013’te ilan etmesinden bu yana Türkiye bu girişimi destekliyor. Ülkemizin bağlantılılık ve altyapı yatırımları konusundaki tecrübesi ve azmi, esasen Kuşak ve Yol’un ilanından daha öncesine dayanıyor. 1990’ların ortalarından itibaren, Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol, Bakü-Tiflis-Erzurum doğalgaz ve Bakü-Tiflis-Kars demiryolu hatları gibi projelerle bölgemizde bağlantılılığa öncülük ediyoruz.

Türkiye, Kuşak ve Yol Girişimi’nde öngörülen Çin-Orta Asya-Batı Asya koridorunun bir parçası. Bu koridor, ülkemizin Orta Koridor girişimiyle örtüşüyor. 2015’te Çin’le imzaladığımız bir anlaşmayla, Kuşak ve Yol’u Orta Koridor’la uyumlu hale getirme konusunda mutabık kaldık. Çinli firmaların ülkemizdeki altyapı projelerine de Kuşak ve Yol bağlamında ilgisi mevcut. Önemli firmalardan biri, hâlihazırda İstanbul-Ankara Hızlı Tren Hattı projesinde yer aldı. Kuşak ve Yol bağlamında, Türkiye-Çin ilişkilerinin geleceği oldukça parlak. Tarihi İpek Yolu üzerindeki iki kadim medeniyet olarak Avrasya’nın bağlantılılığına büyük katkılar yapabileceğiz.

TÜRK PAVYONU

Çin’in başkenti Pekin’de bu yıl 21’incisi düzenlenen Bahçecilik/Botanik EXPO kapsamında kurulan Türkiye pavyonunda, Galata Kulesi, Pamukkale Travertenleri gibi simgesel yapılar, Pekin’e taşındı. Ziyaretçilere kısa bir Türkiye turu da yaptırılıyor.