Fed faiz artırmazsa olay çözülüyor mu?

Cüneyt Başaran

Paylaş LinkedIn E-posta
Yayınlanma tarihi: 03 Aralık 2018 Pazartesi
AA + -

Petrol fiyatları 1.5 ay içinde yüzde 30 düştü. Brent petrol Ekim 2017’den sonra ilk kez 60 doların altına düştü. Yine son 1 ayda demir cevheri fiyatı yüzde 10, alüminyum yüzde 17 düştü. Bakır ve çinko gibi sanayi emtia ürünlerinde düşüş yaz ortasında başlamıştı. Bu iki üründe yılbaşından beri kayıplar yüzde 20 civarında.

Son 1.5 ayda hisse senetlerinde de sert satışlar oldu. ABD’de S&P endeksi ekim başından bugüne kadar yüzde 10 düştü ve yılbaşından bugüne bütün kazanımlarını sildi. Nasdaq’da bu satış yüzde 15’lerde, Avrupa’nın belli başlı endekslerinde ise yüzde 10’lar seviyesinde.

Tahvil faizleri de özellikle ABD’de güvenli liman olarak öne çıkıyor. Ekim başında yüzde 3.25 seviyesinde olan ABD 10 yıllık tahvil faizi dün kapanışta yüzde 3’lere kadar gerileyerek eylül seviyesine geldi. Hem de sadece 1 ay sonra Fed faizi bir kez daha artırarak yüzde 2.5’a yükseltecekken.

Peki ne oluyor?

Aslında birkaç şey aynı anda oluyor.

Piyasaların ilk endişelendiği konu “Küresel büyüme de son dönemde görülen sert yavaşlama.” Aslında bu noktada ABD ekonomisini ayrı tutmak gerektiğini düşünüyorum. OECD yakın zamanda açıkladığı revizyonlarda 2109 büyüme beklentisini aşağıya çekmediği (yüzde 2.7’de tuttu) nadir ekonomilerden biri ABD ekonomisi. OECD 2019 küresel büyüme oranı yüzde 3.7’den yüzde 3.5’a çekerken özellikle bir çok gelişmiş Avrupa ülkesinin büyüme oranlarında aşağı yönlü revizyona gitti.

OECD’nin karamsar olduğu ülkeler arasında Çin de var. Bu sene yüzde 6.6 büyüyecek Çin’in seneye yüzde 6.3, 2020’de de yüzde 6 büyümesi bekleniyor. Türkiye ve Arjantin ise 2019’da daralma beklenen 2 ülke. Piyasaların diğer endişelendiği konu ise ticaret savaşları. Şu ana kadar ABD, Çin’e 250 milyar dolarlık ithalat vergisi uyguladı. Çin’de buna karşılık verdi. Arjantin’de yapılacak G-20 zirvesinde Çin ve ABD devlet başkanların bir araya gelip ticaret savaşlarında geri dönülemez noktaya gelmemek için el sıkışmasını bekleyenler var. Ancak Trump’ın tarzını bilenler ve Çin’in geri adım atma konusunda hassasiyetini tahmin edenler için Arjantin G-20 zirvesi pek umut vadetmiyor. Piyasaların diğer huzursuzluğu da Fed’in bütün bu gelişmeleri göz ardı ederek 2019’da daha önce açıkladığı 2–3 faiz artışını yapmaya kararlı gözüküyor olması. Fed’in ima ettiği faiz oranları 2019 sonu için yüzde 3.25’ler civarı. Nitekim kasım ayı başında ABD 2 yıllık tahvil faizi yüzde 3 sınırına kadar gelmiş ve bu fiyatlamayı yapıyordu. Ancak yazının başında bahsettiğim korkular devreye girdi ve Fed faizine çok duyarlı olan 2 yıllık tahvil faizi bile 20 baz puan geri çekildi. Şimdi piyasa “Fed ima ettiği artışları yapamaz çünkü ABD dışında ekonomiler ciddi patinaja girdi” diye düşünerek farklı fiyatlama trendine girdi.

Kısaca piyasa daha önce oynadığı oyunu oynuyor. Biraz da ekonomilerdeki yavaşlamaları ve ticaret savaşlarını arkasına alarak Fed’e şu mesajı veriyor “Daha fazla ipleri germe, hepimizi aynı ipteyiz düşeriz.”

Peki Fed bu blöfe ne diyecek?

2008 krizi sonrasında piyasa Fed’e 2 kez bu blöfü yaptı ve parasal genişleme programını 2 kez uzattırdı. Avrupa Merkez Bankası da benzer baskılara maruz kaldı ve her defasında geri adım attı. Bu sebeple piyasanın eli güçlü.

Ancak…

Ben olayı farklı yorumluyorum. Fed zaten şuana kadar 8 faiz artımı yaptı ve faizleri tabii faiz oranı olarak gördüğü yüzde 3’ler seviyesine oldukça yaklaştırdı. Ayrıca yıllık çekirdek enflasyonu yüzde 2’nin üzerinde, yıllık maaş artışları ise çok güçlü istihdam verisi neticesinde yüzde 3.1 ile 9 yılın zirvesinde.

Bu sebeple Fed’in bundan sonra ayağını faiz artışı pedalından çekmesi ya da pedala yumuşak basması, küresel piyasalar için 2009-2013 arası gibi önem taşımıyor.