Yükselen kıta AFRİKA

Dr. Muhammed Tandoğan

Paylaş LinkedIn E-posta
Yayınlanma tarihi: 22 Nisan 2019 Pazartesi
AA + -

Genelde Afrika kıtası, özelde ise kıta ülkeleri, ekonomik büyüme hızları ile dikkat çekiyor. 2017-18 yılları verilerine göre, Afrika kıtası Güney Asya’dan sonra en hızlı büyüyen coğrafi bölge olarak nitelendiriliyor. 2017’de ekonomik olarak yüzde 3.4 büyüyen kıta ekonomisi, 2018’de ise yüzde 4.8 büyümeyi yakalamayı başardı.

Afrika kıtası her geçen gün artan bir hızla yepyeni bir çehreye bürünüyor. Daha birkaç yıl önce Afrika’yı ‘umutsuz kıta’ olarak nitelendirenler, gelinen noktada ‘yükselen Afrika’ gerçeğini kabul etmek ve kıtaya yönelik söylemlerinde kapsamlı bir değişikliğe gitmek zorunda kaldılar. Her ne kadar kıtaya dair olumsuz algı içeren söylemler zaman zaman varlığını sürdürse de Afrika’nın sahip olduğu zengin potansiyel, siyasetçiler ve ticaret erbapları başta olmak üzere birçok kesimden insanın dikkatini bu kıtaya çekiyor.

Afrika ülkelerinin çeşitli kesimler için önemi yalnızca özgün bir coğrafyada yer almalarından jeopolitik konumlarından ya da Birleşmiş Milletler gibi önemli uluslararası kurumlarda sahip oldukları oy potansiyellerinden kaynaklanmıyor. Belki de bunlardan daha önemli olarak, kıta ülkeleri zengin yer altı ve yer üstü kaynakları, tarıma elverişli toprakları, yatırım imkânları ve üreticiler için devasa bir pazar niteliği taşıması gibi ekonomik saikler doğrultusunda da önem arz ediyor.

Doğal kaynaklar açısından bakıldığında Afrika tam bir yeryüzü cenneti. Kıtada yer alan neredeyse her üç ülkeden biri zengin petrol ve doğalgaz rezervlerine sahip. Nijerya, Angola, Sudan gibi birçok Afrika ülkesinin ekonomisinin temeli enerji ihracatına dayanıyor. Bunun yanı sıra, elmas, altın, kobalt, platin, krom ve uranyum gibi birçok maden Afrika’da bol miktarda bulunuyor. Üstelik Afrika devletleri bu alanlarda işbirliği yapabileceği devletlere ve yatırımcılara ziyadesiyle ihtiyaç duyuyor.

2017 verilerine göre dünya nüfusu 7.53 milyar olarak belirtiliyor. Afrika kıtası ülkeleri ise resmi olarak 1.2 milyarı aşkın nüfusla bu sayının neredeyse yüzde 16’sını oluşturuyor. Kıta ülkelerinin aynı zamanda girişimciler için muazzam bir pazar anlamı taşıdığına da işaret ediliyor. Bu noktada, girişimcilerin elini güçlendirebilecek en önemli unsur ise kıtada usulüne uygun olarak yapılacak her işin mutlaka bir alıcısının bulunduğu gerçeği.

Afrika kıtası enerjiden alt yapıya, gıdadan tarıma, petrol ve madencilikten savunma sanayiine kadar farklı alanlarda yatırım imkânlarıyla da ilgiyi üzerine çekiyor. Kıtada birçok sektörün bakir durumda olması ve hem kendisi kazanmak hem de Afrika’ya kazandırmak için giden her yatırımcıya önemli fırsatlar sunması bu durumun başlıca nedeni. Afrikalı devlet adamları ve toplumlar kıta dışından gelecek yatırıma öylesine istekli ki, dürüst ve iyi niyetli yatırımcının Afrika’da -çok azı istisna- ‘yanlış ata oynama’ talihsizliğiyle karşı karşıya kalması neredeyse imkânsız.

Kaynakları hızla tükenen dünyamızda, kıta ülkeleri verimli tarım arazileri ile geçmişte olduğu gibi gelecekte de ‘dünyayı besleme’ fikrine göz kırpıyor. Toprağın kalitesi muadillerine kıyasla daha az masrafla daha çok ürün almayı mümkün kılıyor. Teknolojik alt yapı eksiklikleri nedeniyle kimyasal ürünlerle yeteri kadar tanışmayan ekilebilir araziler, bu durumun olumlu bir sonucu olarak Avrupa’daki ekilebilir arazilere nazaran üç kat daha fazla verimlilik ömrüne sahip. Denilebilir ki, tarım arazilerinden bereket fışkıran kıta, her alanda olduğu gibi tarım alanında da yatırımcılarını bekliyor.

Genelde Afrika kıtası, özelde ise kıta ülkeleri, ekonomik büyüme hızları ile dikkat çekiyor. 2017-18 yılları verilerine göre, Afrika kıtası Güney Asya’dan sonra en hızlı büyüyen coğrafi bölge olarak nitelendiriliyor. 2017’de ekonomik olarak yüzde 3.4 büyüyen kıta ekonomisi, 2018’de ise yüzde 4.8 büyümeyi yakalamayı başardı. Dünyada en hızlı büyüyen 12 ekonominin altısının (Etiyopya, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Fildişi Sahilleri, Mozambik, Tanzanya, Ruanda) Afrika ülkesi olması kıtanın ekonomik potansiyelini gözler önüne seriyor.

AFRİKA GÜNDEMİ

  • Sierra Leone hükümeti, halkın şikâyeti üzerine kıyılarında endüstriyel balıkçılık faaliyetlerini bir ay süre ile yasakladı.
  • Kenya Lideri Uhuru Kenyatta’nın Çin’e gerçekleştireceği resmi ziyarette, yatırımlar için finansman bulunması amacıyla birtakım ekonomik anlaşmalar imzalanması bekleniyor.
  • Türk Eximbank Genel Müdürü Adnan Yıldırım, ‘Hedef Pazar: Batı Afrika’ isimli toplantıda, “Kurumsal olarak Batı Afrika pazarında da ihracatçılarımızın yanında olacağız” şeklinde konuştu.
  • Son dönemde sık sık elektrik kesintilerinin yaşandığı Güney Afrika’da elektrik üretiminde çeşitli sorunlarla karşılaşıldığı ve bu nedenle düşük kaliteli enerji üretildiği belirtildi.
  • Hükümetin ekonomik büyümeyi hızlandırmak için bazı hamlelerde bulunduğu Gana, Dünya Bankası verilerine göre Afrika’da işletme kurmanın en kolay olduğu ülkelerden biri olarak nitelendirildi.
  • Güney Afrika’da inşaat sektörü, ülke ekonomisindeki sorunlardan dolayı son 22 yılın en büyük gerilemesine şahit oldu.
  • Ruanda Devlet Başkanı Paul Kagame, ülkesinde gerçekleştirilen Afrika CEO Forumu’nda Kıtasal Serbest Ticaret Anlaşması’nı 21 ülkenin imzaladığını söyledi.
  • Nijerya’da federal hükümet artan sağlık sorunlarından dolayı tarımda kimyasal gübre kullanımını aşamalı olarak kaldırmayı planlıyor.

Afrika atasözü

Yarın yapacağın işe çok iyi hazırlanmak istiyorsan, bugün yapacağın işi muhteşem yapman gerekir.

İŞ DÜNYASININ YENİ ROTASI

Afrika’da büyükelçilik de yapan, Afrika’yı yaşayan ve yazan akademisyenlerimizden Prof. Dr. Ahmet Kavas, gazetemizde Afrika özel sayfası yapılmasına yönelik memnuniyetini belirtti. “İş dünyasının yeni rotası Afrika” değerlendirmesini yapan Prof. Kavas, şunları kaydetti: “1990’lı yılların başında Afrika’nın 21. yüzyılda iş dünyasına en fazla yatırım imkânı sunacak kıta olacağı ifade edilseydi herhalde pek kimse inanmazdı. Sebebi çok basitti, birçok ülke bunu karşılayacak finans kaynağına sahip değildi, dahası ciddi projeler için mevcut şartlar müsait değildi. Başkentlerde bile neredeyse hiç asfalt yoktu. Kısacası İkinci Dünya Savaşı sonrasında kalkınma hamlelerinin hızlandığı 20. yüzyılın ikinci yarısında, dünya sömürge düzeninin en aşırı seviyesinden geçtiği için kadim Afrika’nın bazı tarihi şehirleri bile daha da geri gitmişlerdi. Türkiye’nin tarihi bağları olan bu coğrafyaya ilgisi 1970’li yıllardan itibaren Libya ile başlamış, hatta Afrika’ya oldukça erken sayılabilecek bu açılım hamlesini devam ettirebilseydi bugün Çin’in önünde yer alacak veya en azından onunla başa baş giden bir ekonomik güç olabilecekti.

YERİNDE ÜRETİM

Afrika sahip olduğu değerleriyle hem kendi coğrafyasının yatırımcılarına hem de diğer kıtalardan uluslararası boyutta faaliyet gösterenlere kazandıracak boyutta imkânlar sunuyor. Özellikle işadamlarımızdan kıtanın birçok ülkesinde son yıllarda büyük projelere imza atanlar aslında alanda belli bir tecrübe edinmelerinin ardından ‘bunu yap çekil’ şeklinde değil de kalıcı bir düzene dönüştürerek başarılı oldular. Hatta yap, işlet ve devret seviyesine ulaşanların daha kalıcı ve büyüme fırsatlarını yakaladıklarını görüyoruz. 54 ülkenin birçoğu en sıradan altyapı çalışmalarına henüz başlamadı. Büyük yerleşim yerlerine içme suyu temini, kanalizasyon, elektrik, doğalgazın evlerde kullanımı, şehir içi ve şehirlerarası karayolu, demiryolu, deniz ve özellikle de havayolu ulaşımı, hatta yerinde basit tüketim mallarının üretimi gibi epeyce çeşitlendirilebilecek iş alanlarının önü açık ve bunlara uzun yıllar ihtiyaç duyulacaktır.

500 MİLYAR DOLARLIK PAZAR

Geçtiğimiz son birkaç yıl içinde yaklaşık 500 milyar dolarlık bir hacme ulaşan Afrika pazarında Türkiye’nin takriben 25 milyar dolar seviyesine ulaşması aslında bir başarı olarak görülmelidir. Zira çok değil; bundan 20 yıl önce bu rakam hayal sınırlarımızın ötesindeydi. Çin’in 1992’deki 500 milyon dolarlık ticaret hacminin şimdilerde 170 milyar dolara ulaşması aslında bir kararlılığın sonucudur. Afrika’da risk almadan yola çıkılamaz. Kaldı ki, bu her ticari adım için geçerlidir, ama büyük yatırımlarda doygunluğa ulaşan Avrupa, Asya, hatta Amerika pazarı yanında bu kıta henüz çok bâkir. Dünya genelinde ziraata elverişli olup da günümüze kadar hiç ekilmemiş toprakların varlığı başta eski sömürgeciler olmak üzere imkân sahibi her ülkeyi bu kıtaya gözü kapalı yönlendirmektedir. Henüz keşfedilmeyi bekleyen madenlerin yanında mevcutlarının kapasiteleri bile iştah kabartmaktadır. Yine de Afrika’nın sadece kazandıran ya da kazan-kazan söylemiyle ikna edilen kıta olmaktan çıktığını, kendisi kazanırken kazandıran bir anlayışa doğru evrildiğini görmekteyiz.”