Veriye dayalı iş ve ekonomi yönetimi

Doç. Dr. Nurullah Gür

Paylaş LinkedIn E-posta
Yayınlanma tarihi: 06 Eylül 2019 Cuma
AA + -

Ekonominin çarklarını döndüren güç unsurları, her yeni teknolojik dönüşümde değişir. Kömür, elektrik ve petrolden sonra yeni dönemde sırayı dijital veri gücü alıyor.

Veri gücü, 1970’lerle birlikte hayatımıza girmeye başladı. Önce bilgisayarların yaygınlık kazanması, daha sonra internet dünyasına giriş bu sürecin temel yapı taşları oldu. Dijital verileri iş ve ekonomi yönetiminde uzunca bir süredir kullanmamıza rağmen büyük veri (big data), yapay zeka ve akıllı sensör gibi yeni teknolojik hamleler sayesinde yeni bir faza geçiyoruz.

Verileri daha hızlı ve kapsamlı bir şekilde toplayabilen, onları belli süzgeçlerden geçirdikten sonra faydalı analizlere dönüştürebilen ve planlamadan üretime, insan kaynakları yönetiminden pazarlamaya kadar neredeyse bütün süreçleri bu analizler ışığında iyileştirebilen şirketler ve ülkeler, yeni dönemde daha başarılı olacaklar.  

ŞEHİRLER İÇİN EKONOMİK FAALİYET ISI HARİTASI

Şirketler; tüketici davranışlarının hangi yöne evrildiği, yeni pazarlara hangi stratejilerle açılabilecekleri, hangi insanların kendileri için doğru çalışan olabileceği, hangi tedarikçileri iş ağlarına dahil edebilecekleri, iş akışlarının neresinde tıkanma yaşandığı başta olmak üzere birçok kritik soruya veriler sayesinde daha etkin cevaplar bulabilirler. Bu sayede verimlilik ve büyüme gibi anahtar göstergelerde kayda değer ilerlemeler sağlanabilir.

Büyük veri sayesinde şehirlerin bölge bazında ekonomik faaliyet ısı haritası çıkarılabilir. Böylece hangi bölgelerin hangi dönemlerde ekonomik açıdan desteğe ihtiyaç duyduklarına dair durum analizi yapılarak stratejiler ve politikalarda farklılaşmaya gidilebilir.

TEŞVİK DOĞRU SEKTÖRLERE YÖNELECEK

Teşvik sistemi, büyük verinin önemli katkılar sağlayabileceği bir diğer önemli alan. Veriler ışığında yapılabilecek etki-maliyet analizleri ile teşviklerin en çok hangi sektörlere yönlendirilmesi gerektiği daha sağlıklı bir şekilde ortaya çıkarılabilir. Bununla birlikte, teşvikler verildikten sonra firma ve sektör bazında hedeflere ne derece ulaşılabildiği yakından takip edilebilir. Bütün bunlar bir taraftan ekonomi yönetiminin işini kolaylaştırırken, bir taraftan da kamu kaynaklarının daha etkin kullanımına katkı sağlar.

Veriye dayalı iş ve ekonomi yönetimine geçiş süreci sadece birkaç bilgisayar programı almak ve bilişim teknolojileri departmanının insan kapasitesini artırmaktan ibaret değil. Burada yönetimin her kademesine ve bütün departmanlara sirayet etmesi gereken kapsamlı bir anlayış ve işleyiş değişiminden bahsediyoruz.

SÜREKLİ ÖĞRENEN BİR EKOSİSTEM

Son olarak, veriye dayalı yönetim stratejisinin insan faktörünü yok sayarak sadece “daha az maliyet, daha çok yenilik” ilkesiyle şekillenmemesi gerektiğini vurgulamak gerekiyor. Emek verimliliğini artırarak daha çok çalışanı sürecin içine dahil
etmenin yanı sıra rakip şirketler ve tedarikçilerle birlikte sürekli öğrenen bir ekosistem oluşturabilenler, gerçek anlamda kalıcı değer üretebilirler. Yüksek gelir dağılımı eşitsizliği ve piyasa yoğunlaşmasının birçok ekonomide ne derece büyük sorunlara yol açtığını göz önünde bulundurarak daha paylaşımcı ve kapsayıcı bir yönetim anlayışı inşa edilmeli.