Bölgeyi Diyarbakır’dan okumak

Prof. Dr. Ahmet Emre Bilgili

Paylaş LinkedIn E-posta
Yayınlanma tarihi: 08 Kasım 2019 Cuma
AA + -

Prof. Dr. Ahmet Emre Bilgili

Doğu ve Güneydoğu Anadolu’yu, Diyarbakır üzerinden okuyabilir miyiz diye yalın bir sual eylesek, cevabımızın esasları ne olur? Öncelikle şunu bilmemiz gerekir; dini ve etnik kimliklerinde farklılıklar bulunsa da bölgenin sosyolojisinin büyük ölçüde benzerlikler taşıdığını söyleyebiliriz. Bilgimiz; bu düşünceye fazla itirazın olmayacağı yönündedir. Sosyolojinin daha çok benzerlikler gösterdiği toplumsal yapılarda doğal olarak problemler de çözümler de benzerlikler gösterir. Bu genel kabul bizi çözüm üretme anlamında önemli bir noktaya götürür ve bu durum aslında ciddi bir avantajdır.

Şimdi asıl konumuza geçmeden önce ikinci tespitimizi yapalım. Toplumsal boyutu olan hiç bir problem eğitimden ayrı düşünülemez ve ayrı çözümler üretilemez. Diğer bir deyişle temel çözümlerin eğitim üzerinden kurgulanma zorunluluğu vardır. Fakat bilmemiz gereken başka bir husus; eğitimin neticeleri ancak uzun vadeli planlamalar sonucu ortaya çıkabilir. Bu nedenle sadeleştirerek ifade edecek olursak bir bölgede güvenlik problemi varsa bunun çözümü de ancak uzun vadeli eğitim çalışmaları ile olabilir. Çünkü ‘güvenlik’ toplumsal anlamda ‘güven’ kavramı ile çok yakından ilgilidir.

Şimdi bu iki genel tespiti biraz ayrıntılı hale getirmeye çalışalım. Sosyal boyutları olan bölgesel bir problemi daraltarak temsili bir şehir üzerinden okumanın, anlamanın ve çözüme dair kurgular geliştirmenin hiç bir mahsurunun olmadığını söyleyebiliriz. Bu durum bize metodolojik olarak da büyük kolaylıklar sağlar. Usulü de çözümü de sadeleştirir.

EĞİTİM, HUZUR VE GÜVEN SAĞLAR

Diyarbakır; sosyolojik, dini, etnik, kültürel, tarihi yapısıyla bölgeyi en çok temsil eden bir konuma sahiptir. Bu nedenle temsil kabiliyeti yüksek olup bölge sorunlarını anlamaya yönelik bir vizyon geliştirebilmek için bu şehir doğru bir adımdır. Stratejisizlik veya eğitimin bu yöndeki rolünü fark edememek olarak ifade etmek daha doğru olacak ki bölgede yıllardır öncelikli problem olarak ‘güvenlik’ ön planda tutuldu, diğer tüm problemler ise ötelendi. Sonuçtan baktığımızda bunun çözüm odaklı değil kısa vadeli yaklaşımın neticesi olduğunu anlarız.

Eğitim ise bütün problemlerin temel nedeni olmasına karşın hep ikinci planda kaldı. Ne söylenirse söylensin fiili durum bu şekilde cereyan etti. Gerçekte ise problemin sebebini de çözümünü de eğitim üzerine yapılacak inşa sürecinin bir parçası olarak görmek gerekir. Bu çerçevede eğitimi hem örgün hem de yaygın anlamı ile ve mutlaka uzun vadeli bir planlama ile kurgulamak gerekir. Diyarbakır’ın bölgede tartışmasız bir merkezî konumu var ise eğitimde de güçlü bir merkez haline gelmelidir. Bu kurgunun içinde; yatırımlardan öğretmenin güçlendirilmesine ve okul çeşitliliğinden veli eğitimine kadar düşünmek gerekir. Eğitim ve kültürün uzlaştırıcı, geliştirici yönünden beslenmek doğru olandır.

Diyarbakır ile İstanbul arasında nasıl bir ilişki var dersek; Diyarbakır’ın huzur bulmadığı bir yerde İstanbul huzura eremez cümlesini kurabiliriz. Zira eğitim uzun vadede güven inşa ederek huzuru ve güvenliği sağlar. Bu da tam anlamıyla ihtiyacımız olan hususun bizatihi kendisidir. Diyarbakır ziyaretimizde şehrin tepe yöneticilerinde bu vizyonu gördük. Yol alabilmeleri için Ankara da rol üstlenecek.