2017 muhakemesi, 2018 ipuçları...

Cüneyt Başaran

Paylaş LinkedIn E-posta
Yayınlanma tarihi: 02 Ocak 2018 Salı
AA + -

2017, başından sonuna kadar finans ve ekonomi dünyası için büyük farklılıkların yaşandığı bir yıl oldu. Kısa kısa hangi varlık sınıfının yılı nasıl bitirdiğine bir bakalım…

TAHVİL VE BONO PİYASASI

ABD tahvil piyasasının kısa ve uzun vadeli tarafı, yılı farklı bir şekilde bitiriyor. Fed faiz artışlarının en net fiyatlandığı 2 yıllık ABD tahvil faizleri yüzde 1.20’den başladığı 2017’yi tam 65 baz puan yüksekten, yüzde 1.85’ten kapatıyor. Bu oran aynı zamanda son 8 yılın da en yüksek 2 yıllık ABD tahvil piyasası. Diğer taraftan 10 yıllık ABD tahvil faizleri ise bunun tam tersi bir fiyatlama gerçekleştiriyor. Yılbaşında yüzde 2.40 seviyesinden fiyatlanan 10 yıllık tahviller sene sonunda da tam aynı yerden yani yüzde 2.40’tan kapatıyor. Yıl içinde yaşanan üç Fed faiz artışı, ABD ekonomisinin yıllık yüzde 2.5’i aşacak sene sonu beklentisine rağmen 10 yıllık tahvil faizleri yerinden kıpırdamadı. Bunun sebebi de, Fed’in enflasyon artışını en iyi takip ettiği tüketicilerin aldıkları ürünlerin fiyat artışlarını takip eden endeksinin (PCE) yılbaşında yüzde 1.8 olan seviyesinin sene sonunda yüzde 1.6-1.7’lerde kalmış olması. AB ülkelerinde ise Avrupa Merkez Bankası’nın devam eden tahvil alımları sebebiyle genel olarak yerinde sayan bir getiri eğrisi vardı.

GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERDE DURUM NEYDİ?

Dolar cinsinden (Eurobond) gelişen ülkeler tahvillerine baktığımızda hemen hepsinin tahvil faizlerinin yılbaşına göre düştüğünü görüyoruz. Yerel para biriminde ise bazı ülkelerin (Türkiye, Romanya, Çin, Hindistan gibi) tahvillerinden faizlerinin arttığına, bazılarında ise (Brezilya, Rusya, Endonezya gibi) düştüğüne şahit olduk. Bu farklılığı yaratan da bahsi geçen ülkede olası faiz artış/iniş kararları, iç siyaset gibi konular oldu.

HİSSE SENETLERİ

2017 büyük oranda hisse senetlerinin senesi oldu. Küresel ekonomilerde büyüme anlamında 2017’nin bir önceki seneye göre daha iyi geçmiş olması, ABD’de kurumlar vergisinde oranların aşağıya indirilmesi, teknoloji şirketlerinde ardı ardına gelen satın almalar hisse senedi fiyatlarında yukarı yönlü hareketin sebepleri arasındaydı. Gelişmiş ülkelerin hisse senetlerini takip eden MSCI dünya endeksi yılı yüzde 20 yukarıda kapatıyor. Bu endeksin getirisini geçen ülke endeksleri oldu; Nasdaq yüzde 28, Dow Jones yüzde 25, Japon Nikkei yüzde 21 gibi. Altında kalanlar ise daha çok Avrupa ülke endeksleriydi; İngiltere FTSE yüzde 5, İspanya Ibex yüzde 9, Fransa CAC yüzde 11… MSCI dünya endeksinin iki yıllık getirisi de yüzde 28’i buldu. Gelişmekte olan ülkelerde de hisse senetleri 2017’yi oldukça iyi bir yerde tamamladı. Bu ülkelerdeki hisse senetlerini takip eden MSCI gelişen ülke endeksi 2017’yi yüzde 30 yukarıda tamamlıyor. Böylece bu endeksin iki yıllık toplam getirisi yüzde 42’i buldu. Gelişen ülke endeksleri arasında 2017’de en iyi getirilerden biri yüzde 42 ile Türkiye’de Borsa İstanbul oldu. BİST 100’ün arkasından yüzde 32 getiri ile Hong Kong borsası geliyor. Gelişen ülke endekslerine bu sene son üç yılın en yüksek miktarda para girişi oldu. Bunun sonucu da hisse fiyatlarına yansıdı.

NELER OLDU?

Şimdi buradan bazı çıkarımlar yapalım ve 2018 için risk ve fırsatları ortaya koyalım.

  • 2017, küresel ekonomilerin 2016’da başlayan toparlanma sürecini bir tık daha ilerlettikleri sene olarak kayıtlara geçti.
  • 2017, üç gelişmiş ülke ekonomisinin de (ABD, AB, Japonya) aynı anda büyümesini hızlandırdığı bir yıl oldu.
  • Merkez bankalarında Fed ve İngiltere Merkez Bankası (BOE) normalleşme sürecinde olduklarını ilan ederek faiz artırdı. Avrupa Merkez Bankası ise tahvil alımlarını azaltarak normalleşme yoluna girdiğini ilan etti.
  • Gelişmiş ülkelerin (İngiltere hariç) enflasyonu bu senenin tek gerçekleşmeyen makro verisiydi. Ekonomilerin toparlandığını gören merkez bankaları, bunun sağlamasını fiyat endekslerinde bulamadı. Buna açıklama ise genel olarak geç ve yavaş gelen büyüme ve teknolojinin devreye girmesiyle aracıların azalması şeklinde yapıldı.

RİSK VE FIRSATLAR

  • İlk bölümde anlattığımız tahvil piyasasındaki kısa ve uzun vadeli tahviller arasındaki ayrışma 2018’de risk yaratabilir. Uzun süredir gelişmeleri fiyatlamayan uzun vadeli ABD tahvillerinde olası bir panik hareketi piyasaları sarsabilir.
  • 2017’de iyimser fiyatlanan Brexit, 2018’de İngiltere’de umulduğu gibi Theresa May’in kontrolünde gitmeyip Parlamento’nun daha çok karışacağı bir hale gelirse piyasalar için bir başka risk unsuru olarak ortaya çıkabilir.
  • ABD Başkanı Trump etrafında süre gelen soruşturma, mahkeme süreci, Kuzey Kore’nin füze denemeleri ve ABD’nin bu olaya nasıl müdahil olacağı, Suriye’de barış süreci boyunca yaşanabilecekler, İran ve Rusya’ya uygulanan ve kapsamı artırılan yaptırımlar da yakından takip edilmesi gereken konu başlıkları.

Fırsatlar bölümünde ise en öne çıkan bölüm, 2008 krizi sonrası merkez bankaları vasıtasıyla başlatılan küresel toparlanmada artık hemen herkesin “en kötüsü geride kaldı” demesi ve fiyatlamalarda daha fazla “büyüme, yatırım” gibi başlıklara ağırlık verilmesi olacak. Tabii ki artan faiz maliyetlerini göze almak şartıyla…