ITO Ticaret logo
  • EURO6,68
    % -0,24
  • DOLAR5,77
    % -0,19
  • ALTIN228,59
    % 0,29

Neler yaşanmıyor ki?

Cüneyt Başaran

Paylaş
Yayınlanma tarihi: 09 Nisan 2018 Pazartesi
AA + -

Aslında her şey 2016 Haziran’ında İngiltere’nin Brexit kararı almasıyla başladı. İngiltere, sırf dönemin Başbakanı David Cameron’un koltuğunu daha fazla güçlendirmek adına aldığı siyasi bir karardan dönemediği için gittiği “AB’den ayrılalım mı?” referandumunda, hemen hiç kimsenin beklemediği bir şekilde “Evet çıkıyoruz” kararı çıktı. Bu küreselcilerin aldığı ilk ciddi mağlubiyetti. Gerçi İngiltere hâlâ Brexit kararını uygulamaya koyamıyor. Adada hâlâ “Brexit kararı” üzerine üstü örtülü büyük bir bilek güreşi devam ediyor.
Ama cin bir kez şişeden çıktı. İngiltere öyle ya da böyle yeni sisteme, “yerelleşme” tarafına geçeceğini ilan etmiş oldu.

Son 2 yılın en büyük ikinci şoku, ABD’de 2016’da başkanlık seçimlerinde yaşandı. Seçimlerde herkesin favorisi, Başkan Obama’nın 8 yıllık başarılı bir yönetimin mirasını devralmaya hazırlanan demokrat aday Hillary Clinton’dı. Küreselleşme cephesindekiler için Obama dönemindeki siyasetin büyük oranda devamı olacağı için Hillary Clinton öne çıkan adaydı. Ancak burada da büyük sürpriz yaşandı. “Yerelleşme” kampının adayı Donald Trump seçimleri kazandı. Hatırlayalım, Trump’ın sloganı neydi? “Make America great again-ABD yeniden büyük olacak.”

Bu iki major olay dışında benzer bilek güreşi Fransa ve İtalya seçimlerinde de yaşandı. Fransa’da küreselleşmeciler ortak bir aday Macron üzerinde uzlaşarak kazandı. İtalya’da ise aslında küreselleşme kampı için ciddi bir hezimet yaşanmış olsa da “hakem orada henüz maçı bitirmemeye kararlı”.

Bu olayların gölgesinde son 1 yıldır yaşananlara bir göz atalım.

ABD’nin yeni Başkanı Trump’ın hayatımıza soktuklarını hızlıca bir hatırlayalım: “Serbest ticaret anlaşmaları artık hayatımızdan çıktı. Bundan sonra her ülkeyle teke tek masaya oturacağız.” Bu ifadeler Trump’a ait. Trump, bu açıklamaların ardından ABD’nin imza atmaya hazırlandığı AB ve 11 Asya ülkesiyle yapacağı serbest ticaret anlaşmalarını yırtıp attı.

Bu açıklamaların hemen ardından gelen diğer şok ise yine Trump’ın ağzından dökülen şu cümlelerde saklı: “Ticaret savaşları istediğimiz bir şey değil. Ama eğer bu savaş başlayacaksa bunu kazanmak bizim için oldukça kolay olur.” Trump, bu açıklamaların ardından Çin’e 50 milyar dolarlık ithalat vergisi koyduğunu duyurdu ve ticaret açığı verdiği diğer ülkeleri de benzer uygulamalarla tehdit etti.

Son dönemde hepimizin şaşkınlıkla izlediği olaylar bunlarla da bitmiyor. İngiltere’nin ülkesindeki eski bir Rus casusunun zehirlenmesi sonrasında verdiği sert tepki ve akabinde başta ABD olmak üzere 14 AB ülkesi ile Kanada, Avustralya’nın “Rus diplomatların sınır dışı edilmesi” kampanyası herkesi şoke etti. Batı dünyasının Rusya karşısında neredeyse firesiz konsolide olması ve Rusya’nın ekonomik yaptırımlar dışında siyasi olarak da “yalnızlaştırılma hareketi” son birkaç ay içinde yaşanan olaylar arasında.

Sözün özü şu: Son 2 yıldır küresel ölçekte yaşadıklarımızı son 20-30 yıldır bu yoğunlukta yaşamamıştık. Olaylar bu olup bitenle sınırlı mı? Ondan da emin değilim. Ancak küresel ölçekte bu huzursuzluğun kısa sürede bitmeyeceği görülüyor.