ITO Ticaret logo
  • EURO4,31
    % 0,07
  • DOLAR3,66
    % -0,36
  • ALTIN151,78
    % 0,00

Tren vagonu, buzdolabı ile birleşirse ne olur?

Salih Keskin

Paylaş
instela'da paylaş
Yayınlanma tarihi: 25 Eylül 2017 Pazartesi
AA + -

İnovasyon, yeniliğin ekonomik ve sosyal bir faydaya dönüşmesi anlamına gelirken, Türk Dil Kurumu inovasyonu üç kelime ile adlandırdı: Değişim, yenilik ve farklılık.

Değişime örnek olarak, Dominos Pizza’yı verebiliriz. Marka olmasını hızlı teslimata, teslim edemediğinde ise parayı iade etme garantisine borçlu olan firmanın bu aşamaya gelmesi, iş modelindeki değişimle izah edilebilir ancak.

Yeniliğe örnek olarak; drone’ları, cep telefonlarını ve Google’nin ürettiği şoförsüz arabaları verebiliriz. Bu ürünler aynı zamanda radikal inovasyonlara da örnek olarak gösterilebilir.

Farklılık için ise Ziferblat Cafe’yi gösterebiliriz. Dakikası üzerinden fiyatlandırılma özelliğine sahip olan kafede her şey serbest; istediğiniz kadar yiyip içebilir ve kaldığınız dakika ücreti üzerinden ödeme yapıp çıkabilirsiniz.

İnovasyon yapmak için dünyada birçok teknik kullanılıyor. Yani dururken inovasyon olmaz; bu işin bir metodolojisi, bir maliyeti var.

Mesela yaygın inovasyon yapma tekniklerinden biri, ‘birleştirme’ tekniği. Farklı alanlardan konuları kendi işinizle birleştirmeye dayanan teknikle, yeni fikir ve/veya ürünler ortaya çıkarabilirsiniz. Yazının başlığındaki sorunun cevabı da
yine bu tekniğe dayanıyor. Bir tren vagonunu buzdolabı ile birleştirirseniz, soğuk hava taşımacılığı elde edersiniz. Soğuk hava taşımacılığı bu şekilde bulundu.

‘Birleştirme’ tekniğine devam edelim ve bildiğimiz Neskafe’yi ele alalım: Ülkemiz de dahi cirosu hiç küçümsenmeyecek bir ürün olan ‘üçü bir arada’ Neskafe’nin şeker ve süt tozuyla birleştirilmesiyle ortaya çıkmış bir ürün.

Yine yer silme bezi ile kovayı birleştirdiğimizde, her evde ve işyerinde kullanılan, dünyanın en çok satılan ev gereçlerinden biri, Vileda ortaya çıkıyor. Fikrin ne kadar basit olduğunu söylemeye gerek yok ama kendi grubunda lider olan, her gün milyonlarca satılan bir üründen bahsediyoruz.

İnovasyonun sırrının beş kelime olduğunu söyler filozoflar: “Bilinenin farkındalık değeriyle yer değiştirmesi.”

Mesela Simit Sarayı’nı örnek verelim:

Simidi saray konforuyla buluşturan firma, bir anda insanların ilgisine mazhar olmayı başardı. Yapılan şey, bilinene farkındalık değeri katarak, ihtiyaç alanına cevap vermekten ibaret.

Yine bir bilinen, ayakkabı kutusunu ele alalım. Karton ayakkabı kutusunun şeffafını yapan bir firma, ürettiği ürünle kısa sürede ilgi çekmeyi başardı. İçinin görülmesinin getirdiği rahatlık, ürünün inovatif ürün kategorisinde ele alınmasını sağlamaya yetti.
Basit bir ambalaj değişiminin firmaya kattığı değer, hiç de azımsanacak gibi değil.

Bilinen bir ürün ve/veya hizmete katılan farkındalık değerinin müşteriler tarafından ne kadar önemsendiğini görmek için birçok örnek vermek mümkün.

İnovasyon, aslında olmayan bir şeyi sunmak ve inovasyonun yüzde 99’dan fazlası bilinenlerin farklı bir alanda kullanılması.

Nasıl bir inovasyon yapmak isterdiniz?

İnovasyonun çok çeşidi bulunuyor. Temel olarak ise artımsal (küçük inovasyonlar) ve radikal inovasyonlar (büyük inovasyonlar) diye ikiye ayrılıyor.

Artımsal inovasyonlar için 100 iyi fikir içinden 1-3 arası fikir, piyasaya girip başarılı oluyor. Dünyadaki inovasyonların büyük kısmı artımsal inovasyon kategorisinde.

Radikal inovasyon için yaklaşık 3 bin fikre ihtiyacımız var. 3 bin iyi fikir ve sonuçta başarılı olan bir radikal inovasyon. Jet motorları, internet, şoförsüz araba, cep telefonları radikal inovasyon örneklerinden bazıları.

Radikal inovasyonun hem yapan firmaya ve hem de yapıldığı ülkeye büyük katma değeri söz konusu.
Cep telefonunun oluşturduğu değeri düşünmek, konunun boyutlarını anlamak için yeterli.

Ülkemizin kendi adına yazdırabildiği radikal inovasyon örneği henüz yok. Tarihten örnekler bulunabilirse de bunların inovasyon kriterlerinden süzülerek adının konması gerekli.

Ülkemiz için inovasyonun milli bir mesele olduğunu belirtmemiz gerekir.

Aşağıdaki istatistikler bunun kanıtı:

Ankara Sanayi Odası verilerine göre, Türkiye’nin;

1 kg uçak yedek parça alması için 5.6 ton buğday satması,

1 kalp pili alması için1 tır arpa satması,

7 kg domates tohumu alabilmesi için 3.5 ton domates satması gerekiyor.

Ayrıca tüm kayısı ihracatımız ancak 6 uçak alabiliyor.

Bu rakamlar neden inovasyona daha çok önem vermemiz gerektiğini ortaya koyan çarpıcı gerçekler.