Trump sonrası dönem, ‘ticaret savaşları’ dönemi mi?

Cüneyt Başaran

Paylaş LinkedIn E-posta
Yayınlanma tarihi: 03 Nisan 2017 Pazartesi
AA + -

Bu köşede çoğu zaman AB-ABD ilişkilerini, Trump’ın seçim vaatlerini konuştuk. Gerçekten hikâyenin ekonomik tarafı oldukça çetrefilli. Ancak diğer taraftan işin insanlık adına gidebileceği nokta da bir o kadar karanlık. Bakın ne demek istiyorum...

Avrupa’nın deneyimli politikacılarından, 62 yaşındaki AB Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker, ABD Başkanı Donald Trump’a çok çarpıcı bir uyarıda bulundu: “İngilizleri Brexit kararında desteklediği gibi diğer ülkeleri de cesaretlendirirsen bunun sonu AB’nin dağılması ve nihayetinde Balkanlar’da savaşa kadar gider.”

Juncker’in bu sert yorumu bununla da sınırlı değil.
25 yıl önce Yugoslavya’nın dağıldığı, Boşnakların, Hırvatların, Sırpların birbirine girdiği ve binlerce insanın hayatını kaybettiği Balkan Savaşı’nı hatırlatan Juncker, bu milletlerin yeniden birbirine girmemesi için “AB çatısında ve birliğin verdiği konforun devamının” şart olduğunu ifade etti. Trump’ın çok uzun süredir ABD’nin başına gelmiş ve “Benim önceliğim ABD, Avrupa’da ne olduğuyla ilgilenmiyorum” diyen tek lider olduğunu belirten Juncker, “Endişeliyim... Hem de çok!” diyor!

“AMERİKA’YI YENİDEN BÜYÜK YAPACAĞIM”

Trump’ın bu iddiası ve bu amaçla yerküredeki herkese ayar vermesi artık sanırım hepimizin malumu. Dünyanın en iyi teknolojisini, en makul fiyatlara üretmeyi başaran ve nihayetinde yıllık 250 milyar Euro ticaret fazlası veren Almanya, Trump’a kendini yeniden anlatmak zorunda kalıyor. Okul sistemini, staj programını, müfredatını sanayisinin ihtiyaçlarına göre ayarlamış ve II. Dünya Savaşı’nın yıkımının ardından bir mucize geliştirmiş Almanya şimdi, “Neden çok fazla ticaret fazlası veriyorsun? Neden seninle yaptığım ticarette ben sürekli açık veriyorum?” diye parmağını sallayan ABD’nin yeni başkanına izahat veriyor. Nasıl vermesin? Dünya Ticaret Örgütü başta olmak üzere birçok büyük çatı kuruluş, finans sisteminin en önemli oyuncuları ABD’nin kontrolü altında. Eğer sisteme uymazsan ciddi cezalandırılabilirsin.

Bu açıdan bakıldığında, sanki Trump sonrası dönemde yaşananları “ticaret savaşları” olarak adlandırmak mümkün. Ancak ilk paragraftaki Juncker’in ifadeleri, bize hikâyenin bu kadar masum olamayacağını hatırlatıyor. Juncker’in, “Balkanlar karışabilir ve savaş çıkabilir” uyarısı benim için çok da sürpriz değil.

Ancak henüz kâğıt üzerinde ve ekonomi çerçevesinde yaşanan, biraz da kanıksamaya başladığımız bu süreç, gerçekten Juncker’in iddia ettiği gibi fiili bir savaşa dönebilir mi?

İşte gelip takıldığımız nokta burası. Ümit ediyorum ki, iki dünya savaşı atlatmış yerküre, sırf ekonomik sebeplerle bir kez daha aynı hataya düşmez.