Faiz - KDV ilişkisi

Dr. Veysi Seviğ

Paylaş LinkedIn E-posta
Yayınlanma tarihi: 01 Ağustos 2015 Cumartesi
AA + -

Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 24/c maddesi uyarınca "Vade farkı, fiyat farkı, faiz, prim gibi çeşitli gelirler ile servis ve benzer adlar altında sağlanan her türlü menfaat, hizmet ve değerler" söz konusu matraha dahil edilmektedir.

Katma Değer Vergisi Kanunu’nun uygulanmasına yönelik yayımlanan Genel Tebliğ'in "5. Matraha Dahil Olan Unsurlar" bölümünün "5.2 Vade Farkları" ayırımında yer alan açıklamaya göre "3065 Sayılı Kanun’un (24/c) maddesine göre gösterilen vade farkları matraha dahil edilir ve işlemin tabi olduğu Katma Değer Vergisi üzerinden vergilendirilir.

Öte yandan vadeli işlemlerde bedelin zamanında ödenmemesi nedeniyle ortaya çıkan yeni vade farkları da vadeli satışa konu teslim ve hizmete ilişkin matrahın bir unsuru olduğundan, bu vade farklarının ayrıca fatura edilmesi ve vadeli satışa konu teslim ve hizmetin yapıldığı tarihte bu işlemin tabi olduğu oran üzerinden Katma Değer Vergisi hesaplanarak, vade farkı faturasının düzenlendiği döneme ilişkin beyannamede beyan edilmesi gerekmektedir.

Söz konusu tebliğde bu bilgi dışında faiz konusunda bir başka açıklama yer almamaktadır. Burada sözü edilen vade farkı gecikmeli olarak yapılan ödeme ile ilgilidir.

Yasalarımızda "vade farkı adı altında açık bir düzenleme yer almamaktadır." (Daha fazla bilgi; Helvacı, M. "Borçlar ve Ticaret Kanunu Bakımından Para Borçlarında Faiz Kavramı", Beta Yayınevi, İst. 2000, Bilgen, Mahmut, "İlmi ve Kazai İçtihatlar Işığında Faiz Hukuku ve Munzam Zarar, Alfa Yayınevi, İst. 2001 Sf:125)

Bu nedenle "Vade farkının hukuksal niteliği ve buna bağlanan sonuçlar gerek doktrinde ve gerekse uygulamada tartışmalıdır." (Arslan, Çetin, Kırmızı Mustafa "Türk Hukukunda Faiz ve Munzam Zarar, Seçkin Yayınevi 3. Baskı 2010, Sf:45) Uygulamada Maliye Bakanlığı "faiz üzerinden Katma Değer Vergisi alma eğilimindedir."

Maliye Bakanlığı tarafından konuya ilişkin olarak verilen muktezalarda "Katma Değer Vergisi’ne tabi mal ve hizmetleri veya hizmet ifaları bedelinin tahsiline ilişkin olarak Katma Değer Vergisi mükelleflerince açılan davalarda mahkemeler tarafından hükmonunan "faiz alacakları"nın Katma Değer Vergisi’ne tabi olduğu, bu verginin alacaklı mükellef tarafından beyan edileceği öngörülmüştür. (Kızılot, "Açıklamalar ve İçtihatlı KDV Kanunu ve Uygulamaları" Yaklaşım Yayıncılık, 2010, Sf:1076)

Ancak; mahkeme tarafından Katma Değer Vergisi’nin ayrıca tahsil edileceği belirtilmediği hallerde mahkemelerce söz konusu vergi; karar verilen faiz tutarına iç yüzde oranı uygulanmak suretiyle hesaplanmaktadır.

Taksitli tahsilatlarda toplam borç ve toplam faiz tutarı içinde toplam faiz tutarının oranı bulunacak, taksit tutarı içindeki faiz miktarı bu oran esas alınarak hesaplanacaktır. (Maliye Bakanlığı’nın 25 Mart 1991 tarih ve 2601024 sayılı özelgesi)

İstanbul Defterdarlığı’nın vermiş olduğu bir başka özelgede ise "İcra daireleri tarafından Katma Değer Vergisi’nin ayrıca tahsil edileceği belirtilmediği hallerde verginin, icra daireleri tarafından belirlenen faiz bedeline iç yüzde faiz oranı uygulanmak suretiyle hesaplanması gerekmektedir. (İstanbul Defterdarlığı, 12.08.2005 gün ve KDV MUK.B.07.Def.034.18.24.5806 sayılı özelge)

İcra daireleri tarafından söz konusu uygulamalar duraksamalara neden olabilmektedir.

T.C. Yargıtay 15. Hukuk Dairesince verilen bir kararda da "Faiz oranı gösterilmediği ve reeskont faizi olduğu da açıklanmadığından 3095 sayılı yasanın birinci maddesi uyarınca amaçlanan faizin yüzde 30 yasal temerrüt faizi olduğu kabul edilmelidir.

Ayrıca 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Yasası’na göre faiz alacakları KDV’ye tabi olmadığı halde, mahkemece hükmedilen alacağa Katma Değer Vergisi eklenmesi de doğru değildir. (T.C. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, E.1996, E:1996/2888, K.1996/636, Karar tarihi: 07.02.1996)

Katma Değer Vergisi Kanunu’nun birinci maddesi " Verginin konusunu teşkil eden işlemleri saymak suretiyle belirlenmiş bulunmaktadır. Faiz hukuki açıdan alacaklının bir miktar parayı belli bir süre kullanamaması dolayısıyla, kullandığı süreye bağlı olarak hesaplanan karşılığı / hukuki semeresi (ürünü)dir. (Karal ve daha sonra Arslan)

Özellikle temerrüt faizlerinin Katma Değer Vergisi kapsamında olduğu hususu bu yönden üzerinde durulması gereken bir konu olarak karşımıza çıkmaktadır.

Maliye Bakanlığı’nın konuya ilişkin olarak vermiş olduğu münferit görüşlerde farklılık arz etmektedir.