Süleymaniye’de bayram sabahı

Hüseyin Öztürk

Paylaş LinkedIn E-posta
Yayınlanma tarihi: 10 Haziran 2019 Pazartesi
AA + -

Artarak gönlümün aydınlığı her saniyede
Bir mehâbetli sabah oldu Süleymâniye’de
Kendi gök kubbemiz altında bu bayram saati,
Dokuz asrında bütün halkı, bütün memleketi
Yer yer aksettiriyor mavileşen manzaradan,
Kalkıyor tozlu zaman perdesi her an aradan.
Gecenin bitmeye yüz tuttuğu andan beridir,
Duyulan gökte kanat, yerde ayak sesleridir.
Bir geliş var!.. Ne mübârek, ne garîb âlem bu!..
Hava boydan boya binlerce hayâletle dolu...
Her ufuktan bu geliş eski seferlerdendir;
O seferlerle açılmış nice yerlerdendir.
Bu sükûnette karıştıkça karanlıkla ışık
Yürüyor, durmadan, insan ve hayâlet karışık;
Kimi gökten, kimi yerden üşüşüp her kapıya,
Giriyor, birbiri ardınca, ilâhî yapıya.
Tanrının mâbedi her bir tarafından doluyor,
Bu saatlerde Süleymâniye târih oluyor.

Yukarıdaki dizeleri okuyanlar elbet şiirin bu kadar olmadığını bileceklerdir. Yerimizin darlığı sebebiyle ancak bu kadarına yer verebildik.

Bir Yahya Kemal uzmanı olan Nihad Sami Banarlı, Süleymaniye’de Bayram Sabahı şiiri için şöyle der: XX. asır Türk edebiyatının, engin destan ruhuyla söylenmiş muhteşem bir manzumesi, Süleymaniye’de Bayram Sabahı şiiridir. 6 bölüm ve 86 mısra tutarındaki bu dini-milli manzume, bilhassa Malazgirt’ten bu yana, Anadolu ve Balkanlar Türkiye’sinde yerleşen Türkiye Türklüğünün şiiridir. Bu şiirin zevkine varmak için onu okumak-dinlemek yeter”.

***

Yahya Kemal’e bir Ramazan Bayramı sabahı bu şiiri yazdıran Süleymaniye ve Mimarı Koca Sinan’dır elbet. Yerkürede bulunan hiçbir medeniyetin böyle bir ustası ve eseri görülmüş değildir. Halen Süleymaniye bu sırrıyla yaşıyor.

Süleymaniye’de Bayram Sabahı şiiri, hemen her mevsim, İstanbul’a has Marmara ve Haliç’in deniz mavisiyle, gökteki mavinin birleştiği ve ufku maviye dönüştürdüğü bir sırada yazılır. Tan yeri ağarırken İstanbul çoktan uyanmıştır. Bayram sevinci sokaklardan, mahallelere, mahallelerden şehrin bütününe yayılmıştır.

Yahya Kemal bütün bu olanları zihni bir sükunetle adeta film çeker gibi her anını kaydeder ve ortaya bir daha emsali yazılmayacak büyük destan çıkar.

“Ekin ekilen yer vatandır” der Yunus Emre. Süleymaniye’de Bayram Sabahında da Yahya Kemal, Osmanlı’nın hâkim olduğu toprakların bütününden o sabah Süleymaniye’ye gelenler olduğunu görür adeta.

Geniş coğrafyamızda dokuz asırdan beri yaşamış ecdadımızın her devrini kendi gök kubbemiz altında toplayan bu şiir, geçmiş ve gelecek nesillere vatan tapusu olarak kalmıştır.

***

Yeri gelmişken, Mimar Sinan ve eserlerini inceleyen ve hakkında eserler veren, Prof. Dr. Suphi Saatçi’den de Süleymaniye Camii hakkındaki bilgileri paylaşalım.

Türk mimarlık tarihinin en büyük külliyesinin merkezi olan Süleymaniye, dört minareli ve toplam on şerefelidir. Sinan bununla Kanuni Sultan Süleyman’ın fethinden sonra dördüncü ve Osmanlı Devleti’nin de onuncu padişahı olduğuna işaret etmiştir.

1557 yılında tamamlanan cami, İstanbul’un en uygun tepesinde yer aldığı için her taraftan görülmektedir. Süleymaniye Külliyesinde dört medrese, darüşşifa, imaret, türbe, kervansaray, sıbyan mektebi gibi birçok yapı vardır. Kanuni Sultan Süleyman ve eşi Hürrem Sultan’ın türbeleri de buradadır. Mimar Sinan da kendisi için külliye içinde inşa ettiği mütevazı türbesinde gömülüdür.

***

Sözün sonunu yine Nihad Sami Banarlı ile bitirelim:
“Bu bayram sabahı, sanki ecdat ruhlarının yaşadığı uhrevi âlemin kapısı açılmıştı. Büyük zaferlerle neticelenmiş eski seferlerde şehit olanların ruhları, hem de nerede şehit olmuşlarsa oradan, o zamanki hallerinin hayalleri halinde o en uzak veya en yakın hudutlardan uçuşarak bu ilahi yapıya doluyorlardı.”

Geçen bayramınızı tebrik eder, nicelerinde buluşmayı dileriz.