TİCARET’in ‘pandemi raporları’ serisinin ilki hazır

İstanbul Ticaret Üniversitesi, Covid-19 ile ilgili gerçekçi tespitler içeren ve somut çözüm önerileri sunan raporlar hazırlamaya başladı. İlk rapor, Psikoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Rüstem Aşkın tarafından kaleme alındı.

Paylaş LinkedIn E-posta
Yayınlanma tarihi: 14 Mayıs 2020 Perşembe
AA + -

Salgınla birlikte 8 milyar insanın tehdit altında olduğu ve dünyanın bir online laboratuvara dönüştüğü belirtilen raporda, “Krizin belki tek olumlu tarafı, küresel halk sağlığı yönetişiminim zorunlu olarak güçlenmesi olacak” deniliyor.

HABER: HAMİT KARDAŞ

İstanbul Ticaret Üniversitesi, pandemi sürecinde topluma yol göstermek ve zorlu süreci kolay atlatabilmek için yeni bir çalışma serisi başlattı. Çalışma kapsamında, akademik ilkelerden taviz verilmeden pandemi sürecine ilişkin herkesin anlayabileceği bir dille raporlar hazırlanacak. İlk rapor, Psikoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Rüstem Aşkın tarafından kaleme alındı.

‘Pandemide Yol Almak’ başlıklı raporda, salgınların genel tarihi verildikten sonra koronavirüs hakkında genel bir tanıtım yapılıyor; virüsün Türkiye’de ve dünyada yol açtığı hasarlardan söz ediliyor. Ardından salgının psikolojisine dair tespitlerle birlikte çözüm önerileri sunuluyor.

KÜRESEL TRAVMA

Raporda, bilim ve teknolojinin bu denli ilerlediği bir dönemde, hâlâ kaynağı tam anlaşılamamış bir virüsün saldırısı karşısındaki ilk tepkilerin inkar, şok ve şaşkınlık olduğu belirtilerek, toplumların bu denli büyük bir salgını kabullenmesinin zorluğunun altı çiziliyor.

Prof. Dr. Rüstem Aşkın raporunda, salgının yayılmasının ardından insanların market raflarına koşmasını, her bedensel duyumu virüse yormasını ve test aramasını, gerçek dışı haberleri ve vasiyetleri şok olarak değerlendiriyor ve “Bunun ardından bir kabullenme söz konusu” diyor.

Küresel ölçekteki sabit ruh halini korku ve belirsizlik olarak açıklayan Prof. Dr. Aşkın, söylerini şöyle sürdürüyor: “Salgına yakalanabiliriz, en yakınımızdakileri, sevdiklerimizi kaybedebiliriz. Şu an bilmediğimiz bir süre boyunca birçok şey eskisi gibi olmayacak. Bu denli zorlayıcı bir durumda hepimiz yolumuzu kaybedebilir, bir türbülansta sürükleniyor hissine kapılabiliriz. Söz konusu belirsizlik ve hastalık endişesiyle yaşadığımız korku, mutsuzluk, ümitsizlik ve çaresizlik gibi duygular herkesi zorlayacak.”

GÜÇLÜ SAĞLIK SİSTEMİ

Sağlık altyapımızın gelişmişliğinin ve kısa sürede alınan tedbirlerin bizleri çok daha kötü sonuçlardan alıkoyduğunun altını çizen Prof. Dr. Rüstem Aşkın, ‘Pandemide Yol Almak’ raporunda şunları söylüyor: “Türkiye, 2000’lerin başından itibaren yaptığı atılımlarla 166 bin hekim, 262 bin ebe-hemşire, 1.518 hastane, toplamda 1 milyonu aşan sağlık çalışanı, 40 bini yoğun bakım yatağı ve 100 bini tek kişilik olmak üzere 240 bin hasta yatağı ile az sayıda ülkenin sahip olduğu bir sağlık alt yapısına sahip. Ülkemiz ayrıca pek çok ülkenin aksine zaman-iş baskısı ve sağlık riskine rağmen mücadeleci ve çözüm odaklı, bilgi ve donanım yüklü bir sağlık ordusuna sahip. Düne kadar sayılarının aşırılığından yakındığımız bilgisayarlı tomografi cihazlarımız, Covid-19 testlerinin yanlış negatifliğine karşı ciddi ve net bir tanı koydurucu araç haline dönüştü, ölüm oranları minimum seviyede tutulabildi. Salgınla savaşta gıda ve ilaç güvenliğinin de ne derece önemli olduğu ortaya çıktı.”

DÜNYA ONLİNE LABORATUVARA DÖNÜŞTÜ

Salgınla birlikte dünyanın hızla bir online laboratuvara dönüştüğü, insanların evden çalışmaya başladığı belirtilen raporda, 8 milyar insanın her birinin tehdit altında olduğu ifade ediliyor. Raporda, “Krizin belki tek olumlu tarafı, küresel halk sağlığı yönetişiminim zorunlu olarak güçlenmesi olacak. Salgının öğrettiği ikinci önemli konu da dünyanın geri kalanında en azından belli ölçüde iyileşme olmadıkça hiç kimsenin yeterince sağlıklı ve güvende olamayacağı” deniliyor.

Salgının bize öğrettiği bir diğer önemli bilginin, iyi bir geleceğin ilk şartının toplumun güvenine dayalı bir sosyal devlet inşası olduğunun altı çizilerek, raporda şu ifadeler kullanılıyor: “Küreselleşme ülke sınırlarını sadece kişilere açmakla kalmıyor, düşman mikroorganizmalara da açıyor. Bu durumda Ebola, MERS, SARS, Covid-19 gibi yeni düşmanlara karşı ilaç ve aşı geliştirmek için gereken süre can kaybını da belirleyici olabiliyor. Kriz ne kadar hasar verirse versin bunların toplumlarda zihniyet değişimiyle sonuçlanması beklenmez; çünkü bireylerin kendi çıkarlarından feragat edeceği bir dünya görmeyeceğiz. Kaynaklar azaldıkça empati de azalacak, belki insani ilişkiler eskisinden fena hale gelecek. Bugün daha vasat ve daha küçük bir dünyaya doğru yol alıyoruz.”

PANDEMİ SÜRECİNİ AŞMAK İÇİN ÖNERİLER

Rapordapandemi sürecini sorunsuz atlatmak için şu öneriler sıralanıyor:

* Bu dönemde korku ve kaygı, gerginlik, her zamankinden daha çabuk yorulmak doğal tepkilerdir. Bu tepkilerde aşırılık olduğu uyarısı alırsanız bir uzmana danışın.
* Sürekli salgın haberlerine odaklanmayın. Hem medya hem de arkadaşlarınız içinde kötü haber taşıyıcılarını hayatınızdan çıkarın.
* Yeterli ve doğru bilgi sahibi olun. Bu bilgiler resmi sitelerde güncellenerek veriliyor.
* Sevdiklerinizle iletişim halinde olun. Mümkün olduğunca sık ve görüntülü görüşmeler yaparak onlara destek olun, korkularınızı, kaygılarınızı paylaşın.
* Uykunuza ve sağlıklı beslenmeye özen gösterin. Bedensel egzersizi ihmal etmeyin.
* İşyeri ya da evdeki çalışma sürenize ve yoğunluğuna dikkat edin. Size iyi gelen uğraşlara, manevi yönden destek olacak etkinliklere zaman ayırın.
* Hayatınızı etkileyebilecek önemli kararlar verirken dikkatli olun. Uzun vadeli düşünün. Korku ve endişenin etkisiyle üzerinde yeterince düşünülmemiş ani kararlar vermemeye çalışın. Arkadaşlarınıza, eşinize, ailenize danışın.