Kişisel verinin korunması neden önemli?

Cüneyt Başaran

Paylaş LinkedIn E-posta
Yayınlanma tarihi: 27 Mart 2018 Salı
AA + -

Son zamanların en büyük skandallarından biri, geçtiğimiz günlerde patlak verdi. Olay, biraz karışık gibi gözüküyor. Bu sebeple önce bahsi geçen skandalla ilgili kısa bir özet geçeyim.

Bundan 5 sene önce Cambridge Üniversitesi’nde psikoloji profesörü Alexander Kogan, insan davranışları ve sosyal medya üzerine bir araştırma yapmak istiyor. Bu araştırmanın hipotezi, “Facebook üzerinden kullanıcıların ‘like /beğeni’ tuşunu hangi haber ya da olaylarda kullandıkları üzerinden yapılacak kişilik analizi, o kullanıcının Facebook arkadaşlarıyla yüz yüze yapılacak mülakata göre çok daha tutarlı sonuç vereceği”ne dayanıyor. Sonuçta 2013’te Facebook’un onayı alınarak ‘This is your digital life’ isimli bir aplikasyon yardımı ile 270 bin Facebook kullanıcısına erişilir. Rakam kulağa düşük gelebilir ama bu aplikasyonun teknik özellikleri sayesinde 270 bin Facebook kullanıcısının ‘friends/arkadaş’ kategorisindeki milyonlarca kullanıcıya da erişim sağlanmış olur. Tahminlere göre çoğunluğu ABD vatandaşı olan 50 milyon Facebook kullanıcısının bahsedilen aplikasyon sayesinde birçok verisi bu şekilde ele geçmiş.

Profesörün iddia ettiği gibi Facebook üzerinden yapılan kişilik analizi gerçekten de yüz yüze yapılan mülakatlara göre daha yüksek korelasyon ile kişilik analizi yapmış. Ancak hikâyenin bundan sonrası sıkıntılı. 2015’te Facebook yönetimi, Kogan’ın elde ettiği bilgileri ve analizleri işleyen bu aplikasyonu dijital marketing sektörünün önemli şirketlerinden biri olan İngiliz Cambridge Analytica isimli şirkete aktardığını öğrenmiş. Facebook hem Kogan’dan hem de Cambridge Analytica’dan bu bilgilerin silinmesini istemiş. Ancak bu isteğin nasıl sonuçlandığını bilmiyoruz!

Şimdi de kısaca Cambridge Analytica’ya gelelim. 2013’te kurulan şirket, internet ortamında veri topluyor, analizini yapıyor ve daha sonra politik ya da ticari amaçlarla bu analizler üzerinden müşterileri için tutarlı stratejiler üretiyor. Şirket 2016’da ABD başkanlık seçiminde Trump adına çalıştı. Şirketin sahipleri açıklanmıyor. Ancak Trump’ın stratejistlerinden Steve Bannon’un bir dönem Cambridge Analytica’nın kardeş şirketinde üst düzey yöneticilik yapığı biliniyor.

Toparlıyorum…

Aslında bundan 3 sene önce gerçekleşen ve 50 milyon Facebook kullanıcısının bilgilerinin bu kişilerin izni ve bilgisi dışında, veri analizinde son derece uzmanlaşmış bir şirketin eline geçmiş olabileceği iddiası ortalığı kasıp kavuruyor. Bunun yanında eğer bu bilgiler Cambridge Analytica’nın eline geçmiş ve Trump’ın seçilmesi için şirket tarafından kampanya sırasında işlenerek kullanılmışsa ne olacak? Dahası da var: İngiliz Observer Gazetesi’ne göre, ABD yaptırımlar listesinde bulunan Rus enerji devi Lukoil, Cambridge Analytica şirketi ile veri analizi ve strateji belirleme konusunda uzun pazarlıklar yapmış.
Bu bağlantı ‘Trump’ın seçim kampanyası sırasında Rusya bağı’ kurmak için yeterli değil. Ancak zaten karışık olan kafaları biraz daha karıştırdığı aşikâr.

Bunları daha çok tartışacağız.

Ancak beni en çok ürküten, yazının başlangıcında kullandığım cümlenin sahibi olan Cambridge Analytica yöneticisinin, kendisini ‘Sri Lanka’dan gelen ve seçimler için yardım isteyen müşteri’ olarak tanıtan Channel 4 muhabirine verdiği cevap oldu!

“Gerçekler değil! Mühim olan duygular ve onların nasıl yönetileceği. Korku ve umut! Bu iki duyguyu yönetmeyi başarırsanız zafere gidersiniz. Bizim işimiz de bu!”

Korkutucu...