Afrika’da ticaret dilleri

Dr. Muhammed Tandoğan

Paylaş LinkedIn E-posta
Yayınlanma tarihi: 20 Eylül 2019 Cuma
AA + -

Dr. Muhammed Tandoğan
tandoganmuhammed@ gmail.com

Afrika kıtası, dil konusundaki çeşitliliğin en fazla olduğu coğrafyalardan biri. Kıtada yaşayan insanların büyük bir bölümü en az üç dil biliyor. Bu dillerden ilki, kıta ülkelerinin vatandaşlarının kendi ana dilleri olarak ifade edebileceğimiz yerel diller. Kıtada Yoruba dilinden, Zuluca’ya; Bambaraca’dan Sevahili diline kadar çeşitlilik gösteren birçok yerel dil mevcut.

Kıtadaki ikinci dil ise daha ziyade ticaret dili olarak ön plana çıkan diller. Bunlar arasında yaklaşık 100 milyon Afrikalı tarafından konuşulan Sevahili dili, ticaret dilinin en bilineni. 16 üyeli Güney Afrika Kalkınma Topluluğu, aldığı bir kararla Sevahili dilini Fransızca, Portekizce ve İngilizce’den sonra topluluğun dördüncü resmi dili olarak kabul etti.

Dil, bir milletin en önemli kültür unsurlarından biri. Yaygın olarak kabul gören bir görüşe göre, bir ülke işgal ya da asimile edilmek isteniyorsa, bu işe öncelikle o ülkenin ortak dili tahrip edilerek başlanmalı. Zira dili, kamu ve yerel temelinde ortadan kalkan bir ülkenin, bağımsızlığının da zamanla ortadan kalkması kaçınılmaz hale geliyor. Bu durumdan en çok muzdarip olanlar arasında ise Afrika ülkeleri başı çekiyor. Vaktiyle kıtaya ayak basan ve Afrika’nın zenginliklerini sömürerek kendi ülkelerine taşıyan Avrupalıların, kıtadan ayrılma zamanı geldiğinde ise kendi dillerini Afrika ülkelerine miras olarak bıraktıkları bilinen bir gerçek. Bu nedenle, günümüzde birçok Afrika ülkesi resmi dil olarak sömürgecilerin arkalarında bıraktıkları İngiliz, Fransız, Portekiz ve Afrikaans dillerinden birini konuşuyor.

RESMİ DİLLER

Afrika kıtası, dil konusundaki çeşitliliğin en fazla olduğu coğrafyalardan biri konumunda. Kıtada yaşayan insanların büyük bir bölümü en az üç dil biliyor. Bu dillerden ilki, kıta ülkelerinin vatandaşlarının kendi ana dilleri olarak ifade edebileceğimiz yerel diller. Kıtada Yoruba dilinden, Zuluca’ya; Bambaraca’dan Sevahili diline kadar çeşitlilik gösteren birçok yerel dil mevcut. Kıtada yaşayan insanların konuştuğu ikinci dil ise daha ziyade ticaret dili olarak ön plana çıkan diller. Bunlar arasında yaklaşık 100 milyon Afrikalı tarafından konuşulan Sevahili dili ticaret dilinin en bilinen örneklerinden. Ortalama bir Afrikalı vatandaşın konuştuğu üçüncü dil ise eski sömürgeci Fransa, İngiltere ve Portekizin kullandıkları diller. Bu kapsamda sömürgecilik dönemi onlarca yıl önce bitmiş olmasına rağmen İngilizce ve Fransızca gibi kolonyal diller, kıtadaki birçok ülkenin resmi dili olma vasfını sürdürüyor.

GEREKÇELER

Her ne kadar ‘lingua franca’ olarak tanımlayabileceğimiz sömürgeci diller kıta ülkelerindeki nüfuzunu sürdürse de bu ülkelerde ‘sömürgeciliğe tepki’ ya da ‘öze dönüş’ olarak nitelendirebileceğimiz bir süreç söz konusu. Bu süreç, kıta ülkelerini ağır ama sağlam adımlarla sömürgeci dillerden uzaklaşmaya itiyor. Gambiya’da, ‘sömürgeciliğin dili’ olarak nitelendirilen İngilizce yerine 2014’te Arapça’nın resmi dil ilan edilmesi bu durumun en açık örneklerinden biri. Fakat bu uzaklaşma her zaman sömürgeciliğe tepki niteliğinde ortaya çıkmıyor. Uzaklaşma durumu kimi zaman Ruanda örneğinde olduğu gibi ‘Fransa’nın Ruanda soykırımını sırasında üzerine düşeni yerine getirmediği’ gibi siyasi bir nedenden kaynaklanırken, kimi zaman ise Güney Afrika’da ‘Mandarince’nin yaygınlaştırılmaya başlanması’ örneğinde olduğu gibi ticari amaçlardan kaynaklanabiliyor.

YEREL TERCİH

Afrikalıların kendi dillerine sahip çıkması olarak tanımlayabileceğimiz son önemli gelişme geçtiğimiz ağustosun ortalarında yaşandı. 16 üyeli Güney Afrika Kalkınma Topluluğu, aldığı kararla Sevahili dilini Fransızca, Portekizce ve İngilizce’den sonra topluluğun dördüncü resmi dili olarak kabul ettiğini duyurdu. Daha önce kıtanın bazı bölgelerinin ticaret dili olarak ifade ettiğimiz bu dil, Afrika Birliği ile Tanzanya, Kenya, Uganda, Ruanda, Burundi, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Komorlar ve Mozambik’in resmi dili durumunda. Afrika’da yerel dillerin teveccüh görmeye başlaması, zamanla bu dillerin sömürgeci dillerin yerini alarak onları tamamen saf dışı bırakabileceğinin habercisi. Elbette bu durum, Afrika ülkeleri ve kıta insanı için sevindirici. Çünkü Afrika ülkelerinin yerel dillerine ağırlık vermesi, ticaretten diplomasiye kadar birçok alanda kendi özgün kodlarına dönüşün ve sömürgeciliğin olumsuz etkilerinden sıyrılışın da bir işareti. Bu durumun, bilhassa aynı yerel dili konuşabilen Afrikalı devletler arasındaki ekonomik ve siyasi ilişkilere olumlu yansıma ihtimali bir hayli yüksek.

Afrika’da yerel dillerin popülarite kazanmaya başlaması, akademiden iş dünyasına kadar kıta ile ilgilenen birçok kişinin de söz konusu yerel dillerden birini ya da birkaçını bilmesini zorunlu kılıyor. Geçmişte eski kolonyal devletlerin dilleri üzerinden sürdürülen ilişkiler, zamanla bu dillerin Afrika topraklarında aşınmaya başlaması ile beraber yerini yeni ve yerel bir dil ihtiyacına bırakabilir. Öte yandan, böyle bir ihtiyaç söz konusu olmasa dahi, kıtanın yerel dillerinden herhangi birine vâkıf olmak, Afrika ülkeleri ile kurulan ilişkilerde ülkemizin siyaset, iş dünyası ya da akademi mensuplarına büyük avantajlar sağlayabilir. Düşünsenize, 2020’de İstanbul’da gerçekleştirilmesi karara bağlanan 3. Türkiye-Afrika Zirvesi’nde, ülkemiz karar alıcılarının Afrikalı liderlere kendi yerel dillerinde hitap etmeleri yüzyılı aşkın bir süredir sömürülen Afrika’nın gerçek sahiplerine nasıl bir jest olurdu. Sonuç olarak denilebilir ki, Afrika ülkelerinin yerel dillerine dönüş sinyalleri verdiği bir süreçte, biz Türkler de kıtada etkili olmak istiyorsak bu sürecin takipçisi olmalı, ona elimizden -ve dilimizden- geldiğince ayak uydurmalıyız.

KITADA NELER OLUYOR?

  • Afrika Birliği Komisyonu Başkanı Moussa Faki Mahamat, Güney Afrika’da yaşayan Afrika kökenli yabancılara yönelik şiddeti kınadı.
  • Etiyopya önümüzdeki yıl gerçekleştirilecek seçimlere hazırlanırken, bir yandan da ülkenin seçim kanunlarındaki reform öngören teklifi tartışıyor.
  • Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Fransa’nın güneyinde ağırladığı Gine Devlet Başkanı Alpha Conde’den görevini barışçıl yollarla bırakmasını talep etti.
  • Güney Afrika ekonomisi 2009’da ülke para biriminin değer kaybı sonrasında ilk defa resesyon ile karşı karşıya.
  • Japonya, Çin’e meydan mı okuyor? Japonya’nın ev sahipliğinde gerçekleşen TICAD zirvesinin yankıları devam ediyor. Japonya, Afrika kıtasına 20 milyar dolarlık özel sektör yatırımı sözü verdi.
  • Nijerya ekonomisi yılın ikinci çeyreğinde yüzde 1.94 büyüme oranını yakaladı. Ülke ekonomisi geçen yılın aynı çeyreğin yüzde 1.50 büyüme oranına ulaşmıştı.
  • Nijerya ve Güney Afrika, Sahraaltı Afrika bölgesinin en büyük ekonomileri olmasına rağmen büyüme hızı bakımından kıtanın gerisinde kalmış durumda. İki ülke geniş çaplı ekonomik reformlar bu soruna çözüm bulmaya çalışıyor.
  • Papa Francis’in dikkat çeken Afrika ziyareti başladı. Papa’nın Moritus, Mozambik ve Madagaskar’ı içeren Afrika ziyareti, kıtada etkisi giderek azalan Katolik Kilisesi’nin yeni bir sayfa açma çabası olarak yorumlanıyor.
  • Siyaset, iş, sivil toplum ve akademisyenin oluşturduğu 1000’den fazla katılımcının yer aldığı Güney Afrika’daki Afrika’nın konu edinildiği Dünya Ekonomik Forumu başladı. Forumun başlıca gündemleri arasında ekonomik büyüme ve dördüncü sanayi devrimi yer alıyor.
  • Sudan’da hükümeti kurmakla görevlendirilen Başbakan Abdullah Hamdok, 20 bakandan oluşan yeni kabinesini açıkladı.
  • Zimbabve’de 1980-2017 yılları arasında 37 yıl iktidarda kalan eski Devlet Başkanı Robert Mugabe (95) yaşamını yitirdi.

AFRİKA ATASÖZÜ
Çocuklarımıza iki şeyi miras bırakmak isteriz: Birincisi kökleri, ikincisi kanatlarıdır.