Afrika’daki Türk yatırımı 10 kat arttı

Dr. Muhammed Tandoğan

Paylaş LinkedIn E-posta
Yayınlanma tarihi: 20 Mayıs 2019 Pazartesi
AA + -

Afrika Yılı ilan edilmesinin üzerinden yaklaşık 15 yıl geçti. Türkiye’deki Afrika algısı hızla olumluya döndü. Böylelikle Afrika’ya ticaretimiz katlandı ve Türk yatırımcıların Afrika’da gerçekleştirdikleri doğrudan yatırımların hacmi de 10 kat arttı. Türkiye mezunu Afrikalı öğrencilerin özel sektörde istihdamı, Türk insanının Afrika algısının yanında Afrika’daki Türkiye imajının yükselmesinde başat rol oynayabilir.

İnsan bildiğinin âlimi, bilmediğinin cahilidir, misalinde olduğu gibi tarihte kurduğumuz sıkı münasebetlere rağmen Afrika, uzun yıllardır bizim için kapalı bir kutu olarak kaldı. Öyle ki, entelektüel çevrelerimizden iş insanlarımıza değin birçok kesimin zihninde Afrika yalnızca açlık, kıtlık, yoksulluk, darbeler, iç savaşlar ve terör gibi olumsuz nitelikleri ile tasvir ediliyordu. Fırsatlar kıtası bereketli Afrika perspektifinin ülkemizde beklenen seviyeye henüz yeni yeni ulaşması, epey vakit harcanmasına/kaybına yol açtı.
Oysa ki Afrika’yı küresel yatırımlarda öncelememek demek, bahsi geçen bütün olumsuzluklarının yanı sıra zengin doğal kaynakları, enerji ve tarım potansiyelinin yanında dünya ticaretinin geçiş noktalarını kontrol etmesiyle her geçen gün daha fazla ön plana çıkan 1.2 milyarı aşkın devasa nüfusa sahip bir coğrafyayı yok saymak demekti.

2005: AFRİKA YILI

21. yüzyıl ile birlikte Türkiye’de devlet ricali, ülkemizin menfaatleri ve yenilenen dış politika perspektifi dahilinde “Yükselen Afrika” gerçeğine daha fazla kayıtsız kalamayacağı sonucuna vararak, bu kıta ile olan ilişkilerini derinleştirme yoluna gitti. Ülkemizin bu yeni tercihi yalnızca devlet tarafından gerçekleştirilen çabayı değil, akademiden iş dünyasına kadar bütün kesimlerin yıllarca zihinlere yerleşen olumsuz Afrika algısını yıkmak için çaba göstermesini gerekli kılıyordu.

Ne var ki, Afrika’da her geçen gün etki alanını genişleten Türkiye, kıta ile ilgili faaliyetlerinde “devlet dışı aktörler” tarafından ilk aşamada yeteri kadar desteklenemedi. Türkiye ile gelişen ilişkilere rağmen Afrika, zihinlerde birçok olumsuz itham ile anılmaya devam etti. Üstelik sınırlı çabalar bir tarafa konulacak olursa, ülkemizde kıtaya dair önyargıları kırmak için sınırlı sayıda icraat gerçekleştirildi. Fakat bu durum, politika yapıcılarımız tarafından 2005’in “Afrika Yılı” ilan edilmesiyle birlikte hızla menfi algının kırıldığı pozitif yönde bir ivme kazanmaya başladı.

ALGI YENİLENİYOR

Afrika, ülkemizde halen kısmen bilinen bir kıta olsa da, son yıllarda yaşanan gelişmeler ilerisi için ümit verici. Zira Türkiye’de çeşitli devlet dışı aktörlerde de kıtaya yönelik bir uyanış başladı. Bu uyanışın neticesi olarak Afrika Araştırmacıları Derneği (AFAM) ve Afrika Koordinasyon ve Eğitim Merkezi (AKEM) gibi çeşitli stratejik araştırma merkezleri vesilesiyle kıta ile daha fazla hemhal olmaya başlayan iş insanları, zihinlerdeki Afrika algısının yenilenmesi için sabırlı fakat yapıcı/etkili ve sistem kurucu adımlar atmaya başladı. Türkiye’nin Afrika’ya yönelik uyanışı devlet kademelerinde, iş dünyasında, akademide ve daha birçok alanda karşılık buldu. Bu kapsamda ülkemizin Afrika’daki büyükelçilik sayısı 41’e, THY’nin 37 Afrika ülkesindeki destinasyonu ise 56’ya yükselirken, bu alanla ilgili yapılan akademik yayınların ve hazırlanan ülke yatırım raporlarının sayısı her geçen gün arttı. İş dünyası ise gerçekleştirdikleri yatırımlar ve vizyoner atılımlar sayesinde Türkiye ile Afrika arasında çok yönlü bir köprü olma işlevini üstlendi. Bu doğrultuda, Türkiye’nin kıta ülkeleriyle olan ticaret hacmi son 20 yılda üçe katlanırken, ticari temsilciliklerinin sayısı 26’ya yükseldi. Öte yandan, Türk yatırımcıların Afrika’da gerçekleştirdikleri doğrudan yatırımların hacmi de 10 kat artarak 8 milyar dolar sınırına dayandı.

İŞ DÜNYASI KÖPRÜ OLACAK

Türkiye’de son yıllarda değişen Afrika algısı ve kıta ile kurulmaya çalışılan olumlu ilişkiler sevindirici. Potansiyeli itibariyle ülkemiz, ekonomik yatırımlara son derece istekli olan Afrika ülkelerinde varlığını ve etki alanını daha çok artırabilme olanağına sahip. Hiç şüphesiz bu durum, zihinlerde kıtaya dair önyargıların büyük oranda ortadan kaldırılmasına imkân sağlayacak. Bu amaçla, kıta ülkeleri ile Türkiye arasında bir köprü olarak tasvir edilen iş dünyasının Afrika’daki yatırımlarını artırması ve bilhassa Türkiye mezunu Afrikalı öğrencilerin özel sektör işverenlerince istihdamı, Türk insanının Afrika algısının yanında Afrika’daki Türkiye imajının arzu edilen seviyeye ulaşabilmesi için başat rol oynayabilir.

AKEM AFRİKA İÇİN ÇALIŞIYOR

Afrika Koordinasyon ve Eğitim Merkezi (AKEM), E. Büyükelçi Prof. Dr. Ahmet Kavas’ın başkanlığında faaliyetlerini sürdüren Afrika Araştırmacıları Derneği (AFAM) desteğiyle yürütülen bir proje. Afrika üzerine araştırmalarını sürdüren Türk yüksek lisans öğrencileri ve Türkiye’de okuyan Afrikalı doktora öğrencilerini destekleyerek, öğrencilerin Afrika üzerine çeşitli akademik ve proje bazlı çalışmalar yapması konusunda yol gösterici olmayı hedefliyor. En büyük gayelerinden biri ise Türkiye’de var olan menfi Afrika imajını ortadan kaldıracak yapıcı projelere imza atmak.

OLUMSUZ AFRİKA İMAJINA KIRMIZI KART

Afrika’nın yanlış tanınmasının önüne geçmek adına güldürürken düşündüren, düşündürürken de öğreten bir kampanya başlatıldı. Prof. Dr. Ahmet Kavas ve Dr. Öğretim Üyesi Muhammed Tandoğan’ın desteğiyle başlatılan kampanya kapsamında, İstanbul’un en gözde semtlerinden Sultanahmet’e giden Afrikalı öğrenciler, karşılaştıkları kişilere Afrika’yı sordu. Söz konusu öğrencilerin, sordukları sorulara karşılık “olumsuz” ifadelerle cevap veren vatandaşlara ve turistlere “kırmızı kart” göstermesi ise renkli dakikaların yaşanmasına neden oldu. Kampanyanın ana amacı, Afrika’ya dair Türkiye’deki önyargıları kırmak ve kıtanın insanlar tarafından menfi bir şekilde anılmasının önüne geçmek.

GÜNEY AFRİKA’DAKİ OSMANLI TORUNLARINDAN CAZİP ÖNERİ

1862 tarihinde Güney Afrika’ya “muallim ve müderris” olarak gönderilen Osmanlı âlimi Ebubekir Efendi’nin Güney Afrikalı torunları Güven Atala ve Yakup Patel İstanbul’a geldi. Torunların değerlendirme ve önerilerini aldık:

Güven Atala: Ben ve ailem her daim Güney Afrika’da Türk gibi yaşadık. Evimizden Türk bayrağı hiç eksik olmadı. Türkiye’de bir Osmanlı oteli yaptırıp Güney Afrika’dan binlerce insanı getireyim diyorum. Fakat 29 gün sonra turist vizem bitince geri dönüyorum. İşin bu tarafı bir hayal kırıklığı. Buna rağmen Türkiye-Güney Afrika arasında ekonomik durumu yerinde olan Osmanlı aileleri olarak çok şey yapabilecek güçteyiz. Buna inancımız tamdır, yeter ki bize ciddi fırsatlar verilsin.

Yakup Patel: Biz Ebubekir Efendi’nin torunları olarak Türkiye’ye her daim sevgi besledik. Türkiye’ye hep bir gün döneceğimiz asıl vatanımız gözüyle baktık. Türkiye Cumhuriyeti bize büyük dedemizden ötürü Türk pasaportu verirse iki ülke arasında ticari ve sosyal ilişkilere çok tesiri olacaktır. Ağabeyim Güney Afrika Ekonomik Kalkınma Bakanı İbrahim Patel’in Türk vatandaşlığı almasının iki ülke ilişkileri bakımından nasıl etkili olacağını düşünebiliyor musunuz? Bilhassa enerji, maden, ulaşım, gıda sektörlerinde...

ETİYOPYA’DA 7 BİN KİŞİYE İSTİHDAM

Etiyopya’nın en büyük tekstil fabrikalarından biri olan Türk şirketi, ülkede 7 bin kişiyi istihdam ediyor. Yaklaşık 9 yıl önce açılan entegre tesis, aynı zamanda ülkenin en büyük ihracat yapan firmalarından biri konumunda.

SENEGAL’İN TEK DEMİRYOLU PROJESİNE TÜRK İMZASI

Batı Afrika ülkesi Senegal’in başkenti Dakar’da aktif hizmet verecek tek demiryolu hattı, bir Türk şirketin imzasını taşıyor. Senegal’de sömürge döneminde 1924’te inşa edilen, ancak 2009’dan bu yana hizmet vermeyen eski demiryolunun yerine yapılan Dakar-Uluslararası Blaise Diagne Havalimanı (AIBD) tren yolu hattı, Türk şirketi tarafından inşa ediliyor.

NİJERYA’DA 3 MİLYON KİŞİYE ELEKTRİK SAĞLAYACAK

Türk şirketi, Batı Afrika ülkelerinden Nijerya’da yürüttüğü trafo merkezi projeleriyle 3 milyon Nijeryalıya elektrik sağlayacak. Nasarawa eyaletindeki trafo merkezi projesinin yapımı devam ediyor. Ülkede halkın sadece yüzde 60’ının elektrik şebekesine bağlı olduğu tahmin ediliyor. Günde ortalama 4 saat elektrik hizmeti alabilen halkın büyük bölümü enerji ihtiyacını jeneratörler aracılığıyla karşılıyor.

Afrika atasözü

Sular yükseldikçe balıklar karıncaları yer, sular çekildikçe de karıncalar balıkları yer. Kimse bugünkü üstünlüğüne gücüne güvenmemeli. Zira kimin, kimi yiyeceğine suyun akışı karar verir.