Küresel para politikalarında keskin dönüş ve Türk Lirası

Dr. Can Gürlesel

Paylaş LinkedIn E-posta
Yayınlanma tarihi: 25 Mart 2019 Pazartesi
AA + -

2017 ve 2018’de dünya ekonomisi ve ticaretindeki iyileşme sonucu ABD Merkez Bankası ile Avrupa Merkez Bankası, uzun yıllar sürdürdükleri parasal genişlemeyi sona erdirip para politikasında normalleşme sürecine girdiler. Bu çerçevede özellikle 2019’da dolar ve Euro bölgelerinde faiz artışları ile merkez bankaları bilançolarında küçülmeler bekleniyordu. Ancak küresel ekonomide ortaya çıkan riskler ve yavaşlama ile ABD Merkez Bankası ile Avrupa Merkez Bankası, para politikalarında keskin bir dönüş yaptı. Türk Lirası da para politikalarındaki normalleşme sürecinde üzerinde değer kaybı baskısı yaşarken, merkez bankalarının keskin dönüşleri sonrası üzerindeki baskıyı bir ölçüde atmış oldu.

1 - ABD MERKEZ BANKASI, FAİZ ARTIŞLARINA ARA VERDİ

ABD Merkez Bankası Fed, en son Aralık 2018’de olmak üzere geçen yılın tamamında toplam 4 kez 25’er baz puanlık faiz artırımına gitmişti. Böylece merkez bankası faiz oranı da yüzde 2.25 – 2.50 aralığına yükselmişti. 2019 için de 2 veya 3 faiz artışı beklentisi bulunuyordu. Ancak Fed, önce 2019 Ocak ayı toplantısında faiz artırımlarına ilişkin sabırlı olmayı taahhüt ederek, önemli bir politika değişikliğine gitti. Fed, mart toplantısında ise 2019 için faiz artırımı tahminini sıfıra düşürdü. Fed’in 2020 için faiz artırım beklentisi ise değişmeyerek 1’de kaldı. Böylece 2020 sonuna kadar Fed, mevcut koşullar içinde sadece bir kez faiz artırmayı öngören bir politikaya geçmiş oldu. Faiz artışlarının sınırlanmış olması, doları zayıflatırken diğer gelişen ülke para birimleri ile birlikte Türk Lirası üzerindeki değer kaybı baskısını da önemli ölçüde azaltmış oldu.

2 - ABD MERKEZ BANKASI, BİLANÇO KÜÇÜLTMEYİ ERKEN BİTİRECEK

Küresel kriz öncesi 870 milyar dolar olan ABD Merkez Bankası bilanço büyüklüğü, 2017 Ekim ayında 4.55 trilyon dolara kadar yükselmişti. Fed para politikasındaki normalleşme çerçevesinde bu tarihten itibaren bilançosunu da küçültmeye başladı. Ve açıkladığı takvim ile 2020 sonunda bilançosunu 2.95 trilyon dolara kadar indireceğini ilan etti. Ancak ekonomideki gelişmeler faiz artışlarını durdurduğu gibi bilanço küçülmesine de fren yaptırdı. Fed bilanço küçültülmesini 2019 Eylül ayında sona erdirme kararı aldı. Böylece Eylül ayında bilanço 3.55 trilyon dolar seviyesine kadar geriledikten sonra bu büyüklükte kalacak. Fed daha önceki planına göre küçültmeyi 600 milyar dolar daha az yapma kararı almış oluyor. Bu karar da dünyanın geri kalanı için dolar likiditesine erişim açısından olumlu oldu. Dolar bu karardan da olumsuz etkilenirken, TL ve diğer gelişen ülke para birimleri üzerinde bu kanaldan oluşan değer kaybı baskısı da azaldı.

3 - AVRUPA MERKEZ BANKASI, BANKALARA YÖNELİK YENİ BİR KREDİ PROGRAMINA BAŞLIYOR

Avrupa Merkez Bankası da 2018 sonunda daha önce planladığı gibi varlık alımlarını durdurarak parasal genişlemeye son vermişti. 2019 içinde ise para politikasında normalleşme ve halen -0.3 olan politika faizinde de bir artış olacağı beklentisi oluştu. Ancak Avrupa ekonomisinde yaşanan hızlı yavaşlama Avrupa Merkez Bankası’nın para politikasında kısa sürede keskin bir dönüş yapmasına yol açtı. Avrupa Merkez Bankası, 2019 eylül ayında bankalara yönelik yeni bir kredi programı başlatma kararı aldı. Banka açıkladığı yeni uzun vadeli Refinansman İşlemleri (TLTRO) programı ile 2021 Mart ayına kadar bankalara destek olacak. Bu programla Avrupalı bankalar Şubat 2019 itibariyle kullandırdıkları toplam kredilerinin yüzde 30’una kadar AMB’den çok düşük maliyetler ile kredi alabilecek. Bu programın açıklanması ile bu kez Euro zayıfladı. Yine gelişen ülke para birimleri ile Türk Lirası ise olumlu etkilendi. Özellikle Türkiye’de bankalar 2014 ve 2016’da uygulanan aynı program dönemlerinde olduğu gibi Avrupalı bankalardan düşük maliyetli Euro cinsi kaynak bulabilme şansına sahip olacak.

4 - EURO FAİZLERİ 2020 SONUNA KADAR ÇOK DÜŞÜK KALMAYA DEVAM EDECEK

Avrupa Merkez Bankası faiz politikasında da önemli bir değişikliğe gitti. Banka bundan önce 2019’da bir faiz artışı yaparak faiz artışlarına başlayabileceğini öngörüyordu. Ancak banka mart toplantısında en azından ‘2019 boyunca faizlerin sabit kalması öngörülüyor’ şeklinde politikasını değiştirdi. Piyasalar Euro bölgesinde ilk faiz artışının en erken 2020 sonbaharında olabileceğini fiyatlamaya başladı. Böylece Euro, faizlerin de uzun süre düşük kalacağı beklentisi ile yine zayıfladı. Euro bölgesi faizlerinin uzun süre düşük kalacak olması gelişen ülke paraları ile TL üzerindeki değer kaybı baskısını da hafifletti.

Son Söz: Küresel para politikalarında değişim Türk Lirası için daha uygun bir iklim yaratacak. Bu fırsatı enflasyon ile mücadelede iyi değerlendirmeliyiz.