Koronavirüs, ekonomiyi nasıl etkileyebilir?

Doç. Dr. Nurullah Gür

Paylaş LinkedIn E-posta
Yayınlanma tarihi: 07 Şubat 2020 Cuma
AA + -

Doç. Dr. Nurullah Gür
ngur@medipol.com.tr

Dünya, Çin’de ortaya çıkan koronavirüs (Wuhan Virüsü) ile ilgili gelişmeleri endişeli gözlerle takip ediyor. İnsani dramın olduğu yerde ekonomik meseleler ikinci, hatta üçüncü plandadır. Ancak, durumun ciddiyetini ve Çin ekonomisinin dünya için anlamını düşünerek virüsün küresel ekonomiye olası etkilerini de göz ardı etmemek gerekiyor.

2003’te yine Çin’i etkisi altına alan SARS virüsünün küresel ekonomik büyümede 0.1 puanlık (33 milyar dolar civarında) bir düşüşe neden olduğu hesaplanıyor. Hizmetler sektörü başta olmak üzere birçok sektörü etkileyen SARS virüsü, Çin ekonomisinin ikinci çeyrekte en az 2 puan kadar hız kaybetmesine neden oldu. Yılın ikinci yarısında kontrol altına alınan virüsten sonra ertelenen talep ve yatırımlar hemen devreye girdi ve Pekin hükümetinin verdiği teşviklerle ekonomi yeniden rayına oturarak yılı yüzde 10’luk bir büyüme ile kapattı.

Peki, Çin ve dünya ekonomisi bu koronavirüsü de bu kadar kolay atlatabilir mi? Columbia Üniversitesi’nden Shang-Jin Wei, nisan ayında koronavirüs salgınının kontrol altına alınacağı senaryosunda virüsün Çin büyümesine etkisinin yıl genelinde 0.1 puan ile sınırlı kalacağını tahmin ediyor. Wei’ye göre Çin ekonomisi yılın ilk çeyreğinde kaybettiği ivmelenmenin önemli bir kısmını diğer çeyreklerde geri kazanabilir. Bu senaryoda virüsün ABD ve AB ekonomilerine negatif etkilerinin ise 0.02 puan olacağı hesap ediliyor.

Virüsün Çin ve dolayısıyla küresel ekonomide daha ağır tahribatlara neden olmasına yol açabilecek faktörler de var. Birincisi, koronavirüs salgınının yayılma hızı SARS’ı geçmişe benziyor. Salgının yayılma hızı ve küresel ekonomiye etkisinin artmasına neden olabilecek diğer bir faktör, Çin’in artan entegrasyonu. Çin, 2003 ile kıyaslandığında bugün 5 kat daha fazla dış ticaret yapıyor ve dışarıya 6 kat daha fazla turist gönderiyor. Üçüncüsü, Çin ekonomisi geçmişe oranla daha fazla iç talebe dayalı bir büyüme kompozisyonuna sahip. 2003’te daralan iç talebini dışarıya daha fazla mal satarak telafi etmişti. Çin’de ihracat 2003’te yüzde 35 oranında artmıştı. Çin’in bugün böyle bir geçişi yapması mümkün değil. Dördüncüsü, 2003 yatırım iştahının görece yüksek, risklerin ise düşük olduğu bir yıldı. Beklentilerin zaten tatsız, risklerin ise yüksek olduğu 2020’de virüs bir de ‘siyah kuğu’ etkisine neden oldu.
Biraz daha pozitif düşünmemize neden olacak faktörler de var. Öncelikle Çin’in geçmişe kıyasla virüs salgınına karşı daha şeffaf ve hassas bir tutum sergilediğini görüyoruz. Bu tutum gerekli politika reaksiyonlarının dünya genelinde gösterilebilmesi açısından çok önemli. SARS’ın ortaya çıktığı 17 yıl öncesine göre sağlık teknolojilerinde kaydedilen ilerlemeler de en azından şimdilik hastalıklı kişilerin teşhisi ve karantina altına alınması için çeşitli kolaylıklar sağlıyor.

Ticaret anlaşmasının birinci fazı ve Brexit’te işlerin biraz daha belirginleşmesi 2020’nin ilk yarısına yönelik küresel ekonomi için umut ışığı olmuştu. Koronavirüs bu iyimserliği aldı götürdü.

Virüs nedeniyle küresel büyüme tahmininin negatif revize edilmesi kaçınılmaz. Umarız salgın bir an önce kontrol altına alınır ve daha fazla insan hayatını kaybetmez. Salgın hastalıklarının daha kolay ortaya çıkması ve yayılmasına neden olan iklim değişikliğini daha fazla ciddiye almamız gerekiyor.