2019’un önceliği tasarruf ve verimlilik

Prof. Dr. Kerem Alkin

Paylaş LinkedIn E-posta
Yayınlanma tarihi: 17 Aralık 2018 Pazartesi
AA + -

2019’un ilk 6 ayı için küresel ekonomi çevreleri ve iş dünyasının ekonomik ve siyasi belirsizliklere yönelik değerlendirmeleri artmış durumda. ABD Merkez Bankası’nın, 19 Aralık ve 2019’un ilk toplantısı olan 30 Ocak’ta ne yapacağı, tüm 2019 için nasıl sinyal vereceği; Avrupa Merkez Bankası’nın 24 Ocak toplantısında 2019 için ‘para politikasında sıkılaştırma’ sinyali verip vermeyeceği hayli önemli. Çünkü küresel iş dünyası, bu toplantılar üzerinden dolar ve Euro cinsinden borçlanma maliyetlerinin nasıl seyredeceğini anlamaya çalışacak. ABD ile Çin arasında bir gerilen, bir normalleşen ‘ticaret savaşı’ ile ABD-AB gerginliğinin de 2019’da nereye evrileceği, küresel ekonomik büyümeyi, uluslararası sermaye hareketlerini etkileyen boyutuyla merak konusu.

KÜRESEL REKABETTE DAHA GÜÇLÜ REEL SEKTÖR

Hazine ve Maliye Bakanlığı da, 2019’un küresel belirsizliklere dayalı risklerini detaylı analiz ederek bir bütçe hazırladı. Bakan Albayrak’ın 2019 için ‘tasarruf ve verimlilik’ başlıklarını öne çıkarması, ‘fiyat istikrarı’ ve ‘finansal istikrar’a dayalı tedbirlerin sonuç verme düzeyi ve süresi açısından önemli ipuçları içeriyor.

Enflasyonla ve cari açıkla mücadelede, yıllıklandırılmış enflasyon ve cari açığın ilkbahar ortasına kadar ekonomistlerin beklentilerinin de ötesinde gerileme göstermesi, TCMB’ye para politikası setinde üretim, büyüme ve istihdam lehine ‘pozisyonlandırma’ adına değerli bir hareket alanı sağlayacak. Bakan Albayrak’ın işaret ettiği husus açısından, 2019 merkezi yönetim bütçesinde, harcamalarda doğru ve yapıcı tasarruf adımlarının yanı sıra hem bütçe gelirlerinde hem de bütçe harcamalarında verimliliğin güçlendirilmesi, reel sektör üzerindeki kamu yüklerinin ‘normalizasyonu’ ve reel sektörün küresel rekabet boyutunda rekabetçiliğinin güçlü kılınması ve ihracat hacminin rekor kırmayı sürdürmesi açısından önemli.

NET MAL VE HİZMET İHRACATI

2018’in ikinci yarısında olduğu gibi 2019’un ilk yarısında da, GSYH büyüme performansında, net mal ve hizmet ihracatının büyümeye katkısı kritik önemde olacak. ‘Dengeleme ve disiplin’ dönemine bağlı olarak, iç talebin büyümeye katkısının göreceli olarak düşük düzeyde tutulacağı bu süreçte, net mal ve hizmet ihracatının büyümeye, istihdama, döviz gelirlerine ve cari dengeye yapmayı sürdüreceği pozitif katkının, 2. ve 3. nesil ekonomik reformlara sağlayacağı hareket alanı hayli değerli olacak.

AP’DEN JAPONYA İLE TİCARET ANLAŞMASINA ONAY

Son bir nokta, bu köşede uzunca bir süredir aktardığım ‘küresel ticaret savaşları’ açısından Avrupa Parlamentosu’nun AB ile Japonya arasında tarihi ölçekte, hayli geniş tutulmuş bir ‘serbest ticaret anlaşması’nı onaylamış olması. ABD, AB, Japonya, Çin gibi güçlü aktörlerle ticaret ve kur savaşı yürütürken, iki güçlü oyuncunun bu derece kapsamlı bir ticari işbirliğine imza atmasının yankılarını birlikte izleyeceğiz.

TCMB’NİN KARARLILIĞI ENFLASYONU EZECEK

Hızla yükselen enflasyonu kontrol altına almak ve döviz kurlarındaki aşırı oynaklığı ‘nötralize’ etmek adına politika faizini 6.25 puan artıran TCMB, para politikası faiz setini aynı düzeyde tutma kararı aldı. TCMB’nin para politikası faiz seti üzerinden piyasalara ve ekonomi çevresine uyguladığı ‘bazuka yaklaşımı’ sonuç verdi. Temel para politika faiz oranındaki 16 puanlık artışla, TCMB’nin son açıkladığı kasım ayı reel kur endeksi verilerine göre, ekim-kasım döneminde TL’nin sepet kura karşı ortalama değer kazancı yüzde 21’i yakaladı.
Döviz kurlarındaki göreceli normalleşmeye bağlı olarak ithal girdi maliyetleri kısmen gerilese de, iç talepteki yavaşlama daha belirgin hale gelmiş olsa da ve bu gelişmelere bağlı olarak enflasyon görünümünde bir miktar iyileşme gözlense de, fiyat istikrarına yönelik riskler devam ediyor. Bu nedenle reel sektörün mal ve hizmet belirleme alışkanlıklarındaki bozulma bertaraf edilene kadar TCMB, para politikasındaki sıkılaştırmayı sürdürmekte kararlı. Para Politikası Kurulu (PPK), ayrıca hem para politikası kararlarının hem de maliye politikasının dengelenme sürecine vereceği katkının gecikmeli etkisini ve enflasyonu etkileyen diğer unsurları takip ederek, ‘enflasyonu ezmek’ adına gerekirse ilave parasal sıkılaştırma yapılabileceğini de ifade etmiş durumda.
Bu noktada, yıllıklandırılmış manşet enflasyon yüzde 18’in altını görene kadar para politikası faiz setinde indirim yapılmaması en doğru taktik olacak.