Çin’de otomotiv sanayisi politikaları

Paylaş LinkedIn E-posta
Yayınlanma tarihi: 03 Ocak 2020 Cuma
AA + -

Fatih Oktay
fatih@fatihoktay.com

Çin günümüzde dünyanın en büyük otomobil pazarına sahip. 2018’de dünyanın ikinci büyük pazarı ABD’de yaklaşık 5 milyon binek otomobili satılırken bu rakam Çin’de 23 milyondu. Bu otomobillerin hemen hepsi ülkede üretiliyorsa da bunların yüzde 60’ı yabancı modellerdi. Bu, Çin’in otomotiv sanayisi politikalarının bir sonucu olarak ortaya çıkan bir durum.

Mao döneminin sona erdiği ve piyasa ekonomisi reformlarının başladığı 1978’de, Çin’in 31 eyaletinin 25’inde faaliyet gösteren 56 oto üreticisi vardı ve bunlar yılda yaklaşık 150 bin araç üretmekteydiler. Ancak bu ürünler dünya pazarlarında rekabet edebilecek kullanım ve teknik özelliklere sahip değildiler.

Ülke yönetimi 80’li yılların başlarında oto üretim kapasitesini artırmak ve ülke üreticilerinin teknolojik düzeyini yükseltmek için yeni bir yaklaşım benimsedi. Ülkede yabancı yatırımlara ancak ihracata yönelik üretim için izin verilmekteydi. Yeni yaklaşıma göre yabancı şirketler Çin’de üretecekleri otomobilleri iç piyasaya satabilecektiler ama büyük devlet şirketleri ile yüzde 50 ortaklık yapmak koşuluyla. Beklenen bu ortaklıklarla yerli şirketlere teknoloji aktarılmasıydı.

Bu politika pek başarılı olmadı. Japonya ve Kore otomotiv sektörü üzerine yoğunlaştıktan birkaç on yıl sonra dünyanın önde gelen pazarlarına girebilecek duruma gelmişken Çin bunu gerçekleştiremedi ve yukarıda belirttiğimiz, büyük iç pazarına yabancı modellerin hakim olduğu bir duruma gelindi.

Ülke yönetimi 2010’da güçlü bir yerli otomotiv sanayisi kurmak için yeni bir stratejiye yöneldi. Çevre ve iklim sorunları nedeniyle devri kapanmaya doğru giden geleneksel otomotiv sanayisi yerine, Çin yeni gelişen elektrikli otomobil sektöründe yerini alacaktı. Elektrikli araçlar, 2010’da açıklanan stratejik gelişen sanayiler programında üzerinde çaba ve kaynak yoğunlaştırılması öngörülen 7 sektörden birisi olarak yer aldı. O sırada Çin’in dünya elektrikli araç üretimindeki payı sıfır dolaylarındaydı; 2018’de ise bu pay yüzde 56’ya çıkmıştı.

Bu sonucun elde edilmesinde Ar-Ge faaliyetleri ve elektrikli araç üretimine büyük teşvikler; araç alımlarında sübvansiyon ve vergi teşvikleri; araç emisyon ve yakıt ekonomisi standartlarında elektrikli araç kullanımını özendiren düzenlemeler önemli rol oynadı. En az bunlar kadar önemlisi, elektrikli araçlar için şarj istasyonlarına büyük yatırım yapıldı; bugün ABD’de 60 bin dolayında şarj noktası varken bu sayı Çin’de 470 bin dolayında. Bu başarının en önemli dayanağı ise Çin’in mevcut imalat sanayisi ekosistemi oluşturuyor. Çin yalnız geleneksel otomotiv sanayisi değil, elektrik ve elektronik sanayisinde de çok gelişkin bir üretim ekosistemine sahip bulunuyor; ülkede elektrikli araçların her bir parçasını üretecek çok sayıda şirket bulunuyor. Özellikle, elektrikli araçların performans ve maliyetinin ana belirleyicisi olan akü sistemlerinde uzun zamandır faaliyet gösteren başarılı şirketlerin olması Çin’in bu alandaki hızlı yükselişinde önemli rol oynuyor. Bu şirketler faaliyet alanları ile çok sayıda patent almaktalar. Bu çok önemli çünkü teknolojinin hızla geliştiği bu gibi alanlarda var olmak için teknolojiyi alma ve kullanma değil onu geliştirebilme becerisi gerekiyor.