İşin geleceği lise ile başlarsa!

Dijital çağ ile hızla değişen ve aslında artık gelmiş olan geleceğin dünyası, yaşam boyu öğrenmeyi bir mecburiyet haline getiriyor. Dünyadaki mevcut eğitim sistemlerini en hızlı ve verimli şekilde yeniden yapılandırmanın yolu liseler olacak.

Paylaş LinkedIn E-posta
Yayınlanma tarihi: 19 Temmuz 2019 Cuma
AA + -

HABER: Zeynep DERELİ

Dijital çağ ile hızla değişen ve aslında artık gelmiş olan geleceğin dünyası, yaşam boyu öğrenmeyi bir mecburiyet haline getiriyor. Dünyadaki mevcut eğitim sistemlerini en hızlı ve verimli şekilde yeniden yapılandırmanın yolu liseler olacak.

Çok uluslu firmaların başında olan her beş CEO’dan dördü, yaratıcılık ve problem çözmedeki yetenek boşluklarının işe alınmayı zorlaştırdığını ve mevcut işlerin neredeyse yarısının önümüzdeki 20 yıl içinde otomasyonla kaybolacağını söylüyor. Örgün eğitim sonrasında mezunlarda ciddi teknik beceri eksikleri olmasına rağmen empati, sosyal zeka, yaratıcılık, iletişim ve yargılama gibi teknik olmayan, insani becerilerinde asıl derin eksiklikler var. Ayrıca mevcut örgün eğitim sistemimizde değişiklik yapılmazsa 2020’den itibaren iş dünyasının aradığı yetkinliklere sahip mezun sayısında çok büyük bir açık olacak. İşgücünde beklenen bu açığı kapatmanın yolu ne yazık ki kısa dönemli beceri kazandırma kamplarından geçmiyor. Eğitim modelimizde hızla reforma gidilmesi gerekiyor. Farklı düşünmeye başlamalıyız.

Dördüncü sanayi devrimi ile zihinsel olarak rutin veya öngörülebilir herhangi bir şey, ne kadar yoğun olursa olsun, bir tür teknoloji tarafından gerçekleştirilebilir hale gelecek. Dolayısı ile çalışan insanların hangi konularda çalışması gerekeceğini ve onları bu işlere nasıl hazırladığımızı düşünmeliyiz.

MESLEK KİMLİĞİNİN SONU

Küçük çocuklara ‘büyüyünce ne olmak istiyorsun?’ diye soruyoruz. Lise son sınıf öğrencilerinden yükseköğrenimi keşfetmeden veya deneyimlemeden önce üniversite sınavına girerken ana dallarını seçmelerini istiyoruz. Bu sorgulama yöntemi ve üniversiteye yerleştirme döngüsü, bireylerden mevcut mesleklere dayalı bir gelecek seçmesini ve bu statik vizyonu takip etmesini istiyor. Halbuki yapılan araştırmalara göre bugünün gençleri, tek bir nesilde beş farklı sektörde 17’den fazla işe sahip olacaklar. Ve en önemlisi de bu işlerin çoğunun henüz olmaması. Tek bir kariyer planlamasının yerini kişisel baskın yetkinlikler ve değişime açıklık alacak.

YENİ İŞ ZİHNİYETİ: ÇEVİKLİK

İşin geleceği kişi başına 15 ya da daha fazla işi içeriyorsa, kendimizi nasıl tanımladığımızı yeniden düşünmeliyiz. Bu, bizleri halen çok önemsediğimiz dış onaylama (derece, iş unvanı, şirkete bağlılık) ile verilen kimliklerimizden uzaklaştıracak. Ana merkezinde tutku, beceri ve bilginin uygulanmasının olacağı içsel doğrulamadan oluşturacağımız kimliklere evrilecek. Hepsinin temelinde insani yetkinlikler olacak. Bu yeni zihniyet, kişinin öğrenme, uyarlama ve değer yaratma konusundaki kabiliyetlerini gerektirecek. Bu, bilgi birikimlerini depolamaktan, disiplinlerarası bir insan-teknoloji işbirliği anlayışıyla ortaya çıkan bilgi akışında çalışmaya doğru bir kaymayı doğuracak. Bunu bir orkestra yönetmeyi öğrenmekle, tek bir enstrümanda ustalaşmayı öğrenmek arasındaki fark olarak da tanımlayabiliriz.

Öğrenmek ve yaşama adapte olmak için çeviklik gerekecek. Dijital eksiklerimizi kapattığımızda, motivasyonel eksiklerimize odaklanmamız gerekecek. Motivasyon, bireyin amacını ve tutkusunu anlaması ile başlar. Tüm bu insani yetkinlikleri liseden gençlerimize vermemiz ve gelecek planlarını doğru yapmaları için yönlendirmemiz gerekiyor. Şimdi tam zamanı.