Yabancılarla iş yapanların vergi sorumluluğu

Dr. Veysi Seviğ

Paylaş LinkedIn E-posta
Yayınlanma tarihi: 30 Kasım 2015 Pazartesi
AA + -

Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 3. maddesinin 2. fıkrası uyarınca kanuni ve iş merkezlerinin her ikisi de Türkiye’de bulunmayanlar, sadece Türkiye’de elde ettikleri kazançlar üzerinden vergilendirilmektedir.

Kanuni merkezden amaç; vergiye tabi kurumların kuruluş kanunlarında, tüzüklerinde, ana sözleşmelerinde veya statülerinde gösterilen merkezdir. İş merkezi olarak ise iş bakımından işlemlerin fiilen gerçekleştirildiği ve yönetildiği yer anlaşılmalıdır. Kurumlar Vergisi uygulaması açısından kanuni ve iş merkezlerinin her ikisi de Türkiye’de bulunmayanlar, dar mükellefiyet esasında sadece Türkiye’de elde ettikleri kazançları üzerinden vergilendirilmektedir.

Dar mükellefiyette kurum kazancı aşağıdaki kazanç ve iratlardan oluşmaktadır.

* Vergi Usul Kanunu hükümlerine uygun Türkiye’de işyeri olan veya daimi temsilci bulunduran yabancı kurumlar tarafından bu yerlerde veya bu temsilciler vasıtasıyla yapılan işlerden elde edilen ticari kazançlar,

Ancak; yukarıdaki şartları taşısalar bile kurumların ihraç edilmek üzere Türkiye’de satın aldıkları malları Türkiye’de satmaksızın yabancı ülkelere göndermelerinden doğan kazançlar Türkiye’de elde edilmiş sayılmaz. Bu bağlamda Türkiye’de satmaktan maksat, alıcı veya satıcının ya da her ikisinin Türkiye’de olması veya satış sözleşmesinin Türkiye’de yapılmasıdır.

* Türkiye’de bulunan zirai işletmeden elde edilen kazançlar,
* Türkiye’de elde edilen serbest meslek kazançları,
* Taşınır ve taşınmazlar ile hakların Türkiye’de kiralanmasından elde edilen iratlar,
* Türkiye’de elde edilen menkul sermaye iratları,
* Türkiye’de elde edilen diğer kazançlar ve iratlar olarak belirlenmiştir.

Kurumlar Vergisi, dar mükellef kurumun vergi veya vergi sorumlusunun beyanı üzerine tarh olunur. Beyanname, ilgili bulunduğu hesap döneminin sonuçlarını içerir. Her mükellef vergiye tabi kazancının tamamı için bir beyanname vermekle yükümlüdür. Bu bağlamda da mükelleflerin şubeleri, ajanlıkları, alım satım, büro ve mağazaları, imalathaneleri veyahut kendilerine bağlı diğer işyerleri için bağımsız muhasebecileri ve ayrılmış sermayeleri olsa dahi ayrı beyanname verilmesi söz konusu değildir.

Dar mükellefiyette yıllık kurumlar vergisi beyannamesi dar mükellef kurumun;

* Türkiye’deki işyeri veya daimi temsilcisinin bulunduğu yerin,
* Türkiye’deki işyeri veya daimi temsilci bulunmaması halinde; yabancı kuruma kazanç sağlayanların bulunduğu yerin vergi dairesine verilir.

Buna göre, Kurumlar Vergisi beyannamesinin hesap döneminin takvim yılı olduğu hallerde 1-25 Nisan tarihleri arasında, özel hesap dönemi uygulanıyorsa bu dönemin kapandığı ayı takip eden dördüncü ayın birinci gününden 25’inci günü akşamına kadar verilmesi gerekmektedir.

Diğer yandan; dar mükellef kurumlarda tarhiyatın muhatabının Türkiye’yi terk etmesi halinde beyannamenin dar mükellefin ülkeyi terk etmesinden önceki 15 gün içinde verilmesi gerekmektedir.

Dar mükellef kurumların, vergiye tabi kazancının Gelir Vergisi Kanunu’nda yazılı telif, imtiyaz, ihtira, işletme, ticaret ünvanı, marka ve benzeri gayri maddı hakların satışı, devir ve temliki karşılığında alınan bedeller hariç olmak üzere diğer kazanç ve iratlardan ibaret olması halinde bu kazançların; yabancı kurum ve Türkiye’de bunlar adına hareket eden kimseler tarafından kazancın elde edildiği tarihten itibaren 15 gün içinde, Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 27. maddesinde belirtilen vergi dairesine beyan edilerek bildirilmesi gerekir.

Dar mükellefiyete tabi yabancı kurumların vergisi bu kurumların;

* Türkiye’deki müdür ve temsilcileri,
* Müdür ve temsilcileri mevcut değilse, kazanç ve iratları yabancı kuruma sağlayanlar
adına tarh olunur. Uygulamada ülkemizde yabancı kurumlara kazanç sağlayanların konuya ilişkin kanuni düzenlemeye dikkat etmedikleri, bu nedenle vergisel açıdan bazı sürprizlerle karşılaştıkları görülmektedir.

Ayrıca Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 30. maddesine göre dar mükellefiyete tabi kurumların bu madde uyarınca vergi kesintisine tabi kazançlarına ilişkin kesinti, bu kazanç ve iratları avanslar da dahil olmak üzere nakden veya hesaben ödeyen veya tahakkuk ettirenler tarafından yapılmaktadır.