Yalnızlık beyni açlık gibi etkiliyor

Sinir bilimciler, yalnızlığın ve açlığın beynimizin aynı bölgesini etkilediğini görüntüledi. Beynimiz, sosyal izolasyona, aç kaldığımızda oluşan beyin aktivitelerine benzer şekilde yanıt veriyor.

Paylaş LinkedIn E-posta
Yayınlanma tarihi: 07 Aralık 2020 Pazartesi
AA + -

AYŞE BAŞAK
 
Covid-19, sosyal hayatımızı derinden etkiledi. Pandemi nedeniyle en yakınlarımızla dahi görüşemiyoruz. Yaşlılarımızı korumak, hastalığı onlara taşımamak için ziyaret edemiyoruz. Koronavirüs salgını başladığından bu yana milyonlarca insan sadece video görüşmeleri ile ailelerini ve yakın arkadaşlarını görüyor, sevdikleri ile modern teknoloji üzerinden iletişim kurabiliyor. Ailelerimizle, sevdiklerimizle bir süredir kucaklaşmıyor, sevginin, dostluğun, arkadaşlığın sıcak temasından mahrum kalıyoruz. 
 
BEYNİN TEPKİSİ AYNI
 
Bu durum, hiç şüphesiz bizi pek çok açıdan etkiliyor. Bilim insanları bu dönemin insan üzerindeki çeşitli etki ve yansımalarını araştırıyor. Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nün yeni araştırması, bu tür bir sosyal izolasyon sırasında hissettiğimiz özlemlerin, aç olduğumuzda hissettiğimiz yiyecek isteği ile sinirsel bir temeli paylaştığını keşfetti.
 
Araştırmacılar, önce gün boyunca sosyal izolasyona alınan bir kişiye, içinde bulunduğu bu izolasyon esnasında birlikte eğlenen, mutlu insanların fotoğrafını göstermiş. Ardından bütün gün yemek yemeyen, aç bırakılan diğer bir kişiye ise bir tabak dolusu peynirli makarna fotoğrafı göstermişler. Bu esnada çekilen beyin görüntülerinde her iki durumda da yani sosyal izolasyon ve açlık anında,
ilgili uyarana yönelik beynin aynı bölgelerinin harekete geçtiği tespit edildi.
 
AKUT YALNIZLIK
 
Araştırma ekibinden Profesör John W. Jarve, “Tecrit edilmeye zorlanan insanlar, aç bir insanın yemeğe duyduğu arzuya benzer şekilde sosyal etkileşimleri arzular. Bulgumuz, pozitif sosyal etkileşimlerin temel insan ihtiyacı olduğu sezgisel fikrine uyuyor. Akut yalnızlık, açlığa benzer şekilde insanları eksik olanı onarmaya motive eden caydırıcı bir durum” diyor.
 
 
Otonom tekne: Roboat ıı
 
Hollanda’nın Amsterdam kentinin kanallarında yolcu ve eşya taşımayı kolaylaştıracak otonom bir tekne geliştirildi. İki metre uzunluğunda, 50 kg ağırlığındaki ‘robot’ tekne, kanallardaki deneme sürüşünde başarılı oldu. Tekne, Amsterdam’ın meşhur kanallarında kendi kendine dolaşabiliyor. 
 
MIT’in Bilgisayar Bilimi ve Yapay Zekâ Laboratuvarı (CSAIL) ve Senseable City Lab’den bilim insanları, Hollanda’nın Amsterdam kenti için bir süredir otonom bir filo hazırlıyor. Kısa süre önce bu futuristik filoya ‘Roboat II’ olarak adlandırılan yeni bir otonom tekne eklendi.
 
Roboat II, Amsterdam kanallarında yapılan sürüş testinde verimli performans sergiledi. Üç saat test edilen ve yol boyunca sadece 0.17 metrelik bir hata yapan tekne, başladığı noktaya sorunsuz geri döndü. Dikdörtgen biçimindeki Roboat II, içindeki GPS ve benzeri sensörler sayesinde yönünü belirleyip, haritalandırarak rotasını oluşturuyor. Tekne, dört pervanesi ile sürücüsüz arabalara benzer algoritmalar kullanarak herhangi bir yöne doğru ilerleyebiliyor. 
 
İlk geliştirilen otonom teknelerin taşıma kapasitesi sınırlıydı. Küçük eşyaları taşımakla başlayan süreç Roboat II ile az sayıda da olsa yolcu taşıma seviyesine ulaşmış görünüyor. Araştırmacılar, özellikle pandemi sürecinde iki yolcu taşımanın dahi pozitif katkı sağlayacağını düşünüyorlar. Filonun yeni üyesi Roboat III ise yapım aşamasında ve tamamlandığında 4-6 yolcu taşıması planlanıyor. 
 
Sosyal strese odaklanan araştırmanın bir parçası
 
Araştırma ekibi, bu çalışmanın verilerini 2018 ve 2019 yıllarında yani koronavirüs pandemisinden ve bunun sonucunda ortaya çıkan sosyal izolasyonlardan çok önce toplamaya başlamış. Açıkladıkları yeni bulgular, sosyal stresin insanların davranışlarını ve motivasyonunu nasıl etkilediğine odaklanan daha büyük bir araştırma programının parçası.