Kuvveden fiile çıkış hızlanıyor

Prof. Dr. Kerem Alkin

Paylaş LinkedIn E-posta
Yayınlanma tarihi: 03 Eylül 2018 Pazartesi
AA + -

Önümüzdeki 15 gün, ekonomi yönetimi açısından üç önemli belgenin, üç önemli hedefler manzumesinin hızla sonuçlandırılacağı kritik bir dönemi temsil ediyor. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ilk merkezi yönetim bütçesi, 2019 bütçesi, yeniden yapılandırılan ve isim değişikliği de gözlemleyeceğimiz üç yıllık Orta Vadeli Program (OVP) ve 11. Kalkınma Planı. Her üç doküman da stratejik öneme haiz.

Finansal istikrarın önemli iki sac ayağını oluşturan tasarrufları artırıcı tedbirler ve cari açıkla mücadele tedbirleri; fiyat istikrarı, yani enflasyonla mücadele adına, kamu harcamalarının daraltılmasına yönelik tedbirlerin yanı sıra maliyet enflasyonu ağırlıklı enflasyonist süreci bertaraf edecek birbiriyle uyumlu, senkronize edilmiş ekonomi politikası setinin tüm detayları bu üç dokümandan çıkacak.

BÜYÜME PATİKASININ İPUÇLARI

2019 bütçe hedefleri bir sonraki yılın nasıl kurgulandığı, üç yıllık yeni OVP, 2018’in geri kalanı için alınan tedbirlerin yanı sıra 2019-2021 döneminin fiyat istikrarı ve finansal istikrar gözetilerek, ne düzeyde bir büyüme patikasıyla yola devam edileceği konusunda önemli ipuçlarını ortaya koyacak. 11. Kalkınma Planı ise fiyat istikrarı ve finansal istikrara yönelik kalıcı tedbirlerin, sürdürülebilir büyüme patikasının, yerli-milli teknoloji hamlesinin, eğitim, adalet, yeni kamu yönetim modeli boyutunda 2. ve 3. nesil reformların nasıl şekillendirildiği ve ‘kuvveden fiile çıkış’ın nasıl gerçekleştirileceği yönündeki yol haritasına ışık tutacak.

OYUN KURUCU GÜCÜMÜZ

Bu üç kritik önemdeki dokümanla birlikte ekonomi alanında bu sürecin büyük bir dirayetle, pro-aktif bir koordinasyon anlayışıyla yürümesine entelektüel katkı sağlayacak ekipler de netlik kazanacak. ‘Türkiye’nin IMF ile masaya oturması’ yönündeki ‘iç’ ve ‘dış’ telkinlerin özü, ekonomimizi Avrasya’nın geleceğini koruyacak, yatırım iklimini güçlendirecek, ticari işbirliğini derinleştirecek bir ‘çekim merkezi’ olmaktan alıkoymaya yönelik en büyük tehdittir. Ekonomi yönetimimizin şekillendireceği ‘Milli Tasarruf Hamlesi’; ‘reel sektör dostu’ milli bir büyüme patikası; ‘çok katmanlı’ ve ‘çok yönlü’ diplomasi ağının sağlayacağı yeni finansman imkanlarıyla desteklenecek yatırım hamlesiyle Türkiye’nin bu süreci başarıyla yönetmesi ve ekonomik saldırıyı bertaraf etmesi ‘oyun kurucu’ gücümüze güç katacaktır.

‘IMF’ BASKISININ PERDE ARKASI

1860’dan bu yana süregelen ‘asimetrik düzen’in kontrolünde yürütülen ‘küresel faiz kıskacı’, ‘asimetrik düzen’in patronajlığını yürüten ‘Anglo-Sakson Sistem’e üç önemli alanda küresel kaynakların akmasını sağlıyor. Birinci alan, küresel tasarrufların ağırlıklı olarak dolar ve bir ölçüde sterlinde yoğunlaşmasını sağlayarak, dünya finans sisteminin kontrolü. İkincisi, gelişmiş ve gelişmekte olan ülke finans ve finans dışı kurumlarının ağırlıklı olarak dolar cinsinden borçlanmalarının, ABD Doları’na olan bağımlılığın güçlendirilmesi. Üçüncüsü, küresel ekonomik sistemde öne çıkan ekonomilerin IMF, Dünya Bankası, OECD, DTÖ gibi kuruluşlar aracılığıyla yerel ekonomilerini uluslararası sermaye hareketlerine, yerel paralarını serbest dalgalanmaya ve serbest ticarete açık hale getirmelerinin özendirilmesi.

Türkiye, 2008 küresel krizi esnasında ‘IMF’ bazlı ‘küresel kıskaç’a yeniden alınmaya çalışıldı. Bu kıskacı bertaraf ettik, ekonomik kuşatmayı yardık. Türkiye milli egemenlik ve milli iradesiyle gelişmekte olan ekonomileri cesaretlendirdikçe, kendi ayakları üzerinde ‘küresel finansal kuşatma’yı yardıkça Çin, Rusya ve Katar ile yeni ekonomik-ticari-finansal bir işbirliği mimarisi oluşturdukça, Türkiye’nin ‘kötü’ örnek olmasından giderek daha fazla nefret eder hale geldiler. Türkiye, ‘IMF’siz, yerli-milli yüksek teknolojiye dayalı yeni bir kalkınma hamlesi, yeni bir ekonomik model ve tarihi bir Milli Tasarruf Seferberliği ile iki yıl bu süreci basiretle ve kararlılıkla yürütürse, asimetrik düzenin yıkılması sürecini hızlandıran ülke olacak. Bu nedenle, tüm uluslararası kuruluşlar ve ‘tetikçiler’i üzerinden yapılan ‘IMF’ baskısının perde arkasını iyi okuyalım.