Avrupa’nın sorunlu bankaları

Cüneyt Başaran

Paylaş LinkedIn E-posta
Yayınlanma tarihi: 15 Şubat 2016 Pazartesi
AA + -

Hafta boyunca aynı konuyu konuştuk. Aslında işi bilen, takip eden herkesin bildiği bir konuydu. Ama son 2 haftadır artık kimsenin gözden kaçıramayacağı bir hal aldı: “Ne olacak bu Avrupa’da ki bankaların hali?”

6 HAFTADA ERİDİLER

Dev bankalar mum gibi eriyor!

Avrupa’da dev diye tabir edilen bankalar sadece 6 hafta içinde yüzde 30-40’lar mertebesinde erimiş vaziyette. Deutsche Bank’ın mevcut piyasa değeri 23 milyar dolar ve bu şirket son 30 yılda hiç bu kadar ucuz olmamıştı. İtalyan UniCredit’in piyasa değeri yıl başından beri yüzde 44 erimiş durumda. Şirketin piyasa değeri en son 2012’de Avrupa krizinde bu kadar düşmüş.

KÂRLILIK BİR BAŞKA DERT

Sadece düşen hisse fiyatları ve piyasa değeri değil. Yukarıda tabloda görüldüğü üzere Avrupa’da birçok bankanın piyasa değeri defter değerinin yarısının da altına inmiş. Öz sermaye kârlılığı bir başka dert. Avrupalı bankaların ortalama sermaye kârlılığı ise yüzde 5’lerin altına inmiş durumda.

Avrupalı bankaların başı 3 sebepten dertte.

  • Batık krediler: İtalya’da yüzde 16, İspanya’da yüzde 6, Fransa’da yüzde 4.5’ler seviyesinde olan batık kredi (NPL) oranı Avrupalı bankaları zor duruma sokuyor. 
  • Düşük kârlılık oranları: 2016 yılında Avrupa bankalarında öz sermaye kârlılığının hızla “0”a yaklaşması bekleniyor. Ernst&Young’ın araştırmasına göre Almanya’da bu sene bankaların ortalama kârlılık oranı yüzde –0.50 olacak. Bu oranın Fransa’da yüzde 0.4, İtalya’da yüzde 2.20 ve İspanya’da yüzde 3.6 olması bekleniyor. Avrupa ortalaması ise yüzde 1.6.
  • Strateji eksikliği: ABD’de Lehman krizi sonrası uygulamaya konulan Volcker Kuralı sayesinde yatırım ve ticari bankacılık ayrımı yapıldı ve bankaların hangi yöne gideceği konusunda net olması istendi. Bu kural birçok bankanın ikiye ayrılması ya da bazı iş kollarında çıkmasına neden olsa da ABD bankalarının yatırımcı tarafında “anlaşılır bir strateji uyguladığı” algısını oluşturdu. Avrupa’da ise bu konuda hâlâ bir netlik yok. Birçok banka hem yatırım bankacılığı hem ticari bankacılık hem de bireysel bankacılık konusunda aynı anda faaliyetlerini devam ettirmeye çalışıyor.

İKİNCİ BİR ‘LEHMAN KRİZİ’ OLUR MU?

Zannetmiyorum. Ne Avrupa Merkez Bankası (ECB) ne de Avrupalı ülkeler herhangi bir bankanın likidite şartları ya da panik sebebiyle batmasına izin vermeyecektir. Nitekim disiplini ile ünlü Alman Maliye Bakanı Schauble’nin Deutsche Bank hakkında, “Geleceği ile ilgili bir sıkıntı olacağını hiç zannetmiyorum” şeklindeki açıklaması bu fikrimi destekliyor.

Ancak…

Daha önce İspanyol ve Portekiz bankalarına yapıldığı gibi ECB’nin kuracağı kurtarma fonları tarafından sorunlu bütün bankalara ciddi sermaye aktarılması gerekiyor. Bunun kaynağını da başta Almanya olmak üzere Avrupa ülkeleri karşılayacak. Bu da ciddi bir siyasi irade gerektiriyor. AB’de böyle bir ortak siyasi irade var mı? Emin değilim.

Son tahlilde kimse kendi yoğurduna ekşi demeyecektir ama herkes hazırlansın, AB bankacılık sektöründe uzun süreli çalkantılı günler bizi bekliyor…