Korona günlerinde isabetli karar alma tekniği

Hakan Güldağ

Paylaş LinkedIn E-posta
Yayınlanma tarihi: 15 Mayıs 2020 Cuma
AA + -

Hakan Güldağ
a.hakan.guldag@gmail.com

Araştırmalara göre, hepimiz günde yaklaşık 20 bin karar alıyoruz. Tabii bunların bazıları günlük yaşamımızla ilgili rutin kararlar.

Ama bazı kararlar sadece bizi bağlamıyor. Şu sıralarda korana salgını ile ilgili aldığımız milyonları ilgilendiren kararlar gibi…

Uzatmaya gerek yok; TCMB Başkanı Murat Uysal’dan Fed Başkanı Jerome Powell’a finans piyasalarını yönlendiren kararlardan, 10 kişinin çalıştığı bir KOBİ sahibine, tüm yöneticiler ister profesyonel olsunlar isterse patron en temel işlerinden biri karar vermek.

Gelgelelim, karar vermek, doğru kararları vermek kolay iş değil. Büyük başarılara yol açabileceği gibi tam tersine de yol açabilir. Her düzeyde büyük faturalar ödemenize neden olabilir.

Belki de bu nedenle, çoğu zaman sonuçlarına katlanmaktan korktuğumuz için karar almaktan kaçınırız. Ya da aldığımız kararın uygulamasını erteleriz.

Cesur bir yönetici, hatalı bir kararın suçunu başkalarına atmaz. Mazeretlerin gölgesine de sığınmaz. Yöneticiyi başarıya götüren davranış da budur zaten. Ama hem cesur hem de akıllı bir yönetici karar alırken, kendisini hataya sürükleyecek adımlardan da kaçınmasını bilir.

*     *     *

Sevdiğim sözlerden biri, “Hayatımız, yaptığımız seçimlerin toplamıdır” diyor. Yöneticilerin hayatı alternatifler arasında seçim yaparak ve karar vererek geçer. Karar seçmek demektir. Yöneticinin en temel işi karar almaksa, diğeri belirsizlikleri mümkün olduğunca risk haline getirmektir. Çünkü risk ihtimaldir. Ancak elinizde ihtimaller varsa seçim yapabilirsiniz. Dolayısıyla yönetebilirsiniz…

Yöneticinin başarısını aldığı kararların kalitesi belirler. İyi kararlar da bilgiye dayanır. Bilgisiz karar olmaz. Bilgiyle birlikte, gerçekçilik sağlam kararların ilk koşuludur. Yöneticinin karar alırken olayları tam olduğu gibi görmesi gerekir. Olmasını istediği gibi değil. Yönetici günlük hayatın ufkunu aşan bir vizyona sahip olduğunda kararlar daha uzun süre geçerli olur ve diğer yöneticilere yol gösterir. Geçen Eko Mercek’te de yönetişimin önemine değinmiştik… Akıllı bir yönetici, bugün örneklerini yaşadığımız gibi ortam çok hızlı değiştiğinde ve belirsizliğin sisi etrafı sardığında, yalnız kendi aklına güvenmek yerine, çözümü kolektif aklın sağlayacağı zenginlikte arar. Ancak ‘karar anı’ geldiğinde yönetici yine yalnızdır. Tek başınadır. Aldığı önerileri, kendi bilgi ve birikiminin potasında eriterek nihai kararı verir.

*     *     *

Karar vermek kaçınılmaz ise karar sürecinin aşamalarını da iyi bilmemiz gerekiyor. Basamak basamak ilerleyen bu süreci iyi kavrarsak, her bir basamağa sağlam basarak, birçok şeyin göründüğü gibi olmayabileceğini aklımızda tutarak, aceleci olmadan kararlarımızı verirsek olumlu sonuçlar alma ihtimalimiz çok daha yükselir.
Gelin bu sürecinin aşamalarına birlikte bakalım:

Bir; öncelikle kararını alacağımız sorunun tanımını iyi yapmamız gerekiyor. Sorunun tanımı iyi yapıldığında yolun yarısı alınmış olur.

İkinci aşamada yapılacak iş bilgi toplamaktır. Sorunun unsurları hakkında mümkün olduğu kadar çok kaynaktan veri ve bilgi toplanması alınan kararların kalitesini yükseltir. Tek kaynaktan bilgi toplanması kararların etkinliğini azaltır.

Üçüncü aşama, hedefin belirlenmesidir. Hedeflerin açık seçik bir şekilde ortaya konulması karar alma sürecini kısaltır.

Alternatif üretimi karar sürecinin dördüncü aşamasıdır. Önce gerçekleştirilecek çözüm önerilerinin olası maliyeti ve ortaya çıkaracağı sonuçlar konusunda çalışma yapılır. Böylelikle, hedefe ulaştıracak farklı yollar da belirlenmiş olur. 

Beşinci aşama, elimizdeki bilgilerle sorunu ve süreci analiz etme aşamasıdır. Bu aşamada alternatifler, daha önce belirlenen hedef, nirengi noktasına konularak değerlendirilir. Analiz sırasında kritik faktör veya faktörlere öncelik verilmesi en iyi kararın seçilmesine imkan verir. 

Altıncı aşama, kararı alma aşamasıdır. Karar verici elindeki tüm bilgilere ve analiz sonuçlarına sezgisini de katarak son kararını verir. Ancak eğer karar verme aşamaları doğru biçimde değerlendirilmişse, yöneticinin içinden gelen ses, o anda aklına esen bir çözüm değil, yılların birikiminden ve deneyiminden süzülüp gelen altın değerinde bir çözüm olur. 

Son olarak alınan kararı yıldırım hızı ile hayata geçirmek gerekir. Kararın oluşma sürecindeki kuşkular ve tereddütler bu aşamada da devam ettiği takdirde başarısızlık ihtimali artar. Kararın sonuçlarının belirli zaman aralıklarında izlenmesi ve alınan geri bildirimlere göre esnek çözümler bulunması hedefe ulaşmayı kolaylaştırır.  

*     *     *

Türkiye’de yöneticilerin belirsizlik ortamında karar verme kabiliyetleri yüksek. Bu konuda hem bilgili hem tecrübeliler. Daha önce alınan isabetsiz kararların gözden geçirilmesi ile elde edilen ‘tecrübe’ gelecekteki kararların daha verimli olmasını sağlar. 

Bir vakitler, bir bilgeye nasıl bu kadar doğru kararlar alabildiğini sormuşlar. Cevabı tek kelime olmuş:

“Tecrübe…”

Peki demişler, o tecrübeyi nasıl kazandınız?

Yanıt yine tek kelime olmuş:

“Hatalarımla…”

Hepinize sağlık dolu günler, isabetli kararlar diliyorum. 

FATURANIN BÜYÜMEMESİ İÇİN…

Yönetici olup da karar almamak mümkün değil, kaçınılmaz. Hemen hemen hata yapmak da öyle… Karar almak kaçınılmazsa, şirketimize zarar vermemek, dahası şirketin gelişmesini sağlamak için karar alırken yapılan hatalardan kaçınmak önemli hale geliyor. 

Uzmanlar yapılan hataların şirketin üzerindeki yükleri artırmaması için uzak durulması gereken hataları satır başlarıyla şöyle sıralıyor:

* Zamanlama problemi: Demiri tavında dövmek ve karar anını kaçırmamak gerekir. Ancak erken alınan bir karar, gecikmiş bir karar kadar sakıncalıdır.

* Yanlış teşhis: Problemin tanımında yapılan bir hata, tüm karar alma sürecini sakatlar. 

* Çok seçenek: Bir problemin çözümü için çok sayıda seçenek üretilmesi karar sürecinin uzamasına, analizlerin bulanıklaşmasına neden olur ve kararsızlık ihtimalini artırır.

* Uzun süreli analiz: Birçok seçeneğin değerlendirme süresinin uzaması zihni yorar ve esas hedefin gözden kaçırılmasına yol açar. 

* İki arada bir derede kalmak: Akıp giden olaylara seyirci kalan ve gerekli kararları alamayan yönetici, artan risklerin ve kaçırılan fırsatların baş sorumlusudur.

* Mikro yönetim: Yönetici, önemli önemsiz her konuda son kararı vermek istediğinde, temel problemleri inceleyecek zamanı ve enerjiyi bulamaz.