En kötüsü geride kaldı mı?

Cüneyt Başaran

Paylaş LinkedIn E-posta
Yayınlanma tarihi: 09 Mayıs 2017 Salı
AA + -

Çok sık duyduğumuz bir önerme. Son 2-3 yıldır sık sık analistlerin bunu dediğini duyuyor ve buna göre ‘şunları al, bunları sat’ diye rapor yazdıklarıma şahit oluyoruz. Sizi bilmem ama benim gerçekten bu konuda kafam karışık. Bazı rakamlara bakıyorum ‘Evet, sanırım en kötüsü gerçekten geride kalmış’ diyorum. Sonra dönüp piyasadaki bazı fiyatlamalara bakıyorum ‘bırak toparlanmayı, bazı varlık sınıflarında nerede ise resesyon fiyatlandığını’ görüyorum.

Sizin de karıştı değil mi? O zaman gelin ayrıntıya girelim...

BÜYÜME TAHMİNLERİ DAHA İYİ

“Büyüme açısından bakıldığında en kötüsünü geride bıraktık.” Bu, en çok tekrarlanan argüman. Bence de haklılık payı var. IMF’nin 2017 ve 2018 için yaptığı büyüme tahminlerine baktığımızda hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkeler için büyüme tahminlerinin 2016’ya göre daha iyi olduğunu görüyoruz.

IMF’ye göre 2016’da ortalama yüzde 1.6 büyüyen gelişmiş ülkeler bu sene yüzde 1.9, seneye ise yüzde 2 büyüyecek. IMF geçen sene ortalama yüzde 4.1 büyüyen gelişmekte olan ülkelerin bu sene yüzde 4.5, seneye ise yüzde 4.8 büyümesini bekliyor. Bu durumda buna göre alınan pozisyonların doğru olduğunu düşünebiliriz. Yıl başından beri gelişmiş ülke hisse endeksleri ortalama yüzde 8, gelişmekte olanlar ise yüzde 14 gitmiş. Ekonomik aktivitenin pozitif etkilemesi beklenen hisse senetlerinin bu performansı oldukça tutarlı gözüküyor 

Şimdiden sizi duyar gibiyim... “Eee, uyumlu işte fiyatlamalar diyorsunuz”

O zaman okumaya devam...

FED DEVAM EDECEK

“FED bu sene 3 kez, sonraki iki sene de toplam 6 kez daha faiz artıracak.” Şu ana kadar FED üç kez faiz artırdı. Bloomberg’in trader ile yaptığı anket sonuçlarına göre haziran ayındaki FED toplantısından yüzde 70 olasılıkla 25 baz puanlık bir faiz artırımı daha bekleniyor. Yine aynı ankete göre yüzde 50 oranında da önümüzdeki kasım ayında bir 25 baz puanlık faiz artırımı daha olur deniyor. Böylece eğer bu beklentiler gerçekleşirse 2017 sonunda FED faizi yüzde 1.50 seviyesinde olacak. Bu durumda gözler olası FED faiz artışlarından en fazla etkilenecek olan ABD tahvil faizlerine gidiyor. 1 yıllık ABD bono faizleri son 9 yılın zirvesinde yüzde 1.10 seviyesinde. Ancak daha ileri vadelere gittiğimizde ABD tahvil faizlerinin ‘FED faiz artışları’ gerçeğini fiyatlamadığını görüyoruz. FED üyeleri 2 yıl sonra ortalama faizin 2.1 olmasını bekliyor. Ancak 2 yıllık ABD tahvil faizleri yüzde 1.28 seviyesinde fiyatlanıyor. Bu durumda ya FED ya da tahvil piyasası ‘kötü yanılacak’ gibi gözüküyor.

EMTİA FİYATLARI TOPARLAYACAK 

Buyrun, bir başka önerme...

Emtia fiyatları 2016 sonlarına kadar geçen son 1.5 sene içinde ortalama 40-60 arasında düşüş gösteren, arkasından hem Trump’ın seçilmesi hem de küresel ekonomilerde yaşanan toparlama ile sene başından itibaren sert yükseliş gösterdi.

Bakır fiyatlarında son 1 seneye baktığımızda yüzde 17, çinkoda yüzde 35, hatta en kötü performans gösteren petrol fiyatlarında bile yüzde 11’lik yükselişler görüldü. Ancak emtia fiyatlarında yaşanan bu gelişmelerin küresel ölçekte bir enflasyon yaratması beklenmiyor.

Piyasa oyuncuları ne ABD ne de Avrupa’da emtia fiyatlarında yaşanan bu yükselişin fiyatlara maliyet üzerinden baskı yapmasını nerede ise hiç akıllarına getirmiyorlar. Özellikle hâlâ negatif faizlerin geçerli olduğu ‘Euro Zone’da maliyet enflasyonu konuşmak ne Mario Draghi’nin ne de 2 yıllık Alman tahvil faizlerini hâlâ eksi 0.7 faizlerle fiyatlayan piyasanın aklının köşesine geliyor.

Şimdi soruyorum size “Küresel ekonomiler hisse senetlerinin iddia ettiği gibi en kötüyü geri de bıraktılar mı? Eğer öyle ise resesyon fiyatlayan tahvil piyasalarında kim yatırım yapıyor?”