Türk savunma sanayi Afrika pazarında

Dr. Muhammed Tandoğan

Paylaş LinkedIn E-posta
Yayınlanma tarihi: 20 Aralık 2019 Cuma
AA + -

Yüzlerce farklı ırka, dine ve dil ailesine mensup bireylerin bir arada yaşadığı Afrika kıtası, farklılıklar arasındaki mücadeleyi de kaçınılmaz kılıyor. Bu nedenle kıtada askeri faaliyetler kendini daimî surette gösteriyor.

Türkiye’den Afrika kıtasına yönelik ihracat sınırlıymış gibi görünse de oransal olarak ciddi bir artış var. Bu yüzden Türk savunma sanayi tecrübesinin Afrika ülkelerine tanıtılıp, taşınması ve akabinde transferi büyük önem arz ediyor.

Dr. Muhammed Tandoğan
tandoganmuhammed@ gmail.com

Dünyanın en eski yerleşim merkezlerinden bazılarını bünyesinde barındırması nedeniyle, Afrika kıtası asırlar boyunca askeri faaliyetlerin yoğun olarak yaşandığı bir coğrafya olarak karşımıza çıkar. Geçmişten günümüze uzanan süreçte kıtada birçok farklı ırka, dine ve dil ailesine mensup bireylerin bir arada yaşamaya çalışmaları, farklılıklar arasındaki mücadeleyi de kaçınılmaz kılıyor ve bu nedenle askeri faaliyetler kıtada kendisini daimî surette gösterdi, göstermeye de devam ediyor. 

Bu nedenle, sömürgecilik öncesinde Afrika kıtasında dikkate değer bir biçimde askeri varlıklardan bahsetmek mümkün. Sömürgecilik döneminde yaşananlar bir yandan kıtada mevcut bulunan askeri yapıyı bozdu, diğer yandan ise Afrika’nın eli silah tutan erkekleri Birinci ve İkinci Dünya Savaşlarında Avrupalılar adına asker olarak kullanıldı. Bütün bu yaşananlar, kıtanın askeri potansiyeli özelinde insan gücü unsuruna önemli bir darbe vurdu. Üstelik sömürgelerin tasfiye edilmesi için verilen bağımsızlık savaşlarında yaşananlar da kıta ülkelerinin askeri gücünü ve silah teknolojisini nispeten olumsuz yönde etkiledi.

MÜCADELE SAHNESİ

20’nci yüzyılın ikinci yarısıyla beraber birer ikişer bağımsızlıklarını kazanmaya başlayan Afrikalı devletler, uluslararası ilişkiler sahnesine bağımsız birer aktör olarak çıkmalarıyla beraber çeşitli ekonomik, sosyal, siyasi ve askeri sorunlarla yüzleşmek zorunda kaldılar. Bu dönemde soğuk savaş rekabetinin kıtaya taşınması, sömürgeciliğin uzantısı olan sınır anlaşmazlıkları, ülke içi iktidar mücadeleleri şeklinde patlak veren iç savaşlar ve askeri darbeler kıta ülkelerinin askeri potansiyelini en az sömürgecilerin menfi uygulamaları kadar zorlaştırdı. Soğuk Savaş’ın bir parçası olarak ABD ve SSCB’den alınan askeri destek ise çoğu zaman yetersiz kaldı. Soğuk Savaş’ın sona ermesinin ardından ise devam eden sınır anlaşmazlıkları, ülke içi iktidar mücadeleleri ve bilhassa yeni ortaya çıkmaya başlayan terör örgütleri kıta ülkelerinin birçoğunun belini bükmüş, kıtayı istikrarsızlaştırmış ve dış müdahaleye açık hale getirdi. ABD’nin Afrika’da kurduğu AFRICOM ve yaşanan birçok problemde Birleşmiş Milletler başta olmak üzere çeşitli unsurların kıtaya gönderdiği yabancı askerler, yaşanan bu durumun en net örnekleri durumunda.

SİLAH TİCARETİ

Günümüzde sırasıyla Mısır, Cezayir, Güney Afrika, Nijerya, Etiyopya, Angola, Fas, Sudan, Demokratik Kongo Cumhuriyeti ve Libya askeri olarak kıta Afrika’sının en güçlü ülkeleri olarak ifade ediliyor. Ne var ki, geçmiş yıllara oranla Afrikalı devletlerin askeri kapasitelerindeki artışa rağmen, bu devletlerin askeri gücü ve teknik kapasiteleri hâlihazırda yaşadıkları problemlerin üstesinden gelme noktasında yeterli değil. Bu nedenle kıta ülkeleri ABD, İngiltere, Fransa, Rusya ve Çin başta olmak üzere çeşitli aktörlerden savunma sanayini güçlendirmek amacıyla ihracat gerçekleştiriyor ve çeşitli anlaşmalar imzalıyor. Bu sürecin resmi yönü yanında kıta ülkelerinin gayri resmi ayağında çeşitli silah kartellerinin etkilerini artırmaları bariz bir surette görülürken, diğer yandan terör örgütleri başta olmak üzere yasadışı aktörlerin silah kaçakçılığı ve karaborsası yoluyla ciddi manada bir rant elde edilmesine yol açıyor. Böylece, güvenliğini sağlamaya çalışan Afrika devletleri emperyalist saiklerle hareket eden aktörlerle yasadışı faaliyetlere karışanlar arasında iki arada bir derede kalıyor. 

TÜRKİYE FARKI

Geçtiğimiz yıllarda savunma sanayinin ihtiyaçlarını karşılama noktasında oldukça zor süreçler geçiren Türkiye Cumhuriyeti, son dönemde gerçekleştirdiği atılımlarla hem savunma alanında elini güçlendirdi hem de bu sektörde ürün ihraç eden bir ülke konumuna yükseldi. Bu alanda Aselsan ve Türk Uzay ve Havacılık Endüstrisi gibi kurumlar, Türk devletinin parlayan yüzü durumunda. Öyle ki, bu iki kurum Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü tarafından hazırlanan raporlarda dünya üzerinde en çok silah ihraç eden ilk 100 kurum arasında kendilerine yer buluyor. Güney Amerika, Kuzey Amerika, Afrika, Uzakdoğu, Orta Asya, Doğu Avrupa gibi coğrafyalara savunma sanayi ihracatı yapmaya başlayan Türkiye’nin bu yönde bir atılım göstermesinde savunma alanında dışa daha az bağımlı olma ve daha bağımsız hareket edebilme arzusu yatıyor. Bu bağlamda, Türkiye’nin mevcut tavrı ve savunma sanayi alanında her geçen gün var olan tecrübesinin üzerine koyması, küresel tahakkümlerden ve terör gibi dışarıda beslenen iç sorunlardan sıyrılmak isteyen Afrika ülkeleri için umut verici bir nitelik taşıyor.

ARTAN İHRACAT

Türkiye’nin savunma sanayi ihracatındaki artan etkisi, doğru kullanılabildiği takdirde Afrika ülkelerinin bu alandaki sıkıntılarına yardımcı olabilme potansiyeline fazlasıyla sahip. Zira Türk devleti, hâlihazırda söz konusu alandaki kapasitesini silah satışları ve kıtadaki askerlerin eğitilmesi, tekniker eleman desteği gibi yöntemlerle Afrika ülkelerine sınırlı da olsa aktarma yoluna gidiyor. 2017 ve 2018 yıllarında Türkiye’nin savunma ve havacılık alanında ihracat gerçekleştirdiği 25 ülkenin 3’ü Afrika ülkesi. 2017’den 2018’e uzanan süreçte, Türkiye, Senegal’e ihracatını 686 bin dolardan 26 milyon dolara, Burkina Faso’ya ihracatını 863 bin dolardan 18 milyon dolara, Çad’a olan ihracatını ise 499 bin dolardan 10 milyon dolara çıkardı. Her ne kadar toplam 2 milyar doları aşkın ihracat yaptığı diğer ülkelere kıyasla Afrika kıtasına yönelik gerçekleştirilen ihracat sınırlıymış gibi görünse de artış oranları göz önünde bulundurulduğunda bahsi geçen Afrikalı devletlere yönelik ciddi artış söz konusu. Üstelik onlarca yıldır Asala, PKK, FETÖ ve son dönemde YPG gibi terör örgütleri ile mücadele eden Türk devletinin, bu alandaki tecrübelerini Afrika’ya aktarması da terörizmin cenderesinde boğulan bazı Afrikalı devletlerin elini rahatlatma potansiyeline fazlasıyla sahip. Somali örneğinde olduğu gibi Türkiye’nin kendi askeri tecrübesini Afrika ülkelerine aktarma ve burada yerli askerleri Türk askeri disipliniyle yetiştirme girişimi Türkiye ile Afrika ülkelerinin savunma bağlamında ortak bir düzlemde buluşabileceklerine dair en net işaretleri bünyesinde barındırıyor. Ayrıca bu devletin kıta ülkeleri ile olan ilişkilerinde Batılıların yaptığı gibi herhangi bir ön koşul ya da dayatma ileri sürmemesinin yanında bu alandaki sürecin bizzat Afrikalı karar alıcıların talepleriyle de hız kazanmış olması, ilerleyen süreçte Türk ürünlerinin Afrika savunma sanayi pazarı için daha cazip hale getirilmesini mümkün kılacak. Bu yüzden Türk savunma sanayi tecrübesinin vakit kaybedilmeksizin Afrika ülkelerine tanıtılması, taşınması ve akabinde transferi meselesi büyük bir önem arz ediyor. Bu sürecin kusursuzca koordine edilebilmesi için ise ilgili bakanlık uhdesinde kamu ve özel sektör temsilcilerinin tek çatı altında toplanacağı ve bir sinerjinin tesis edileceği yerli ve milli bir organizasyonun hayata geçirilmesi gerekiyor. 

Türk savunma sanayisinin zırhlı kara aracı üreticilerinden Nurol Makina’nın Ejder Yalçın 4x4 Zırhlı Muharebe Aracı’nın en yeni kullanıcısı bir Afrika ülkesi oldu.

Türk savunma sanayinin kara aracı üreticilerinden Katmerciler’in, segmentinin en güçlü zırhlı muharebe aracı Hızır için ilk yurtdışı siparişi 20.7 milyon dolarla Afrika’dan alındı.

KITADA NELER OLUYOR?

  • 16. yüzyılda Afrika’nın en önemli ilim insanlarından biri Timbuktulu Ahmed Baba. Kitap koleksiyonunda 1600’den fazla ilahiyat, etnografik, astronomi ve tabakata dair eser mevcut olup IRCICA’nın katkılarıyla dijitalleştiriliyor.
  • ABD’li aktör Ben Affleck, Belçika’nın Kral II. Leopold yönetimi altında Kongo’daki acımasız sömürge yönetimini beyaz perdeye aktaracağını açıkladı. Film, Adam Hochschild’in Kral Leopold’ün Hayaleti adlı çalışmadan uyarlanacak.
  • Ambouli Dostluk Barajı, Cibuti nüfusunun yüzde 75’inin yaşadığı başkent Cibuti’nin taşkınlardan korunması amacıyla Türkiye tarafından hibe olarak inşa edildi.
  • Etiyopya, kendi mali imkanlarıyla yürüttüğü uzay programı çerçevesinde ilk kez uydu fırlatacak.
  • Güney Afrika, artan su sıkıntısı ile başa çıkmak için 61 milyar dolarlık bir yatırım yapmayı planlıyor.
  • Suudi Arabistan, eğitim ve sağlık hizmetlerini desteklemek için Sudan’a 130 milyon dolar borç verecek.
  • TSK’nın Somali’deki Türk Görev Kuvveti Komutanlığı’nda düzenlenen mezuniyet töreninde eğitimlerini tamamlayan 363 Somalili asker mezun oldu.
  • Türkiye Diyanet Vakfı’nca temeli 4 yıl önce atılan Cibuti II. Abdülhamid Han Camii ve Külliyesi’nin resmi açılışı TBMM Başkanı Mustafa Şentop tarafından gerçekleştirildi.