İhracatta işler yolunda ama...

Cüneyt Başaran

Paylaş LinkedIn E-posta
Yayınlanma tarihi: 12 Kasım 2018 Pazartesi
AA + -

İhracatımız ekim ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 13 artarak 15.7 milyar dolara ulaştı. Böylece ilk 10 ay sonunda, geçen yılın aynı dönemine göre 10 milyar dolarlık fazla ile (yüzde 7.6 artış) 138.8 milyar dolarlık ihracat rakamı yakalamış durumdayız.

Ekim ayında 6.4 milyar dolarlık tüketim malı ihracatı yapmışız. Bu kalem geçen yıla göre yüzde 7 artmış. Diğer büyük kalem hammadde (ara mallar) ihracatımız da 7.3 milyar doları bulmuş. Oradaki artış ise geçen seneye göre yüzde 17.5. Ekim ayındaki 15.7 milyar dolarlık ihracatın, yatırım malı yani makina, donanım gibi üretim yapılarak satılan mallara ait olan kısmı ise 1.8 milyar dolar. Buradaki artış da, geçen yıla göre oldukça sert, yüzde 17.5. Bu, olumlu bir gelişme.

İSTİKRARLI VE ORGANİZE PAZAR

Katma değer yaratabildiğimiz yatırım malı olarak kategorize edilen ürünlerin satışında kurun değer kaybı işimize yaramış gibi gözüküyor. Örnek olarak; geçen yıl ilk 10 ayda 11.2 milyar dolarlık ihracat yaptığımız “kazanlar, makinalar, mekanik cihazlar ve aletler” kategorisi bu senenin ilk 10 ayı sonunda yüzde 17 artmış ve 13.1 milyar dolar olmuş.

Ekim ayı ihracat rakamlarında diğer olumlu gelişme de istikrarlı ve organize bir pazar olması açısından bizim için önemi her geçen gün artan AB ülkelerine ihracatımızı ciddi oranda artırmış olmamız. Ocak–Ekim 2018 tarihlerinde, geçen yılın aynı dönemine göre İngiltere’ye yapılan ihracat yüzde 18, İtalya’ya yüzde 16, İspanya’ya ise yüzde 25 artmış. Bu da olumlu bir gelişme.

YATIRIM MALLARINDAKİ GERİLEME

Bir de gelin madalyonun diğer tarafına yani ithalatına bakalım.

Ocak–Ekim 2018 toplam ithalatımız 190 milyar dolar. Bu, geçen seneki rakamın aynısı. Ancak ekim ayı özelinde baktığımızda geçen yılın aynı ayına göre yüzde 23.5’lik azalış var. Kurun yükselişinin fasılalı etkilerini ithalat rakamlarında ekim ayında net görüyoruz.

Gelelim ithalattaki kategori bazlı durum değerlendirmesine… Ekim ayındaki 16.2 milyar dolarlık ithalatımızın 1.3 milyar dolarlık kısmı “tüketim mallarında” gerçekleşmiş. En fazla kayıp da burada olmuş. 2017 Ekim ayına göre tüketim malları ithalatında yaşanan gerileme yüzde 50. Diyebilirsiniz ki, “Eh, fena olmamış. Lüks ithal tüketimi çok artmıştı. Biraz azalsın.” Ancak toplam ithalatımız içinde tüketim malları grubunun payı sanıldığı gibi yüksek değil, yüzde 10.

Türkiye’nin ithalatı içinde yüzde 13 civarında payı bulunan yatırım mallarının, ekim ayında gerilemesi de çok sert, yüzde 36. Türkiye ekonomisinin üretim bandının büyük oranda ithal makina ve teçhizat üzerinden yürüdüğü gerçeği düşünüldüğünde buradaki yüzde 35’lik gerilemeyi gözden kaçırmamak lazım.

REKABETÇİLİK KAYBOLMASIN DİYE

TÜİK’in verilerine göre ara malı ithalatının toplam ithalat içindeki payı yüzde 74. Ara malı ithalatı 2003’e göre yüzde 200 artmış durumda. OECD rakamlarına göre Türkiye’de ihracatın içindeki ortalama ithal girdi oranı yüzde 30’un üzerinde. Bu, bazı sektörlerde yüzde 60’ları da bulabiliyor. Türkiye’deki bu oran Brezilya, Çin, Hindistan’a göre yüksek.

Üretim bandında “yüksek teknolojili ithal girdi oranı” diye bir kez daha kategorize edildiğinde ise bu oranın yüzde 50’lere kadar çıkmış olduğunu görüyoruz.

Kurun seviyesi ihracatçı için önemli, anlıyorum. Rekabetçilik kaybolmasın diye, kimse kurun düşmesini istemiyor, bunu da anlıyorum. Ancak dövizin mevcut seviyesi ithalat için yüksek. Bu seviyeden kimsenin makina ve teçhizat dahi almaya niyeti yok.

Ancak… Bahsi geçen ara malı ithalatını yapamazsak (kısa vadede Ar-Ge çalışmaları netice vermeyeceği için) bir süre sonra ihracatın da yataya döneceği günleri görebiliriz.

MAKİNADA İTHAL BAĞIMLILIĞI YÜKSEK

Üretim yapmak için daha doğrusu ihracat yapmak için yüksek sayılabilecek bir ithal girdi kullanıyoruz. Özellikle üretim bandından sermaye malı yani makina ve teçhizatında ithal bağımlılık oranımız çok daha yüksek.

Bu sebeple ekim ayı dış ticaret verilerini okurken “Dış ticaret dengesi ilk 10 ayda yüzde 15 daraldı, ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 73’e çıktı” diye sevinç çığlıkları atmadan önce imalat sanayimizin ve üretim modelimizin gerçeklerini hatırlamakta fayda var.