Yeni pikseller 1 milyon kat daha küçük

Bilim insanları, altın tozu ve aktif polimerler kullanarak dünyanın en küçük pikselini üretmeyi başardı. Akıllı telefon ekranlarındaki piksellerden 1 milyon kat daha küçük boyutta olan yeni piksellerle bir gökdelenin yüzeyini ekrana dönüştürmek daha ucuz ve kolay olacak.

Paylaş LinkedIn E-posta
Yayınlanma tarihi: 27 Mayıs 2019 Pazartesi
AA + -

HABER: AYŞE BAŞAK

Ekran teknolojisinde son yılların önemli gelişmelerinden biri yaşanıyor. Altın tozu ve aktif polimerler kullanılarak bugüne kadar geliştirilmiş en küçük piksel üretildi. Piksel teknolojisinin alışılmış ekranlardan çok daha büyüklerinin yolunu açacağı, hatta büyük bir binayı kaplayıp, ekrana dönüştürebileceği öngörülüyor. Üstelik bugüne kadar olmadığı ölçüde düşük maliyetlere.

Monitör teknolojileri, ağır ama emin adımlarla bugüne gelirken akıllı telefonların ekranları inanılmaz bir hızla gelişti. Piksel kavramının hayatımıza girmesi ile birkaç inç’lik alana binlercesinin sığacağı kadar küçülmeleri göz açıp kapayıncaya kadar oldu. Akıllı telefon ekranları, küçücük alanlarına sığdırabildikleri kadar çok sayıda piksel sayesinde daha yüksek çözünürlüğe sahip. Bir ekrana daha çok sayıda piksel sığdırmak içinse daha küçük piksel üretmek gerekiyor. Cambridge Üniversitesi’nden araştırmacılar, dünyanın en küçük pikselini üretmeyi başararak ekran teknolojisinde yeni bir eşiğe ulaştı. Üretilen yeni pikseller, akıllı telefon ekranlarındaki piksellerden 1 milyon kat daha küçük boyutta.

DOĞAYI TAKLİT EDİYOR

Peki, bu ne anlama geliyor? Öncelikle yeni pikselleri kullanarak devasa ekranlar üretmek, mesela bir gökdelenin yüzeyini ekrana dönüştürmek daha kolay olacak. Büyük boyutlu esnek ekran teknolojilerinin uygulamaları için de önemli bir buluş olduğunu söyleyebiliriz. Cambridge Üniversitesi’nde geliştirilen bu teknolojiyi mümkün kılan, altın tozunun aktif polimerle kaplanması oldu. Nanometrik altın tozları, polyanilin adı verilen bir aktif polimer ile kaplandı ve ışığı tutan bir yansıtıcı yüzeye yerleştirildi. Bu teknolojinin doğayı taklit edebildiğini söyleyebiliriz; çünkü polimere elektrik verildiğinde polimer kimyasal olarak değişerek pikselin de rengini değiştirebiliyor. Tıpkı hızla renk değiştiren bir ahtapot ya da kalamar gibi… 

DAHA AZ ENERJİ HARCIYOR

Piksellerin en önemli avantajlarından biri de daha az enerji harcamaları. Üstelik muadillerine göre hem daha kolay hem de daha ucuz bir biçimde üretilebiliyorlar. Pikseller herhangi bir yüzeye püskürtülerek uygulanabiliyor. Güneş ışığında dahi görülebilecek kadar parlak olan pikseller bir renge büründüklerinde, kapatılana kadar o renkte kalabiliyor. Ekip şu sıralar renk skalası üzerinde çalışıyor ve projenin hayata geçirilmesi için bir sponsor ortak arıyor. 

ORGAN NAKLİNDE BİR İLK

BÖBREĞİ 5 DAKİKADA HASTAYA ULAŞTIRDI

ABD’de, Maryland Tıp Merkezi’nde tedavi gören bir hastaya, bir bağışçıdan alındıktan sonra ilk kez insansız hava aracı (drone) ile taşınan böbrek başarıyla nakledildi. Drone’nun tasarımcılarına göre insansız hava araçlarıyla yapılan bu hayati teslimat basit bir denemeden öte bir anlam taşıyor. Bu özel drone bir çeşit insansız kargo uçağı olarak da tanımlanabilir. Ancak taşıdığı yük çok kıymetli; çünkü bir organın, bağışçıdan alındıktan sonra en kısa sürede nakledilmesi gerekiyor. Drone’nun böbreği ameliyatın olacağı yere ulaştırması sadece 5 dakika sürmüş.
5 dakikada kat ettiği mesafe ise 4.5 kilometre.

İlk kez drone kullanılan bu tarihi nakilde, böbrek rota boyunca izlendi, yüksek teknolojili cihazlar ile korundu. Hatta drone’un düşme ihtimaline karşı bir paraşüt sistemi de önlem olarak uçuşta yerini aldı. Bu ilk adım yaygınlaşırsa nakillerin hızlanıp kolaylaşacağını söylemek yanlış olmaz.

Drone tasarımcılarının hedefleri büyük; organ naklinde en çabuk, en güvenilir ve en ucuz yöntem olarak kabul görmeyi planlıyorlar.

Günümüzde organlar uçaklarla taşınıyor. Uzun mesafeler kat ederken, yoğun hava trafiği, nakil sürecini uzatıyor ve organı tehlikeye sokuyor. ABD istatistiklerine göre bağışçılardan alınan organların yüzde 4’ü hastaya birkaç saat geç ulaşıyor. Daha kötüsü, yüzde 1.5’i hastaya maalesef ulaştırılamıyor.