Vergilendirmede zamanaşımı

Dr. Veysi Seviğ

Paylaş LinkedIn E-posta
Yayınlanma tarihi: 25 Kasım 2015 Çarşamba
AA + -

Vergi Usul Kanunu’nun 113’üncü maddesinde yer alan tanımlamaya göre “zamanaşımı, süre geçmesi suretiyle vergi alacağının kalkmasıdır.” Bu bağlamda “zamanaşımı, mükellefin bu hususta bir müracaatı olup olmadığına bakılmaksızın hüküm ifade eder.”

Aynı kanunun 114’üncü maddesinde hükme bağlandığı üzere “vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlayarak 5 yıl içinde tarih ve mükellefe tebliğ edilmeyen vergiler zamanaşımına uğrar.”

Ancak, “vergi dairesince matrah takdiri için takdir komisyonuna başvurulması, zamanaşımını” durdurmaktadır. Duran zamanaşımı mezkur (söz konusu) komisyon kararının vergi dairesine tevdiini (ulaşmasını) takip eden günler itibaren kaldığı yerden işlemeye devam eder. Ancak işlemeyen süre her hal ve takdirde 1 yıldan fazla olamaz.

Diğer yandın Vergi Usul Kanunu’nun 374/1’inci maddesinde hükme bağlandığı üzere “vergi ziyaı cezasında cezanın bağlı olduğu vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın birinci gününden; 353 ve mükerrer 355’inci maddeler uyarınca kesilecek usulsüzlük cezalarında, usulsüzlüğün yapılacağı yılı takip eden yılın birinci gününden başlayarak 5 yıllık süre geçtikten sonra vergi cezası kesilmez” denildikten sonra, 114’üncü maddesinde yer alan hükmün ceza zamanaşımı içinde geçerli olduğu ifade edilmiştir.

Vergi Usul Kanunu’nun 138’inci maddesinde “inceleme; neticesi alınmamış hesap dönemi de dahil olmak üzere, tarh zamanaşımı süresi sonuna kadar her zaman yapılabilir” hükmü yer almaktadır. Dolayısıyla vergi incelemesi yapılabilmesi için tarh zamanaşımı süresinin dolmaması gerekmektedir. Bu bağlamda da tarh zamanaşımının dolduktan sonra mükellef hakkında inceleme yapma olanağı ortadan kalkmaktadır.

Uygulamada zaman-zaman zamanaşımı süresinin son günlerinde incelemeye alınan mükelleflerin hesap ve işlemlerinin takdir komisyonuna sevk edildiği ve bu aşamada da uzayan zamanaşımı süresi için de vergi incelemesi yapıldığı görülmektedir.

Vergi Usul Kanunu’nun 114’üncü maddesi gereği olarak; “vergi dairesince matrah takdiri için takdir komisyonuna başvurulması, zamanaşımını durdurur.” Ancak; bu aşamada işlemeyen süre sınırlı tutulmuş olup her hal ve takdirde 1 yıldan fazla olamaz.

Oysa Vergi Usul Kanunu’nun 30’uncu maddesi uyarınca “vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitine imkan bulunmayan hallerde takdir komisyonları tarafından takdir edilen veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlarca düzenlenmiş vergi inceleme raporlarında belirtilen matrah veya matrah kısmı üzerinden vergi tarh olunmasıdır.”

Dolayısıyla; vergi incelemesi yapmaya yetki olanlarca düzenlenen inceleme raporlarında yer alan matrah veya matrah kısmı re’sen takdir edilmiş kabul edilmektedir.

Her şeyden önce matrah takdiri için takdir komisyonuna sevk işleminin zamanaşımı süresini uzatabilmesi için ortada gerçek bir takdire sevk nedeninin bulunması gerekmektedir. Bir başka anlatımla ortada gerçek bir takdire sevk nedeni yoksa bu takdirde yapılan incelemelerin takdire sevki zamanaşımı süresini kesme ve/veya durdurma amacına yönelik olmaktadır.

Ayrıca; inceleme elamanının kendisi tarafından yapılacak işlemin zamanaşımını durdurmayacak olması nedeniyle, kendi yetkisi olmasına rağmen konuyu takdir komisyonuna göndermesi işleminde de sonucun değişmemesi gerekir. Bir başka anlatımla yasal düzenlemelere aykırı olarak yapılan bir işlemin yasalar tarafından korunması hukuken kabul edilebilir bir uygulama ve/veya tercih olarak kabul edilemez.
Gerçekte normal zamanaşımı süresi dolduktan sonra, duran zamanaşımı süresi içerisinde inceleme elamanı tarafından idari bir sonuç doğurabilecek işlem yapılması hukuken mümkün değildir. İnceleme elemanının normal koşullarda işlemin takdire sevkinden sonra elindeki bilgi ve belgeleri takdir komisyonuna göndermesi gerekmektedir.

Uygulamada yaşanan yöntem ve sorunlar dikkate alındığında;

- Takdire sevk ve vergi inceleme işlemleri için ilgili kanunda çok zaruri ve özel haller dışında zamanaşımı süresinin dolmasına az süre kalan durumlarda vergi incelemesi yapılması isteminin sınırlandırılması,

- Takdire sevk işleminin yapılması halında mükellefe bilgi verilmesi,

- Tarh zamanaşımı yanında tahakkuk işlemleri için de zamanaşımı uygulamasına gidilmesi halinde,

Günümüzde zamanaşımına yönelik olarak uygulama sorunlarının azalacağı beklenmektedir.