Reel sektör borcu ve atılabilecek adımlar

Cüneyt Başaran

Paylaş LinkedIn E-posta
Yayınlanma tarihi: 15 Nisan 2019 Pazartesi
AA + -

Geçen hafta Bloomberg Haber Ajansında “EBRD’nin Türk Bankalarında reel sektöre ait sorunlu kredilerle ilgilendiği” haberi, İstanbul seçim sonuçlarının bir türlü açıklanmaması ile gerilmeye başlayan piyasalara doping etkisi yaptı.

Haberi EBRD kaynakları tamamen red etmemekle beraber bazı rezervlerini ekliyorlar. EBRD’nin Türk bankalarındaki sıkıntılı reel sektör kredileri ile ilgilenmesinin bu bankaların bahsi geçen kredileri kendi bilançosundan alıp bir fona (SPV) devretmesi sonrası oluşabileceğini söylüyorlar.

Daha açık bir ifadeyle, eğer bankalar kendi bilançolarında 100 TL üzerinden fiyatladıkları (yüzdürdükleri) kredileri iskonto edip (zarar yazmayı göze alıp) bilançolarından çıkartırlar ve bu amaçla kurulmuş bir fon (TMSF bünyesinde olabilir mi?) da bu krediler toplanırsa, EBRD seçici olmak şartıyla buna yatırım yapabilirim diyor.

Şartları ne olabilir? Muhtemelen kredilerde sektörel bazlı öncelikleri olacaktır. Ayrıca bahsi geçen sıkıntılı kredilerin ne kadar iskontolu olarak satışa çıkartılacağı da EBRD’nin ilgi düzeyini belirler.

EBRD NEDEN ÖNEMLİ?

EBRD mevcut durumda Türkiye’ye en fazla yatırım yapan yabancı özel sektör oyuncusu. 55 milyar Euro’luk sermayesi bulunan Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası’nın en fazla yatırımı olduğu yere 11 milyar Euro ile Türkiye. Bu rakamın 7 milyar Euro’su da sanayi, ticaret, tarım gibi alanlarda faaliyet gösteren Türk şirketlerine yapılan yatırımlardan oluşuyor.

TÜRKİYE’DE REEL SEKTÖR BORÇLU

Geçen sene Türkiye’de yaklaşık 20 milyar dolarlık kredi yapılandırılması yapıldı. Bu sene de yine aynı miktarda yapılandırma olması bekleniyor. Bu yapılandırmalarda şirketlere 2-3 yıllık ana para ödemesiz dönemler öneriliyor ve bu süre içinde şirketlerin bilançolarını derleyip toparlamaları bekleniyor.

Türkiye borç dinamikleri açısından, gelişmekte olan ülkelerle karşılaştırıldığında sıkıntılı bir pozisyonda değil. 2018 sonu itibariyle gelişmekte olan ülkelerin toplam borçlarının (kamu, hane halkı, reel sektör ve bankalar) GSYH’larına oranı yüzde 155, Türkiye’de bu oran yüzde 157.

Toplam borç açısından ortalarda olan Türkiye’nin iki yumuşak karnı var. Birincisi yüksek döviz borcu. Türkiye’nin toplam borcu içinde döviz oranı yüzde 60. Bu oran gelişmekte olan ülkeler arasında Arjantin’den sonra en yüksek 2. oran. Türkiye’nin ikinci problemi ise reel sektör borcu. Reel sektörün borcunun toplam borca oranı 2018 4. Çeyrek itibariyle yüzde 70’in üzerinde. Bu oran gelişen ülkelerde yüzde 55 seviyesinde.

Şimdi bu verileri bir araya getirdiğimizde önümüzdeki dönemde yapacağımız en doğru hamle bankaların bilançosunda taş gibi duran ve normal yollarla erimesi muhtemel olmayan sorunlu kredilerin ayrıştırılması olmalı. Bu çok teferruatlı ve zahmetli bir iş. Kamunun aracı olması bir noktada gerekebilir. Muhtemelen bankaların da, reel sektörün de ve nihayetinde kamunun da bir miktar canı yanacak. Ama işi zamana bırakıp, bankaların ve reel sektörün kendi göbeğini kendilerinin kesmesini beklersek, bu genel ekonomide uzun süreli durgunluk ve potansiyelin altında büyüme olarak geri dönecek.

Hazır EBRD gibi sembol isimlerin ilgisini de çekebilmeyi başarmışken, bu borç sarmalını kendi inovatif yöntemlerimizle çözmeye zorlamayalım.