Asya kaplanlarından Türkiye’ye yoğun ilgi

Prof. Dr. Kerem Alkin

Paylaş LinkedIn E-posta
Yayınlanma tarihi: 14 Mayıs 2018 Pazartesi
AA + -

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın son Güney Kore ziyareti de gösterdi ki, Asya’nın kaplanları Çin, Güney Kore ve Japonya’dan Türkiye’de gerçekleşecek yatırımlara yönelik, Türkiye’nin mega projelerinde önemli roller üstlenmeye yönelik önemli bir çağrı, kararlılık söz konusu. Türkiye, küresel ekonomi-politik yeniden yapılanırken, son 15 yılda ağırlıklı Batı merkezli bir ekonomik-ticari-askeri perspektiften, çok yönlü, kıtalararası düzeyde zenginleştirilmiş yeni perspektife geçiyor. Türkiye’nin Avrasya’daki oyun kurucu rolünün fazlasıyla farkında olan Asya kaplanları da Türkiye ile ortak yatırım projeleri yürütme isteklerini yoğunlaştırmış durumdalar. Enerji, otomotiv, tıp ve sağlık teknolojileri, savunma teknolojileri, inşaat teknolojileri, ulaşım teknolojileri, akıllı kent teknolojileri ve tarım teknolojilerinde önemli işbirliği projeleri ardı ardına gündemde olacak.

Cumhurbaşkanlığı himayesinde 9 yıldır Boğaziçi Zirvesi’ni gerçekleştiren Uluslararası İşbirliği Platformu’nun (UİP) Şangay Ofisi’nin açmak ve Türk özel sektörü ile Çin özel sektörü arasında yatırım işbirliği sürecini hızlandırmak üzere Şangay’daydık. Enerji Bakanımız Berat Albayrak Pekin’de Türkiye ile Çin arasında, başta nükleer enerji, yatırım projeleri boyutunda önemli görüşmeler yürütürken, Çin bankası ICBC ile finansman alanında işbirliği imkanları değerlendirilirken, UİP Başkanı Cengiz Özgencil ve kalabalık bir Türk iş dünyası heyeti, Çin’in en büyük yatırımcı grubu Poly Group’la, tıp teşhis teknolojileri, madencilik teknolojileri, elektrikli otobüs, sağlıklı yaşam ve bakım teknolojileri alanında detaylı işbirliği imkanlarını görüştüler. Bunun yanı sıra, Qian Xiao Ju organik tarım üretim bölgesinde, Türkiye’de seracılık ve organik tarım alanında işbirliği ve birlikte yatırım fırsatları değerlendirildi.

Yukarıda saydığım sektör ve alanlara yönelik, haziran ayından itibaren Çin’den çok sayıda heyet Türkiye’yi ziyaret edip, bu alanlardaki Türk firmalarıyla bir dizi yatırım anlaşması fırsatını değerlendirecekler. Caohejing Yeni Teknoloji Geliştirme Bölgesi, 275 kilometre karelik sofistike bir teknoloji ihtisas bölgesi. Türkiye’nin ihtisas bölgesi, OSB kültürünü ve becerisini aktararak burada da işbirliği fırsatlarını da aktardık. Changxing Adası’ndaki organik tarım imkanlarının yanı sıra, Changxing Hengsha Balıkçılık Limanı’nda da Türkiye’nin soğuk ve sıcak balıkçılık kültürünü, Türkiye’deki yatırım fırsatlarını Çinli muhataplarla değerlendirdik. Çinli yetkililer, Cumhurbaşkanımızın liderlik gücüne ve Asya kaplanlarıyla işbirliği alanındaki vizyonuna duydukları hayranlığı defalarca dile getirdiler. Asimetrik düzenin operasyon mekanizmaları ve Türkiye’deki uzantıları, Türkiye’yi ‘kur’ ve ‘not’ operasyonları’yla durdurabileceğini, yavaşlatabileceğini sana dursun, Türkiye’nin Asya açılımı Türk şirketlerine milyarlarca dolar yeni yatırım fırsatı ve yeni istihdam imkanı olarak dönecek.

24 HAZİRAN ‘GERÇEK’ PİYASA EKONOMİSİNİ PERÇİNLEYECEK

15 yıllık AK Parti iktidarının ekonomi alanındaki başarılarını sıralamak gerektiğinde, elbette ki kamu mali disiplin başarısı, uluslararası düzeyde saygınlık kazanmış bankacılık sektörü, yüksek büyüme performansı, ihracat rekoru, dünyanın 209 ülkesine mal satan ve mega projeleri ara vermeden büyük bir beceriyle tamamlayan dinamik bir özel sektör bir çırpıda sayılabilir. Ancak biz iktisatçılar açısından, hane halkı ve iş dünyası bazında yeterince dillendirilmeyen, yeterince hissedilmemiş olabilecek iki kritik önemde başarı daha söz konusu; ‘gerçek bir piyasa ekonomisi alt ve üst yapısı’ ve ‘kayıt dışı ekonomiyle etkin mücadele’. Türkiye’nin özel sektör ağırlıklı, kamunun denetleyici ve düzenleyici rolünü etkili bir şekilde organize edebildiği ‘gerçek’ bir piyasa ekonomi düzenine ulaşması adına, ilk tohumları, ilk mücadeleyi Rahmetli Menderes atmıştı. Rahmetli Özal 1983 ile 1993 arası dönemde, Türkiye’nin gerçek bir piyasa ekonomisi modeline geçmesi adına adeta kendini vakfetti.

2001 krizi, Türkiye’nin Cumhuriyet tarihinde gördüğü en ağır ekonomik kriz olarak, gerçek bir piyasa ekonomisine geçilmemesi halinde, Türkiye’nin her 5 ile 10 yılda bir başını ekonomik krizlerden kaldıramayacağını adeta teyit etti ve ‘araç bağımsızlığı’na kavuşmuş bir merkez bankası, ‘dalgalı kur rejimi’, özel sektör odaklı bir üretim-büyüme modeliyle, etkin işleyen finans piyasalarıyla, konvansiyonel ve dijital ödeme sistemleriyle, güçlendirilmiş tedarik ve dağıtım zincirleriyle, Türkiye 15 yılda ‘gerçek’ bir piyasa ekonomisine geçilmesi noktasında, uluslararası ölçekte alkışlanan bir performans ortaya koydu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliği ve vizyonuyla yürüyen bu süreç, Türkiye’yi aynı zamanda uluslararası doğrudan yatırımlar açısından da dünyanın çekim merkezleri haline getirdi. AK Parti asla Türkiye’yi ‘gerçek’ bir piyasa ekonomisine kavuşturduğu bu başarıdan taviz vermeyecek. Aksine, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’yle, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kararlılığı ve vizyonuyla, Türkiye ekonomisini daha da iddialı bir ‘piyasa ekonomisi’ modeline taşıyacak yepyeni bir ekonomi yönetimi, 2. nesil reformları hızla hayata geçiren bir profesyonelliğe kavuşacağız. 24 Haziran, Türkiye’nin 15 yıllık piyasa ekonomisi başarısının, ekonomimizi ‘küresel çekim merkezi’ne dönüştüreceği tarihi bir eşik. Tercihimizi ‘gerçek’ piyasa ekonomisi lehine kullanalım.