Birleşik Krallık’ta sancılı bir doğum var ve sona gelinemiyor

Cüneyt Başaran

Paylaş LinkedIn E-posta
Yayınlanma tarihi: 04 Şubat 2019 Pazartesi
AA + -

Avrupa Birliği üyeliğinin kaymağını yiyen Londra, Birleşik Krallık’tan ayrılmak için fırsat kollayan İskoç ve Kuzey İrlandalılar’ın yoğunlukta ‘Hayır’ oyuna rağmen, İngiltere yüzde 52 ile ‘Evet’ diyerek “AB’den Boşanma Kararı” aldı.

Aradan üç yıl geçmesine ve May Hükümeti’nin Brüksel’le bir ‘Çıkış Planı’ üzerine anlaşmasına rağmen, Parlamento bir türlü ‘Brexit Anlaşmasını’ imzalamıyor!

Kim ne istiyor?

City / Chanary Wharf: Londra ‘Avrupa’nın Finans Merkezi’ olarak tanımlanır. New York’tan sonra yerkürenin en işlek sermaye piyasası burada. Bu piyasanın Londra’da kalbinin attığı yer de ‘City ya da Chanary Wharf’ bölgeleridir.

AB üyesi olmanın avantajı, İngilizce kolaylığı ve finans hukukunun oturmuş olması sebebiyle Londra 20 yılda Avrupa’da iş yapmak isteyen Amerikalı, Asyalı finans devlerine ev sahipliği yaptı. Bu sayede yüzbinlerce gelir düzeyi yüksek finans çalışanı Londra’ya geldi. Konut fiyatları zirve yaptı. Yüksek gelirli yeni Londralılar yanlarında kendi ülkelerinin mutfaklarını, okullarını, eğlence anlayışını şehre taşıdılar.

Bu süreçten istifade eden halk, başta finans, gayrimenkul ve hukuk sektörleri olmak üzere Brexit kararından hoşnut değil. Yeniden referandum istiyor. Referandum tekrarlanırsa bu sefer ‘Hayır, çıkmayalım’ kararının çıkacağını düşünüyor.

Muhafazakar Parti: Brexit kararı 2016’da iktidardaki Muhafazakar Parti Lideri David Cameroon’un ortaya atmasıyla başladı. Cameroon ‘Çıkalım’ yönünde siyaset yaptı.

Referandum sonucu istediği gibi oldu ancak kendisi istifa edip, siyasetten çekildi!

Şu an iktidarda yine Muhafazakar Parti var. Bu sefer Başbakan Theresa May. Aslında May, üç sene önce ‘Çıkmayalım’ oyu kullanmış. Ancak bugün farklı bir siyaset izliyor. Referandumun yenilenmesine karşı. İşci Parti’sin ‘Gümrük Birliği’ formülüne de karşı. 2 yıllık bir geçiş süresi sonrasında “Sınırlarımızı kendimiz koruyacağız. İngiltere’de Brüksel değil İngiliz hukuku geçer” şeklinde özetlenebilir bir taslak üzerine AB’den boşanma sürecini sonlandırmaya çalışıyor. Serbest Dolaşımı sınırlandırıyor, mal ticaretinde ‘her ülke kendi vergisini koyar’ diyor.

May’in sıkıntısı Kuzey İrlanda! Birleşik Krallık’a bağlı K. İrlanda, Brexit sonrasında AB’den çıkacak. Diğer İrlanda, AB üyesi kalacak. Bu durumda Brexit sonrasında ada ile anakara arasına gümrük kurulması gerekiyor ki bu Londra’yı çıldırtıyor... Brüksel bu konuda geri adım atmıyor.

May’in bir diğer sıkıntısı da ‘Hard Brexit’ciler’. Başını eski Dışişleri Bakanı Boris Johnson’un Muhafazakar Partililer, May’in Brüksel’e geçiş süreci için ‘inceldiği yerden kopsun’ diyorlar.

İşçi Partisi: Lider Jeremy Corbyn’in Brexit konusuna yaklaşımı karışık! Corbyn temelde Brexit kararına karşı çıkmıyor. Yani partisindeki 70’e yakın vekilin ‘Brexit referandumu iyi olmadı. Yeniden halka gidelim’ talebine yeşil ışık yakmıyor. Corbyn, “Ben Brüksel ile daha iyi müzakere ederdim. İçinde Gümrük Birliği olan bir geri çekilme anlaşmasını yapardım” diyor ve oyun planını ‘erkem seçim ve olası İşçi Partisi iktidarı’ üzerine kuruyor. Corbyn’in en büyük açmazı, Brüksel’in kendi planına neden ‘Evet’ diyeceğini izah edememesi.

Almanya ve Fransa: Londra’dan ümidi kesmiş görünüyorlar. Paris ve Frankfurt, Brexit sonrası Avrupa’nın yeni finans merkezleri olmak için asılıyorlar. Aslında her iki ülke de İngiltere’nin Brexit kararını almaması için çok uğraştı. Ancak İngilizler kararlarını verdikten sonra iki ülkenin ortak refleksi ‘Kalan Sağlar Bizimdir’ oldu. Bu sebeple AB’den ayrılma kararı alan İngiltere’ye verilecek her türlü ödünün, diğer üye ülkelerin de kafasını karıştıracağını düşünerek müzakereler boyunca çok sert bir tutum takındılar.

Geçen hafta yapılan oylama da işlerin daha fazla sarpa sarmasına yol açacak.

Kararları bağlayıcı olmasa da sonuçta Parlemento;

  • May’in geri çekilme taslağının arkasındayım 
  • İrlanda konusunda Brüksel ile bir kez daha konuşalım
  • Anlaşmasız Brexit ihtimalini kabul etmiyorum
  • Süre uzatması olmayacak, boşanma 29 Mart’ta bitecek dedi.

Yani May’e diyor ki, “İrlanda’yı çöz, boşanma işi tamamlansın. Referandum falan yok.”

Brüksel’in cevabı ise “Üzerinde anlaştığımız taslak, pazarlığa açık değil.”

Durum bu.

İngiltere’de, ‘bir deli kuyuya bir taş atmış, 40 akıllı çıkartamıyor’ sendromu yaşanıyor.