ITO Ticaret logo

Kim bu diğerlerinden ayrışan ülkeler?

Cüneyt Başaran

Paylaş
Yayınlanma tarihi: 24 Eylül 2018 Pazartesi
AA + -

McKinsey’in gelişmekte olan ülkelerin tarihsel performansını ve neden birbirlerinden ayrıştıklarını inceleyen raporunda dikkat çeken ayrıntılar var. Gelişmekte olan ülkeler özellikle son 15 yılda müthiş iş çıkarmışlar. Yerkürenin toplam GSYH’si 2003 yılında 40 trilyon dolar seviyesindeymiş. 15 yılda bu rakam iki katına çıkmış. Yaratılan ekstra 40 trilyon doların üçte ikisi yani 27 trilyon doları gelişen ülkelerden gelmiş. Önümüzdeki 15 yılda da benzer bir trendin devamı bekleniyor. Ancak McKinsey’in raporu buradan sonra daha enteresan bir hal alıyor; çünkü gelişen ülkelerin tamamı göz alıcı performansa ulaşamayacak.

50 YILLIK EKONOMİK PERFORMANS

Bazı gelişen ülkeler diğerlerinden çok daha iyi iş çıkarmış. McKinsey, 71 gelişen ülkenin geçmiş 50 yıllık ekonomik performansını araştırmış. Bunlardan 7’si 50 yıl içinde yıllık ortalama yüzde 3.5 (ya da üstü) tutturmayı başarmışlar; hem de ekonomik büyüklükleri diğerlerinden yüzde olarak çok daha büyük artmış.
‘Bu yüzde 3.5 oranı nereden çıktı?’ diye düşünüyorsanız, Dünya Bankası’nın “50 yıllık dönemde düşük gelirli ülke grubundan orta /yüksek gelirli ülke grubuna çıkmak” için hesapladığı minimum yıllık büyüme oranı yüzde 3.5.

Yukarıda bahsedilen kriteri sağlayan ülkeler; Çin, Hong Kong, Endonezya, Malezya, Singapour, Güney Kore ve Tayland.

KAMUYA AİT DEV ŞİRKETLER

Bu ülkelerin diğerlerinden daha iyi performans göstermesinin sebebi ne olabilir

McKinsey’in araştırmasına göre üç ana sebep ortaya çıkıyor; büyüme odaklı ve sermaye birikimi amaçlayan uzun vadeli program, kamudaki verimliliğin artması ve kamuya ait dev şirketlerin varlığı.

İlk şart için yukarıdaki 7 ülkede de mevcut olan zorunlu emeklilik sistemi örneği getirilebilir. Kamunun verimliliğine ise bürokrasinin azaldığı, yatırım kararlarının hızlı alındığı örnekleri gösterebiliriz.

KISTAS 500 MİLYON DOLAR

Gelişmekte olan ülkelerin birbirinden ayrışmasına sebep olan son şartta ise “kamuya ait dev şirketlerin varlığı” var. Burada kıstas 500 milyon dolar ya da daha yüksek gelire sahip olanlar. McKinsey’in araştırmasına göre gelişmekte olan ülkelerde verimliliği yüksek olan bu dev şirketler, o ülkelerin diğerlerinden daha iyi ekonomik performans göstermesinde çok etkili olmuşlar. 

Gelişen ülkelerdeki bu dev şirketler, ülkelerindeki Ar-Ge faaliyetlerinin artması, kalifiye eleman yetiştirilmesi gibi konularda önemli rol oynadığı gibi küresel talepte yaşanan arz-talep gelişmelerine hızlı tepki verecek kıvraklığa ulaşmışlar. Böylece dev şirketlerin küresel pazarlarla olan ticari münasebeti o ülkelerin de siyasi ve ekonomik kararlarında müspet sonuçların ortaya çıkmasına neden olmuş.

Durum bu…

TÜRKİYE BU RESMİN NERESİNDE?

Aslında bizim de son 50 yıllık büyüme ortalamamızın yüzde 4.5’lerde olduğunu göreceksiniz. Dolayısıyla biz de kendimizi son 50 yılda “iyi büyüyen“ ülkeler arasında görebiliriz. Ancak yukarıda saydığım üç unsur da 50 yıl sonunda bizde tam olarak istenilen seviyeye maalesef gelmiş değil. Dolayısıyla büyüme olmasına rağmen küresel krizlere karşı daya dayanıklı, ekonomisi daha dengeli, sermaye birikimi oluşturabilmiş ve dünya çapında yarışabilecek şirketleri olan gelişen ülke sınıfına girebilmiş değiliz. Hem de yüksek büyümeye rağmen.