Gelişmekte olan ülkeleri bu ara kimse sevmiyor

Cüneyt Başaran

Paylaş LinkedIn E-posta
Yayınlanma tarihi: 10 Eylül 2018 Pazartesi
AA + -

2017 yılı sonu itibariyle gelişmekte olan ülkelerin toplam borcu 63 trilyon dolara çıkmış. Bu, bahsi geçen ülkelerin GSYH’nin yüzde 210’una denk geliyor. Aynı rakam 2006 yılında 21 trilyon dolar ve oran da yüzde 145’miş. Özellikle reel sektör ve hane halkı borçlanması son 10 yılda çok hızlı artmış. 

TOPLAM BORÇ 9 TRİLYON DOLAR

Bahsedilen borcun yabancı para biriminden olan kısmı ise 9 trilyon dolar. Bu borcun dörtte üçlük kısmı 15 gelişen ülkede toplanmış vaziyette. 1.5 trilyon dolarlık yabancı para birimi cinsinden borçla Çin, bu listede ilk sırada. Ancak Çin’in bu borcunun GSYH’ye oranı yüzde 15’in altında. Daha sonra 500 milyar dolar yabancı para biriminden borç ile Brezilya geliyor. Oradaki borcun GSYH’ye oranı ise yüzde 26. 400-500 milyar dolar borç bandında gelen diğer ülkeler sırasıyla Rusya, Hindistan, Meksika ve Türkiye. Bu ülkeler arasında yüzde 53’lük borç / GSYH oranı ile en yüksek oran Türkiye’de. Diğerlerinde de bu oran 30-40 bandında.
Majör gelişmekte olan ülkeler arasında oransal olarak en yüksek borcu olan ülkeler ise yüzde 70’le Malezya, yüzde 60’la da Güney Afrika.

BİR YANDA FED, DİĞER YANDA TRUMP

İşte bu borçlar şimdi yatırımcıların radarında. Bir yandan Fed’i, diğer yandan Trump’ın manevralarını anlamaya çalışan yatırımcılar, şu ara gelişen ülkelere takık vaziyetteler. Yıllardır bildikleri, son 10 yılda gözlerinin önlerinde cereyan eden bu gelişmeleri sanki ilk defa olmuş gibi fiyatlamaya başladılar.

ARJANTİN’E YATIRIM İÇİN YARIŞIYORLARDI

Halbuki çok değil, sadece 1.5 yıl önce IMF’den aldığı 50 milyar dolarlık yardıma rağmen parası yılbaşından beri yüzde 50 devalüe olmuş, faizini de yüzde 60’a çıkarmak zorunda kalmış Arjantin’e para yatırmak için birbirlerini eziyorlardı.
Hatırlayalım, Arjantin 2017 yılının ortasında yüzde 7 faizle 100 yıllık tahvil ihraç etmiş ve piyasalardan 2.7 milyar dolar borçlanmıştı. Hatta bu ihaleye üç katı talep gitmişti. O gün 100 dolar defter değerinden çıkan bu tahviller, şimdi 70 dolara düşmüş durumda.

YATIRIMCI AŞIRI PANİKLEMİŞ OLABİLİR Mİ?

Cevap: Evet, olabilir. Gelişmekte olan ülkelerdeki satışların aslında rasyonellikten uzaklaştığı ve panik satışlara dönüştüğünü söyleyebiliriz. Ancak bu, şu gerçeği değiştirmiyor:

2014 yılından beri bağıra bağıra gelen bir Fed var.
Fed, son 4 yıldır “Likiditeyi azaltacağım ve faizleri yükseltiyorum” diyor ve dediğini de yapıyor. Üstelik diğer büyük merkez bankaları da aynısını yapmaya başladı. Yani artık, “ucuz ve bol para yok”.

Bunun üzerine bir de Trump yönetiminin finans dünyasına yaşattığı şoklar var. Trump, küresel piyasaların beklediklerinin tam aksini yapıyor ve ABD dışındaki tüm piyasaları alt üst ediyor.

Bir de bunun üzerine yukarıda bahsettiğimiz gibi son 10 yılda aşırı borçlanmış, dolayısıyla borçlanmaya fazlaca bağımlı olmuş gelişmekte olan ülkeler var.

Yatırımcı muhtemelen aşırı panikledi ve sapla saman birbirine karıştı. Ancak ortam durulduğunda fark edeceğiz ki, “hepimiz aynı gemide değiliz.” Birçok gelişmekte olan ülkenin panik dindiğinde, ortam sakinleştiğinde dahi yapmak zorunda olacağı uzun bir ödev listesi olacak önünde.