Dünya siyaset kazanı kaynıyor

Cüneyt Başaran

Paylaş LinkedIn E-posta
Yayınlanma tarihi: 12 Haziran 2017 Pazartesi
AA + -

Uluslararası ilişkilerde son 30 yılın en büyük kırılmalarından biri yaşanıyor ve kartlar yeniden dağılmak üzere karılıyor. Bir yandan Trump göreve geldiğinden beri ABD’nin ya himayesinde ya da teşviğinde kurulmuş olan ve “dünya düzenini korumak, güçlendirmek” amaçlı ne kadar uluslararası kuruluş ya da anlaşma varsa saldırıyor. NATO, AB, BM gibi kuruluşlar ya da NAFTA ticaret anlaşmaları ve son tahlilde de Paris İklim Anlaşması, ABD Başkanı Trump’ın hışmına uğradı. 

Diğer yandan Katar olayı gösteriyor ki, Ortadoğu’da da ezberler bozuluyor. Trump’ın Ortadoğu projesi bölgedeki denklemi iyice karmaşık hale getirdi. Birbiri ile yan yana gelmesi dahi beklenmeyen Suudi Arabistan ve İsrail aynı cephede buluşabiliyor. Sünni aksı kendi içinde ayrışabiliyor. 

AVRUPA DA ŞAŞKIN…

Almanya Şansölyesi Merkel, kısa süre önce hem ABD hem de İngiltere’nin adını vererek sert bir uyarı yaptı: “Biz Avrupalılar artık kendi ayaklarımız üzerinde durmayı öğrenmeliyiz.” Trump’ın G7 ve NATO zirvesi için geldiği Avrupa’da, “Savunma istiyorsanız para harcayın” ve daha önce yaptığı, “AB, Almanya’nın dünyayı ticari istilası için kurulmuş bir organizasyon” açıklamaları, belli ki Merkel’e, “Artık yeter” dedirtmiş. İngiltere’nin Brexit kararını da AB’ye vurulmuş büyük bir darbe olarak gören Merkel, yukarıdaki açıklama ile Avrupa’nın Trump’a karşı mücadelesinin işaret fişeğini yakmış oldu.

DAHA GÜÇLÜ AB İDEALİ

Merkel ve Macron, Anglo Saxon aksına (ABD-İngiltere) karşı kolları sıvayarak yeniden direksiyona geçmiş durumdalar. Biraz da bu duruma onları Trump mecbur etmiş oldu. İki liderin daha güçlü ve entegre olmuş bir AB ideali var. Bu konuda ortak bir irade var. Ancak bu iradenin hayata geçmesi söylendiği kadar kolay olmayabilir. İki liderin güçlü AB iradesi oldukça etkileyici olmakla beraber birliğin üçüncü ve dördüncü büyük ekonomileri olan İtalya ve İspanya’da siyasi netlik hâlâ ulaşılmış değil.

ORTAK EUROBOND İHRACI

Bilindiği üzere İtalya’yı atanmış bir Renzi hükümeti uzun süre yönetti ve AB yanlısı bazı reformları yapmaya çalıştı. Ancak şu an gündemde bir erken seçim var ve Renzi’nin AB yanlısı partisi ile Beppe Grillo’nun anti AB partisi baş başa gözüküyor. Olası bir Renzi yenilgisi İtalya’yı karıştırır. İspanya’da da durum farklı değil. Dengeler son derece nazik kurulmuş durumda. Diğer bir zorluk ise iki liderin AB ekonomisine bakışındaki farklılık. Eski bir bankacı olan Macron’un, yeni dönemde AB’nin harcamaların bir kısmını ortak yapması, bunun finansmanı için de ülkeler arasındaki farklılıkların ortadan kalkması adına ortak eurobond ihracı gibi çarpıcı hedefleri var. Alman Şansölyesi Merkel için ise bu hedefler son derece korkutucu.

ABD İLE İLİŞKİLER

Öyle ya da böyle ABD ile dünyanın geri kalanının ilişkisi artık eskisi gibi gitmeyecek. Özellikle de Avrupa bu işten çok etkilenecek.