Bu iyimserlik bize ne kazandırıyor?

Cüneyt Başaran

Paylaş LinkedIn E-posta
Yayınlanma tarihi: 25 Temmuz 2017 Salı
AA + -

Dikkatinizi çektiğinden eminim. Küresel piyasalarda büyük bir iyimser hava var. Riskli varlıklara para giriyor, hisse senetleri coşuyor, bono ihraçları arka arkaya geliyor. Peki, bu iyimserliğin altını dolduracak bir hikaye var mı? Ya da ‘hepimiz aynı gemideyiz’ korosunun dümene geçtiği bir gemide yolculuk mu yapıyoruz?

Bu sorunun cevabına geçmeden hatırlatmak istediğim, son zamanlarda yaşanan birkaç gelişmeye dikkat çekmek istiyorum.

2011’den bugüne kadar 3 kez kurtarma paketi alan ve aslında temerrüte düşmüş olan Yunanistan, 3 yılın ardından uluslararası piyasalarda borçlanmak için yeniden tahvil ihracına çıkıyor. Küresel piyasalarda son dönemde yaşanan pozitif hava sonrası 10 yıllık Yunan tahvilleri yüzde 5.30 ile son 15 senenin en düşük seviyesine geriledi. Bunun üzerine Yunanistan hazır ortam müsaitken kaçırmayalım, diyerek 3 sene sonra yeniden tahvil ihracına hazırlanıyor.

Gelelim ikinci hatırlatmamıza... Geçtiğimiz hafta dünya borsalarının değerlemelerinin toplamı bütün ülkelerin toplam GSMH değeri olan 75 trilyon doları aştı. Bir başka ifadeyle yerkürede organize piyasalarda işlem gören şirketlerin hisse senetlerinin piyasa değerlerinin toplamı, ülkelerin toplam GSMH değerinin üzerine çıktı.

Birkaç istatistiki bilgi daha eklemek istiyorum: Şu ara Türkiye’de de çok meşhur olan dijital yayıncılık yapan Amerikalı Netflix şirketi, bundan 15 sene önce yaklaşık 300 milyon dolarlık bir piyasa değeriyle halka arz edilmiş. Şirket geçen gün 2017 II. çeyrek sonuçlarını açıkladı. Sadece bir çeyrekte 5.2 milyon yeni üye ve 66 milyon dolar kâr yazmış. Şirketin piyasa değeri 70 milyar doların üzerine çıktı. Bu rakamların bir başka karşılığı şu: Şirket defter değerinin 23 katı pahalı işlem görüyor.

Şimdi gelelim asıl sorumuza... Bu iyimserliğin sebebi ne? Ekonomiden gelen beklenenden hızlı toparlama? FED’in faiz artışından vazgeçme ihtimali? Merkez bankalarının yeniden para basacakları (QE) bir dönemin bizi bekliyor olması?

Keşke öyle olsa... O zaman bu yazının sonu çok daha iyimser biterdi.

TRUMP’IN ÜZERİNE KURULAN STRATEJİLER

Bir süredir (son 3-4 aydır) küresel piyasalarda devam eden bu iyimserliğin en büyük sebebi ‘Trump’ın vaat ettiği politikaları yapamayacağı ve sistemin parçası olacağı’ beklentisi. Açalım biraz daha... Yılbaşında Obamacare denilen bir önceki başkandan kalan, seçim öncesi “Seçilirsem bu sistemi mutlaka değiştireceğim” dediği sağlık politikasını kaldırmak için meclise giden Trump, umduğunu bulamamıştı. Mevcut gelişmeler gösteriyor ki hem Temsilciler Meclisi hem de senatoya hâkim olan Cumhuriyetçi Başkan Trump’ın gücü Obamacare’i değiştirmeye yetmiyor. Başka örnek... Trump göreve gelir gelmez Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşması’nı (NAFTA) yırtıp atmıştı. Şimdi görüyoruz ki, NAFTA bir parça değiştirilerek yeniden yürürlüğe giriyor.

Örnekleri artırabilirim. Ancak amaç hasıl oldu sanırım. Trump iktidara geleli 200 günden fazla oldu ama piyasa şimdiden onun notunu verdi: 
“Muktedir olamadın!”

BİZE YARAR MI?

Bu iyimserlik tabii ki yarar. Yarıyor da zaten. Zor günlerden geçerken, içeride taşları yeniden yerlerine oturturken, küresel piyasaların sakin olması hatta bizim de yer aldığımız riskli varlıklar grubuna ilginin artması güzel bir gelişme. Bize evimizim içini yeniden derleyip toplarken hiç olmazsa zaman kazandırıyor.

Ancak Trump’ın zayıflayan gücü belki biz dahil birçok gelişen ülkenin sermaye piyasalarına ekstra likidite getiriyor, hisse senetleri değerleniyor, tahvilleri ilgi görüyor olabilir. Diğer yandan şu unutulmasın ki, dolar değer kaybettikçe, emtia fiyatları yeniden yükselmeye başladıkça, hisse senetlerinde yukarıda bahsettiğim balonlar ortaya çıktıkça aslında sert bitecek bir hikâyenin son sayfalarını okuyor durumuna düşüyoruz. Sonuçta Fed de diğer büyük merkez bankaları da resmi görüyorlar ve ipleri sıkmaya devam edecekler. Balonu patlatmamaları lazım. Bugünlerde yaşadığımız ekstra iyimserlik sadece fon yöneticileri ve traderların yılsonu bonuslarını artırmaktan öte bir gelişme değildir.