Limited şirket ortaklarının SGK’ya karşı sorumlulukları

İsa Karakaş

Paylaş LinkedIn E-posta
Yayınlanma tarihi: 27 Eylül 2019 Cuma
AA + -

İsa Karakaş

SGK uygulamasında limited şirket ortakları şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan SGK alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu bulunmakta olup, ilgili kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutuluyor. Ayrıca ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahıslar devir öncesine ait SGK alacaklarının ödenmesinden müteselsilen sorumlu tutuluyor. Amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlardapay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahıslar, amme alacağının ödenmesinden müteselsilen sorumlu tutuluyor.

ORTAKLARIN SORUMLULUĞU

Türk Ticaret Kanunu’na göre, ortaklık payının devri; tescil ve ilan edilmese de noter tasdikli devir sözleşmesi, ortakların devir işlemine muvafakatı ve devrin pay defterine işlenmesi ile hüküm ifade ediyor. 

Bu hükme göre, limited şirket ortaklarının kimliği ve şirketteki sermaye hisselerine ilişkin bilgiler; şirketin Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi’nde ilan edilen ana sözleşmesinde belirtiliyor. Ancak bu sözleşmede yapılan değişiklikler veya pay devri tescil ve ilan edilmemiş olsa dahi bu bilgiler pay defterinde yer alması koşulu ile hüküm ifade edecek. Buna göre SGK, öncelikle şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan SGK alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda şirket ortaklarının kimler olduğunu ve bu ortakların sermaye hisselerini şirket ana sözleşmesi, ana sözleşme değişikliği veya pay defterindeki kayıtlardan tespit ediyor. Ayrıca her bir ortağın, sermaye hissesine göre takip konusu olan SGK alacağından sorumlu olduğu tutarlar dönem bazında belirleniyor.

PAYIN DEVRİ HALİNDE 

Türk Ticaret Kanunu’nda, limited şirketlerin kuruluşu düzenlendi. Söz konusu kanunda pay defterinin tutulacağı, bu deftere; ortakların adları, adresleri, her ortağın sahip olduğu esas sermaye payının sayısı, esas sermaye paylarının devirleri ve geçişleri, itibarî değerleri, grupları ve esas sermaye payları üzerindeki intifa ve rehin hakları, sahiplerinin adları ve adreslerinin yazılacağı belirtildi. Ayrıca esas sermaye payının devri düzenlenmiş olup, madde metninde yer alan hükümler şöyle:

  • Esas sermaye payının devri ve devir borcunu doğuran işlemler yazılı şekilde yapılır ve tarafların imzaları noterce onanır. Ayrıca devir sözleşmesinde, ek ödeme ve yan edim yükümlülükleri; rekabet yasağı ağırlaştırılmış veya tüm ortakları kapsayacak biçimde genişletilmiş ise bu husus, önerilmeye muhatap olma, önalım, geri alım ve alım hakları ile sözleşme cezasına ilişkin koşullara da belirtilir.
  • Şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemişse, esas sermaye payının devri için ortaklar genel kurulunun onayı şart. Devir bu onayla geçerli olur.
  • Şirket sözleşmesinde başka türlü düzenlenmemişse, ortaklar genel kurulu sebep göstermeksizin onayı reddedebilir.
  • Şirket sözleşmesiyle sermaye payının devri yasaklanabilir.
  • Şirket sözleşmesi devri yasaklamış veya genel kurul onay vermeyi reddetmişse, ortağın haklı sebeple şirketten çıkma hakkı saklı kalır.
  • Şirket sözleşmesinde ek ödeme veya yan edim yükümlülükleri öngörüldüğü takdirde, devralanın ödeme gücü şüpheli görüldüğü için ondan istenen teminat verilmemişse, genel kurul şirket sözleşmesinde hüküm bulunmasa bile onayı reddedebilir.
  • Başvurudan itibaren üç ay içinde genel kurul reddetmediği takdirde onayı vermiş sayılır.

Diğer yandan Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri gereğince ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahıslar devir öncesine ait olan ve devir tarihi itibarıyla ödenmemiş bulunan SGK alacaklarının ödenmesinden müteselsilen sorumlu tutulacak. 

Buna göre, şirket ortağının payını devretmesi halinde, devreden ve devralan şahıslar, şirketin devir tarihi itibarıyla vadesi geldiği halde ödenmemiş borçlarından, sermaye hisseleri oranında sorumlu olacaklar. Ancak bu sorumluluğa başvurulabilmesi için SGK alacağının şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilememiş veya tahsil edilemeyeceğinin anlaşılmış olması gerekiyor.

Burada tahsil edilemeyen amme alacağı ile borçlunun yapılan mal varlığı araştırması sonucunda haczi kabil herhangi bir mal varlığının bulunmaması, haczedilen mal varlığının satılarak paraya çevrilmesine rağmen satış bedelinin amme alacağını karşılamaması gibi nedenlerle tahsil edilemeyen amme alacaklarını ifade ediyor.

BORCUN TARİHİ İTİBARIYLA SORUMLULUK

SGK alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahıslar, SGK alacağının ödenmesinden müteselsilen sorumlu tutulacak. 

Buna göre, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan SGK alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda farklı kişilerin şirket ortağı olması halinde, söz konusu kişilerin bu amme alacağının ödenmesinden müteselsilen sorumlu tutularak, sermaye hisseleri oranında takip edilmesi söz konusu olacak.