ITO Ticaret logo

Gelir dağılımında bozulan dengeler

Cüneyt Başaran

Paylaş
Yayınlanma tarihi: 08 Ocak 2018 Pazartesi
AA + -

Nobel ödüllü Ekonomist Profesör Stiglitz’in 2011’de yazdığı makalesine, çok can alıcı şekilde “...of the 1%, by the 1%, for the 1%” olarak özetlediği, gelir adaletsizliği detayında bakarsak; ABD’de ilk yüzde 1’lik grubun toplam gelirden ve toplam yaratılan servetten aldığı pay 1985’te yüzde 12 ve yüzde 33 seviyelerinde iken, makalenin yazıldığı 2011’de bu oranlar daha da kötüleşerek yüzde 25 ve yüzde 40’a çıkmıştır. Aynı yıl, yani 2011’de New York’da bir parkta oturma eylemi olarak başlayan “Occupy Wall Street/ Wall Street’i işgal et” protestolarında gelir dağılımı adaletsizliğindeki bu çarpıcı gelişmeye dikkat çekmek için kullanılan slogan da “We are the remaining 99 % / Biz geri kalan yüzde 99’uz” olmuştu.

Credit Suisse’in her yıl açıkladığı Küresel Refah Raporu’na göre 2017 itibarıyla yerküredeki en zengin yüzde 1’nin küresel hane halkı varlıklarındaki (servet) payı yüzde 50’yi geçmiş durumda. Aynı kurumun Türkiye için açıkladığı rakamlardan bu orana benzer sonuçlar çıkarmak mümkün. Yani durum hem ülkemiz için hem de dünya geneli için alarm verdi, veriyor.

Ekonomistler bu konuda 3 ana sebebi ortaya koymakta; modern teknolojinin yükselişi, küreselleşme, servet birikiminin konsantrasyonu.

Bu sebeplere kısaca göz atalım. Teknoloji başlığında; özellikle üretim ağırlıklı sektörlerde bilgisayar, akıllı yazılımlar gibi yüksek teknoloji ürünlerin emek yoğun imalatın yerini alması sonrasında insanların işlerini ve gelirlerini kaybetmeleri ve şirket kârlarının düştüğü (dolayısı ile şirket sahiplerinin ve orta ve düşük gelirli çalışan sınıfın ise gelir kaybına uğradığı) anlatılıyor. Küreselleşme adı altında ise aslında üretimin artık nerede en düşük maliyet ile yapılabilecekse oraya taşınması ve şirketlerin (sermaye sahiplerinin) küreselleşmenin nimetleri sayesinde kârlılıklarını artırdıkları, buna karşı kaybedenin yine düşük ve orta gelir grubundaki milyonlarca çalışan olduğu açıklanıyor. Son maddenin özeti ise Nobel ödüllü ekonomist Thomas Piketty’nin servet dağılımı ve gelir adaletsizliği üzerine yazdığı kitabı “21. yüzyılda Kapital” kitabındaki servet dağılımındaki asimetri. Piketty’nin belirttiği gibi yüzyıllardır miras üzerinden asimetrik olarak, sınırlı bir coğrafya ve grup içinde korunarak biriken servetin ortalama getirisi, kişilerin gelirini belirleyen ekonomilerdeki büyüme oranından daha yüksek olması sebebiyle gelir dağılımı adaletsizliğini artıyor.

Bu sebeplere şimdi bir de “maddi olmayan değerler” ekleniyor.

Jonathan Maskel’in yazmış olduğu “Capitalism without Capital / Parasız Kapitalizm” isimli kitap, soyut ekonominin (intangible economy) yükselişi ve bunun zaten çok ciddi bozulmuş olan gelir adaletsizliğine nasıl ilave bir darbe vuracağına dair çok faydalı bir eser. Yazar kitabında GSYH hesabında hane halkı harcaması, kamu harcaması, net ihracat ve yatırımların dikkate alındığını hatırlatıp, son kalem olan yatırımların (özel ya da kamu) yakın zamana kadar çoğunluğunun maddi, (tangible) somut (makine, teçhizat, bina, altyapı yatırımları gibi) unsurlardan oluşurken, yeni dünyada soyut (intangible) yatırımların (yazılım, Ar-Ge, tasarım, piyasa araştırması gibi) küresel ekonomilerde ağırlığını iyiden iyiye artırdığını belirtiyor. Soyut yatırımların yoğunlaştığı ülkelerde (ABD, İngiltere) ya da şehirlerde (San Francisko, Londra, Boston, Lizbon, Barcelona) ortaya çıkan; büyük oranda teknoloji yoğun ve fikri mülkiyet üzerinden yükselen şirketler (e-ticaret siteleri, Uber, Airbnb, start uplar) bulundukları bölgeleri cazibe merkezi haline getirirken sermayeyi bünyesinde biriktiriyor. Sonuç; gelir dağılımı adaletsizliğinde bu bölgelere ya da şirketlere -hisse yoluyla- erişimi olanların daha da zengin kılınması.

Önümüzdeki günlerde de büyüme, istihdam, ihracat kadar gelir dağılımındaki artan adaletsizlik ve etkilerini konuşuyor olacağız.