‘Dinamik’ bütçe yönetim dönemine hazır mısınız?

Hakan Güldağ

Paylaş LinkedIn E-posta
Yayınlanma tarihi: 08 Kasım 2019 Cuma
AA + -

Hakan Güldağ
a.hakan.guldag@gmail.com

Bütçe dönemindeyiz. İrili ufaklı pek çok şirket 2020 bütçelerini hazırlamaya çalışıyor. Ancak öyle bir dönemde yaşıyoruz ki, dünyada da Türkiye’de de bütçe yapma süreçlerine bakış değişiyor. Çünkü koşullar farklılaşıyor. İçinde yüzdüğümüz sular pek çok ekonomik, sosyal, politik etkilerle çalkalanıyor. Son dönemde bu çalkantıların dalga boyu arttı, vadesi ise kısaldı. Koşullar farklı yönlerden esen rüzgarlarla sürekli değişiyor. Bir anlamda şirketlerin yol haritaları olan bütçelerin de bu hızlı değişim dikkate alınarak hazırlanması gerekiyor. Tek cümle ile özetlemek gerekirse, şimdi ‘dinamik’ bütçe dönemi. Bir anlamda, yıllık bütçe dönemi bitiyor, daha kısa vadeler için bütçe yapmak öne çıkıyor. Yanlış anlaşılmasın, şirketler yıllık bütçe yapmaya tabii ki devam edecek. Ancak yıllık bütçelere sıkı sıkıya sadık kalmanın giderek zorlaştığı, zorlaşmanın ötesinde böyle davranmanın şirketlere zarar verebileceği bir ortamı yaşıyoruz artık. Şirketlere, sağlıklı bir yönetim için bütçelerini üçer aylık dönemler halinde yapmalarını tavsiye eden uzmanların sayısı artıyor.

Dinamik bütçe düzenini gerekli kılan ekonomik ve jeopolitik dalgalanmalar aynı zamanda yönetim yaklaşımlarını da değiştiriyor. Dinamik bütçe yaklaşımının bütünleyicisi olarak şirketlerin senaryolara dayalı yönetilmesi gündemde...

‘Dinamik bütçe ve senaryolarla yönetme’ dönemi, kısa vadeyi daha yakın markaja alırken, orta vadeye ilişkin hesap-kitabı tek bir ihtimale göre değil, farklı ihtimalleri dikkate alarak yön çizmeyi gerektiriyor.

*        *        *

Brexit, ticaret savaşları, jeopolitik gerginlikler... Gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkelerde özellikle yeni vergi yükleri nedeniyle sokağa taşan olaylar... Uzun uzun sayıp dökmeye gerek yok. Dünyada hem ekonomik hem de jeopolitik mimarinin bozulduğu bir süreçte türbülans devam edecek. Gel-gitler, zikzaklar sürecek.
Kaldı ki, en istikrarlı ülkelerde bile gelecek günlerin ne getireceğini kestirmek zor. Olayların gelişimindeki ani virajlar, ‘U’ dönüşleri, yol kazaları ve beklenmedik olaylar, yapılan tahmin ve öngörülerin çoğunluğunu geçersiz kılıyor. Birkaç hafta önce İngilizlerin ünlü The Economist dergisi kapağında ‘dünya ekonomisindeki anlamlandırılamayan tuhaflıklara’ dikkat çekiyordu. Üstelik The Economist bu konuda yalnız değil. Son dönemde artan sayıda analist, “Bir şey geliyor ama neyin geldiğini anlamıyoruz” diyor.

Nedenleri, nereden kaynaklandığı ayrı ama kabul edelim ki, bizim ekonomimizde de belirsizlik dozu yüksek. Geleceğe hazırlanma zorluklar içeriyor. İşler iyi giderken olmayacak bir hata ile tökezleme riski de bizde yüksek sayılır. Tabii bunun karşısında, umutsuzluk ve çaresizliğin dibe vurduğu noktada hiç kimsenin ummadığı geri dönüşler de Türkiye’ye özgüdür.

*        *        *

Belki vurgulamaya bile gerek yok. Ama bir yöneticimizin bu sürece ilişkin anlatımı, dikkat çekmek istediklerimi özetliyor: “Bizde kriz dönemine uyum sağlamaya çabalarken, işler birden açılır. Geleceğe umutla bakılırken de ortalık birden karışıverir. Bu oynak ve dengesiz ortamda geleceğin risklerine hazırlıksız yakalanır, fırsatlarını ise elden kaçırırız. Biz şirket yöneticileri belirsizlik nedeniyle bir yol haritası çizemeyince gelişmişlik yolunda mesafe almak zorlaşır.”

İşte bugünlerde dünyadan bize yansıyan türbülans ile birlikte daha da riskli hale gelen bu ortamda senaryo planlaması şirketlerin geleceğe hazırlanmasında önemli katkılarda bulunabilir.

Yanlış anlaşılmasın. Senaryo planlaması bir sihirli değnek değil. İçine bakıp geleceği görebileceğiniz bir ‘mavi küre’ değil. Ne bir kehanet yöntemi, ne de bir tahmin tekniği...

Senaryo planlaması yönteminde esas amaç, geleceğe yön verecek ana eğilimleri belirlemek. Bunlar üzerinde kafa yorarak, bugün olduğu gibi hızlı ve kapsamlı değişim dönemlerinde yönetim kalitesini yükseltebilmek.

*        *        *

“İyi de nasıl olacak bu” derseniz, yanıtı basit: Değişik ihtimallerin hesaba katılması işler karıştığında kararların aceleye gelmesini önlemenize yardımcı olacak. Senaryo planlaması risklere karşı hazırlıklı olmaya imkan verdiği için risk ve kriz yönetiminin etkinliğini artıracak. Farklı ihtimallerin zihinde harman edilmesi, bizi önyargılardan ve son kullanma tarihi dolmuş düşüncelerden uzaklaştıracak.

Teori ile pratik arasında sağlam bir bağlantı kurulması bu yöntemin en önemli yararlarından biri... Şirket içerisinde, belki uzmanların da görüşlerini alarak yapacağınız senaryo tartışmaları, iş hayatının günlük sorunlarına ana eğilimlerin perspektifinden bakabilme imkanını verecek.

Hepsinden önemlisi senaryo planlaması şirketin tüm faaliyetine hız kazandırıyor. Bu tür çalışmalar değişime karşı refleksimizi güçlendiriyor ve ‘zamanlama avantajı’ sağlıyor. Senaryo planlaması, şirketlerin ‘hızlı balık’ haline gelmelerini kolaylaştırıyor.

*        *        *

Ezcümle...

Tek bir ihtimale göre planlama yapan şirket yöneticileri, olaylar beklentilerin aksi yönde geliştiğinde şaşırıp kalıyor ve gerekli manevrayı yapmakta gecikiyor. Zaten var olan bu durum, şimdi daha da güçlendi ve şirketlerin geleceği açısından daha tehlikeli bir hal aldı. 

İş hayatının günlük sorunlarına ana eğilimlerin perspektifinden bakabilme imkanı veren ‘senaryo planlaması’ ile yönetim risklere karşı şirketlerin direncini artırabilir.

Bu vurgulamadan sonra iki noktaya daha dikkat çekmek istiyorum. 

Birincisi, biz ne kadar çok ihtimalli senaryolar üretsek de gerçek hayatın sürprizleri bazen hayal gücü en kuvvetli zihinlerin hazırladığı senaryolardan daha şaşırtıcı olur. O nedenle, elimizdeki verilerle çizdiğimiz senaryoların aynen gerçekleşmesi ihtimali de oldukça düşüktür. Ancak hiçbir senaryomuz tam anlamıyla gerçek hayatla örtüşmese de, gelecekteki ihtimallere kafa yorduğumuzda, ufkumuz genişler ve bakışımız derinleşir. Bu da önemli bir kazançtır. Senaryo planlaması sırasında elde ettiğimiz düşünce tarzı ve yaklaşımlar beklenmedik olaylar ortaya çıktığında yardımımıza koşabilir. 

İkincisi, Türkiye’nin özgün yapısı ile ilgili... Bizim şirketlerimiz senaryo planlaması yaparken, yalnız istatistikleri analiz etmekle yetinemez. Yetinmemeli... Bizim şirketlerimiz hesap kitap yaparken, insanımızın ve toplumun zaaf ve erdemlerini de dikkate alarak hareket etmeli. 

İşin o tarafını da izninizle bir başka Eko-Mercek’te ele alalım. 

SENARYOLARI NASIL YAZMALI?

Senaryo planlaması konusunda bulabileceğiniz pek çok kaynak var. Burada bunlardan güzel bir özeti paylaşıyorum. Senaryolar oluştururken dikkat edilmesi gereken konuları siz daha da zenginleştirip çeşitlendirebilirsiniz. İşte senaryo oluşturmak için dikkate almanız gereken ilkelerden bazıları: 

Hareket noktanız gerçekçilik olsun 

Uzmanların tavsiyelerinde, senaryolar ile geleceği yakalamayı hedefleseniz de, başlangıç limanınızın her zaman yaşanan sosyal-ekonomik gerçeklik ve Türkiye’nin bugünkü durumu olması gerekliliği öne çıkıyor. Aksi takdirde hazırlanan senaryoların bilim kurgu öykülerine veya ütopyalara benzeyeceğine dikkat çekiliyor.

Eğilimlerin izini sürmeyi ihmal etmeyin

Ekonomik, toplumsal ve siyasi hayatta geçmişten gelen ve geleceğe doğru akıp giden ana eğilimleri belirlediğinizde senaryo planlaması gerçek anlamını kazanacak. 

İtici güçleri belirleyin

Bazı trendlerin belirli bir dönemde bir araya gelmesi, değişimin itici güçlerini ortaya çıkarır. Senaryo planlamasının bu motor güçlerin eksenine oturtulması, geleceğe yön verecek güçleri kavramanızı sağlar. 

Zikzaklara hazırlıklı olun

Bir ülkenin veya ekonomilerin konjonktür grafiği, inişleri ve çıkışları ile kendi hayatlarımıza benzer. Olayların zaman içindeki gelişimi hiçbir zaman doğrusal yönde olmaz. Ülkelerin ve kurumların gelişme çizgisi, bir otoyoldan çok virajlı rampalı ve tümseklerle dolu bir köy yolu gibidir. Siz de gelecek için hazırlık yaparken geleceğin, geçmiş ve bugünden farklı olabileceğini hep dikkate alın. 

Paradigma değişimini hesaba katın

Gelecek ile ilgili öyküler üretirken, sadece değişimin belirli bir kritik kütleye ulaştıktan sonra karşımıza ‘yeni gerçeklikler’ çıkaracağını da hesaba katın. Gelecek senaryolarınızda, paradigma veya faz değişimi denen ve oyunun kurallarının da tümden değişeceği yeni dönemi de zihninizde canlandırmaya gayret edin. Bunun için bugünkü sıkıntıların bizi içine hapsettiği çemberlerin dışına çıkmanız ve hayal gücünüze ‘tam yol’ vermeniz gerekir.

Geleceğe çok yönlü bakın

Senaryolarınızda sosyal, siyasi, ekonomik, demografik ve teknolojik faktörleri bir bütün halinde ele almalısınız. Bu beş faktör arasındaki etkileşimin farklı ihtimaller dikkate alınarak dallandırılması, şirketleri belirsizliğe karşı daha güçlü kılar. Yaşayan kültür ve insan psikolojisi konusundaki tespitler de gelecekle ilgili öykülerin içini doldurur. 

Senaryoyu bir de ‘ters yüz’ edin

Bu yöntemi uygulamak için önce örneğin 2023 veya 2025’te şirketin veya ülkenin en iyi durumda olacağı düzeyleri belirleyeceksiniz. Daha sonra bu iddialı hedeflere hangi imkanlar, fırsatlar ve aşamalarla ulaşılacağını araştıracaksınız. İdeal tablo ile mevcut gelişme temposu karşılaştırılıp eksikleri ve fazlaları tespit ettiğinizde gelecek sizi eskisi kadar endişelendirmeyecek.